Birkaç gündür de bu savaşın Türkiye'ye olası etkileri konuşulup duruluyor. Bu konuda yapılan yorumlar da doğal olarak dikkatlerimizi çekiyor. Bu yorumları yapanların sürekli güncel analizler üzerine yoğunlaştıklarını ve tarihe dönmediklerini fark ettim. Oysa Rusya dediğimiz ülke tarihsel süreç içerisinde daima Osmanlı ve Türkiye'den sürekli toprak talep eden bir konumda olmuştur.
Çok eskilere bile gitmeye yok. Kağıt paranın tarihini çalıştığım 'Paranın Kitabı' isimli kitabımdan önemli bir bölümü burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Göreceğiz ki Rusların aslında emelleri yüzyıllardır hiç değişmedi. İşte kitapta ele aldığım o bölüm:
SSCB'NİN TÜRKİYE'DEN KABUL EDİLEMEZ TALEPLERİ
2. Dünya Savaşı'nın ardından İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği, Şubat 1945'de Yalta Konferansı'nda bir araya gelmişti. Bu konferansın ardından Stalin, 19 Mart 1945 tarihinde Türkiye'ye bir nota vermiş ve 1925 yılında Atatürk ile Lenin arasında imzalanan Dostluk Antlaşması'nın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra gelişen yeni duruma uygun olmadığı ve 'esaslı değişiklikleri' gerektirdiği için feshettiğini bildirmişti.
Türk yetkililer ise Sovyet notasına 4 Nisan 1945 tarihli cevabi notayı vermiş ve feshedilen antlaşma yerine günün şartlarına daha uygun bir antlaşmanın yapılmasının kabul edilebileceğini ve bu konuda Sovyetlerin önerilerinin beklendiğini belirtmişlerdi. 7 Haziran 1945 tarihinde Sovyet Dışişleri Bakanı Vyacheslav Mikhaylovich Molotov, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Selim Sarper'e Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında yeni bir antlaşma yapılabilmesi için Sovyet önerilerini bildirmişti.
Sovyetler Birliği'nin önerdiği şartlar açıkça Türkiye'nin egemenlik ve bağımsız haklarını ihlal eden kabul edilemez nitelikler taşımaktaydı: