Gün gelir ortalık karışır.
An gelir kimsenin gözü kimseyi görmeyebilir.
Ummadığımız bir anda beklenmedik şekilde yalnız, yapayalnız, kimsesiz, tek başımıza oluveririz.
Dünya bu.
Gün gelir 'Ya nefsim!' çabasına düşebiliriz.
Her şey bizim için. Kimsenin hiçbir şeye garantisi yok.
Hayatın anlamını kavrayıp yaşanabileceği kadar güzel yaşamak çabasındayız hepimiz.
Çabamız var olmasına da yapabildiklerimiz, çabamız kadar değil.
Ne zaman, nereye, hangi şartlarda savrulacağımızı hiç bilemiyoruz.
Olmaz inşallah ya olur da ortalıkta kalıverirsek ne yaparız ki.
Düşünmesi bile ortamı buzgibi geliyor değil mi.
Olur da ne yapıp ne edeceğimizi bilemezsek, mahşer tilkisi gibi ortada kalıverirsek n'olur ki.
Hayat bu.
Bizi çırak çıkarmaya çabalayanlar olabilir. Çanak tutanlar, curcuna koparmak isteyenler artabilir.İstenmeyen şeyler de ortalıkta cirit atıyor olabilir.Ortalık panayıra, hatta cadı kazanına dönebilir.Ortalıkta kimsecikler görünmeyebilir, herkes pırna pırna olmuş olabilir.Fırtına estirenler, fesat çıkaranlar artıkça artabilir. Fitnenin kökü kurumaz, kökü kesilmez. Her yer fıkır fıkır kaynayabilir. Ortamın çivisi de çıkmış olabilir. Ortalık karışabilir; kargaşa, kavga çıkabilir.Davuluna vuran da olur kasnağına da.
Olur da olur özetle.
Kendi çalıp kendi oynayanlardan geçilmeyebilir ortalık yer. Ayakaltında dolaşanlar arttıkça artabilir. Her kafadan bir ses çıkabilir. Ortam gerginleşir, hava sertleşir bazen. Havayı bulandırabilirler.
Olmanın ardı arkası kesilmez.
Tedbir almak, tedbirli olmak gerektir.
Tuz ekmek hakkına inananlarımız, aynı sahana kaşık salladıklarımız gözden gönülden uzak bulundurulmamalıdır öncelikle.
Hava iyi koklanmalıdır.
Ortam gerginleşmesine müsaade edilmemelidir.
Dağı görüp tavşan, suyu görüp balık olmak her zaman işe yaramaz o gün geldiğinde.
Deve kuşuluk yapmak, çözüm üretmez.
Ayakaltında dolaşılmamalı, dolaşılmasına fırsat verilememeli o günlerde.
İşin gereğini yapanlara mani olunmamalı o anlarda.
Yolsuzluğa, düzensizliğe haddimiz de bilerek el koymalı zamanı geldiğinde.
Birliğimiz de ayrılığımız da abes kaçmalı sırası geldiğinde.
Ortama, topluluğa, çevreye uyuşumuz; tarafımıza leke getirmemeli elbette.
Elbette boy göstermemiz, görünmemiz, ortaya çıkmamız; tarafımıza rahatsızlık vermemeli.
Safımız belli etmekte fayda var.
Aşağıdaki anonim kıssadaki gibi işte. Dost düşman belli olsun:
'İbrahim Peygamberi yakmak için müthiş bir ateş yığını hazırlayıp içine atmışlar.
O sırada gökte ağzında küçücük bir kuru dal olan minik bir kuş belirmiş ve peygamberin üzerinden geçerken kuru dalı ateşe bırakmış.
İbrahim Peygamber kuşa seslenmiş: 'O minicik çöpü atmışsın, bu koskocaman ateş için ne fark eder ki'?'
Kuş, 'Olsun,' demiş. 'Düşman olduğumuz belli olsun.'
Az sonra minicik gagasında bir damla su ile bir başka kuş belirmiş ve o da suyu ateşin üzerine bırakmış.
İbrahim Peygamber ona da sormuş: 'Bir damlacık suyu bıraktın, ama bu kocaman ateş için ne fark eder ki'?'
Kuş cevap vermiş: 'Olsun,' demiş. 'Dost olduğumuz belli olsun.''
Dikkat edelim aman.
Don kesmiş ekin gibi oluvermek de var işin ucunda.
Safımız belli olsun.
Ortalık yerde kalmayalım aman.