Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı…
Müfettiş:
- ‘Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?’
Köylü:
‘Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım… Ben kimseye zarar vermem… Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız… Bizler fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.’
Müfettiş:
‘Delilik bu!
Muhtar görmüyor mu bunu?’
Köylü:
‘Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı… Bedava sonuçta...’
Müfettiş:
‘Peki ya maaşınızı artırsak?
Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?’
Köylü:
‘Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık…
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.’
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi...
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
‘Bu sefalet bir gün felakete yol açacak...’
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü… Çocuk gülümseyerek el sallıyordu…
Müfettiş dehşetle bağırdı:
‘Treni durdurun!’
Ama çok geçti… Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu…
Çocuk ne fizik biliyordu ne de ‘bir söküp bir bırakma’ kuralını… O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü… Tren devrildi…
…/…
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti…
Suç veya suçlu kim?
O gün bugündür asıl suçluyu arıyor 4 maymun!
Kimi ‘cehaleti normalleştiren toplum’ der…
Kimi, ‘çıkarı ahlakın önüne koyan düzen’ der…
Kimi ‘Bir şey olmaz’ kültürü der…
Kimi ise ‘nemelazımcılık’ oynar…
Sanırım yanlışa sessiz kalan herkes suçludur bu durumda…
Geçmişten günümüze bir gerçek var ki bazı köyler, beldeler, ilçeler ve Kent’ler hatta ülkeler bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer…
Ve sanırım birçok yerde vidalar çoktan gevşemiş!
…/…
Hikâye gibi, öyle değil mi? Aslında her yönüyle gerçek…
Olayın nerede yaşandığının inanın hiç mi hiç önemi yok… Yaşadığınız bölgede benzeri durumlar var mı? Yok mu? Bunu irdelemek lazım… Bakıp görmekte önemli tabi!
Bakmak ve görmek, işte tüm mesele bu!
Varsa eyvah! Yoksa çok şanslısınız sarılın seçtiğiniz kişiye…
…/…
Diğer yandan bazı seçilmiş / ya da koltuklara oturtulmuş başkanlar(!) var… Ne fizik biliyor ne de ‘bir söküp bir bırakma’ kuralını…
Kuralsızlar…
Yan yana iki vidayı sökeli yıllar olmuş, elinde 2 vidayla seçildiği bölgeyi yönetiyor… Ha yeme, ha sökme, ha da beton dökme… İnşaat, arsa, ev, tarla, bahçe, villa, araç, imar vb. usulsüzlüğün kitabını yazıyor… Etrafında menfaat havuzunda yüzenlerin ise gıkı çıkmıyor!
Vidalar çoktan gevşemiş, tren devrilmeyi bekliyor!
…/…
Lakin suç bizde, hepimizde…
Bazı siyasiler, belediye başkanları o kadar kirli, içi dışı irin dolu ki ne seçim öncesi, ne de seçim sonrası malvarlıklarını açıklamaya dahi niyet etmiyor, belki de cesaret edemiyor…
Kimse de sormuyor, sorgulamıyor, hatta alkışlıyor…
Soranlarla alay ediyor, gülüyor, adeta dalga geçiyor… Yaptığı yanına kar kalacak sanıyor, yanılıyor!
Olması gereken çok basit…
Siyasete atılmak isteyenlerin, koltuklara talip olanların ve namzet başkanların 7 ceddinin, hısım akrabasının, eşinin, dostunun, teyze oğlunun, bacanağının, kardeşinin vb. malvarlıklarının didik didik edilmesi gerekiyor… Sorunu kökten çözer mi bilmem, çözmese de bir nebze hırsızlıklara önlem olabilir…
Malvarlığını açıkla(ya)mayan kimse aday gösterilmemeli, gösterilse dahi oy verilmemelidir… Yasa koyucuların alacağı tek kararla mümkündür bu…
İşte toplum olarak bu ferasete sahip olursak, hırlısı hırsızı koltuklara dahi talip olamazlar…
…/…
Kamu kurumları ve belediyeler bir torpil kapısı değildir, olmamalıdır…
Karakter, ahlak, azim ve gayret önemlidir/ olmalıdır…
Nereden geldiğinin farkında, tarihini bilen, inanan bu minval üzere geleceğini kurgulayan, vizyon sahibi bir toplum olmak ve neslimizi bu şekilde yetişilmek zorundayız… Kurtuluş reçetemiz budur!
Unutmayınız ki:
Suç, sadece seçtiklerimizde ve onların kalitesinde değildir…
O kişiler de toplumun içinden çıkan sizden, bizden birileri…
Lütfen, şöyle etrafınıza bakıverin! Göreceksiniz ki raylardan ilk vidalar çoktan sökülmüş… Bazı koltuklar ise, ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk misali gülümseyerek el sallayanlarla dolu…
Ves’selam…