Merhaba Değerli Okurlar;
Bu yazımızda Komşuluk İlişkilerine yargıtay kararlari ve mevzuat çerçevesinde değineceğiz. Komşuluk Hukuku 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında düzenlenmiş olup, bu kanun, kat maliklerinin hakları ve sorumluluklarını içermektedir. Kat maliklerinin birbirlerine ve ortak yaşam alanlarına sorumlulukları vardır. Komşuluk ilişkileri hukuki düzenlemelerle de güvence altına alınmıştır. Günümüzde komşuların en çok karşılaştığı problemlerden biride 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. Maddesi gereği kat maliklerinin haklarını tanımlanırken, bu hakların kullanımında uyulması gereken sınırlara uyulmamasından kaynaklı uyuşmazlıklardır. Madde 18 “ Kat malikleri, bağımsız bölümler üzerinde Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre malik gibi kullanma hakkına sahiptir. Ancak bu hak, diğer kat maliklerini rahatsız etmeme ve ortak alanlara zarar vermeme yükümlülüğü ile sınırlıdır.” Bu kanun kapsamında bağımsız bölüm malikinin, koku ve duman yaymaması, diğer maliklerin özel yaşamına müdahale etmemesi, gürültü yapmaması, ortak alanları işgal etmemesi gerekmektedir.

Özellikle çoğu site sakinlerinin ikazlarına rağmen kalabalık arkadaş grupları toplantıları yapan, yüksek sesle müzik ve rahatsız edici düzeyde sohbet eden, sükuneti bozan davranışları sergileyenlere, her sabah erkenden çalıştırılan elektrik süpürgesi sesi, kat malikinin kendi dairesini günlük kiraya vererek huzuru bozanlara, apartman boşluğuna sürekli eşya(bisiklet, masa, kanepe vb.) bırakılması diğer kat maliklerinin madde 18’ e göre dava açma hakkı her zaman saklıdır.

Yargıtay kararları da incelendiğinde; Bu sebeplerle dava açıldığında, mahkeme tarafından konusunda uzman bilirkişi kurulu görevlendirilerek mahallinde inceleme yapılarak davalıların kullandığı bağımsız bölümlerin uygun olarak kullanıp kullanmadığı ayrıntılı olarak saptanıp aykırı kullanıldığının tespiti halinde alınacak önlemlerin neler olduğu belirlenerek, Kat Mülkiyeti Kanununun 33. maddesi uyarınca makul bir süre verildikten sonra diğer hükümler icra edilmelidir.

Makul bir süre verilmeden diğer hükümlerin icra edilmesi her koşulda hukuki olmamaktadır öncelikli olarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekmektedir. Kat mülkiyeti Kanununda 33. Madde bu uyuşmazlık durumlarında aparman ve site yaşamında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözüm yolunu bize açıkça göstermektedir. Hakimin müdahalesi: Madde 33 –“(Değişik birinci fıkra: 14/11/2007-5711/17 md.) Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz. Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, ilgilileri dinledikten sonra, bu kanuna ve yönetim planına ve bunlarda bir hüküm yoksa, genel hükümlere ve hakkaniyet kaidelerine göre derhal kararını verir ve bunun, tesbit edeceği kısa bir süre içinde yerine getirilmesi lüzumunu ilgiliye tefhim veya tebliğ eder. (Değişik üçüncü fıkra: 14/11/2007-5711/17 md.) Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından iki bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. 25 inci madde hükmü saklıdır.” İlgili madde incelendiğinde, taraflar arasında ilgili alternatif çözüm yolları tükendiğinde yaşanan sorunlar çözülemediğinde tarafların sulh hukuk mahkemesine başvuru hakkı mevcuttur.

Sonuç olarak ; Kat mülkiyeti , sadece taşınmazların kullanımı ve paylaşımı olamamakla birlikte, karşılıklı özveriye dayalı bir komşuluk hukukunu da içine almaktadır. Kişisel hak ve özgürlüklerin sınırının, başkasının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde bittiği gerçeği konuyu en anlamlı şekilde özetlemektedir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu da bu sınırları ve hukuki güvencenin karşılanmasını sağlamıştır.