Fıkıhta yetim; henüz ergenlik çağına ermemiş, babası ölmüş çocuklar hakkında kullanılır.
Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet-i kerimede yetimlerle ilgili meselelere değinilmiştir. Mesela; “Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın...” (Nisâ 4/36). “...Sakın yetimi ezme!” (Duhâ 93/9) buyrularak yetimlere karşı iyi davranılması emredilmiştir. “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ‘Hayır olarak ne harcarsanız o ana- baba, akraba, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir’” (Bakara 2/215).
Yetim malı yemek büyük günahlardan sayılmış ve haksız yere yetim malı yiyenlerin şiddetli azap görecekleri haber verilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) yetimlerin haklarına dikkat çekerek; “Allah’ım iki zayıf kimsenin, yetim ile kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum” (İbn Mâce, Edeb, 6) buyurmuştur.
Bir keresinde O (s.a.v.), işaret parmağı ile orta parmağını birleştirerek, yetimi koruyup gözetenle cennette bu şekilde yan yana olacağını belirtmiştir (Buhârî, Talâk, 25).
“Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanların evleri arasında en kötü ev ise, içinde kendisine kötü davranılan bir yetimin bulunduğu evdir” (İbn Mâce, Edeb, 6).
Allah Rasulü (s.a.v.) kendisine kalbinin katılığından şikayette bulunan birine; “Yetimin başını okşa, fakiri doyur!” buyurmuştur (İbn Hanbel, II, 387).
İslam’a göre yetimleri himaye edip yetiştirmek toplumun görevlerindendir. Yetimlerle öncelikle yakın akrabaları ilgilenmelidir. Bunların yokluğunda veya sorumluluklarını yerine getirmemeleri durumunda ise sorumluluk diğer Müslümanlara geçer. Dolayısıyla yetimler devlet tarafından veya devletin denetiminde gözetilir. Yetimin bakım masrafları varsa kendi malından, yoksa yakın akrabaları tarafından, onların da gücü yetmezse devletçe yahut belli vakıfların geliriyle karşılanır.
İslam toplumlarında yetim mallarının korunmasına özel bir önem verilmiştir. Osmanlılar’da “avârız” adı verilen vergiler fakir yetimler için bir tür sosyal güvence olmuş, yetimhanelerde (dârüleytâm) yetimlerin ihtiyaçları karşılanmıştır. Günümüzde gerek resmi kurumlar gerekse sivil yardım kuruluşları eliyle yetimlerin sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar yürütülmektedir.
Yetim gülerse, sevinirse toplum sevinir. Geliniz bizler de bir yetimin elinden tutalım...
Hayatı Ramazan gibi olanın, akıbeti bayram olur... Yüce Rabbimizin cemaline kavuşma duası ile Ramazan Bayramınız mübarek olsun...
Yazımızı şu hadis-i şerif ile bitiriyoruz: “Allah’ım! Seni zikretmek, Sana şükretmek ve Sana güzelce ibadet etmekte bize yardım et” (İbn Hanbel, II, 299).
Abdüssamed DURMUŞ
Vaiz
MEAL OKUYORUM
Artık sana vahyolunan kitaba sımsıkı sarıl; şüphesiz sen doğru yoldasın. (Zuhruf, 43/43)
HER GÜNE BİR HADİS
Bir kişinin kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz.” (İbn Hanbel, II, 349)
GÜNÜN DUASI
Yüce Arş’ın Rabbi olan Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Allah’ım! Rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyiliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim.
(Tirmizî Salat 343)
BİR SORU-BİR CEVAP
İdrar kanalının görüntülenmesi, kanala ilaç akıtılması orucu bozar mı?
İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz (DİYK 22. 09. 2005 tarihli karar; bkz. Merğînânî, el-Hidâye, II, 264, Kâsânî, Bedâî’, II, 98). (Fetvalar,DİB Yay.syf.277)