100 yıllık Cumhuriyetin 75 yıllık döneminde, iktidar olan sağ tandanslı partiler bugünkü ekonomik yapının sorumlularıdır. Cumhuriyetin sosyo-ekonomik değerlerine savaş açan bu iktidarlar Cumhuriyetin ekonomi kalelerini tek tek kapatarak Türkiye'yi bir çok sektörde dışarıya bağımlı hale getirmişlerdir. SEKA, TEKEL gibi SÜMERBANK da sosyo-ekonomik talandan nasibini almıştır. SÜMERBANK'ın milli ekonomi tarihinden çekilmesiyle milli ekonomiye zarar vermiş.
Demokrat Parti iktidarı ile başlayan AKP iktidarı ile taçlanan para ile para kazanma kültürü Türkiye'yi Cumhuriyet tarihinin en pahalı dönemine getirmiştir. Ülkemizde her gün fiyatlar yükseliyor, pahalılığı kontrol edemez hale gelmiş durumdayız. Ana sebep Cumhuriyetin üretim kültüründen kopmuş olmamızdır. Boğazımızdan geçen lokmadan, giydiğimiz kıyafete, okuduğumuz kitaptan, kullandığımız cep telefonlarına hemen hemen her şey ithal edilmektedir. Devletin üreten, kar eden fabrikaları ve şirketleri teker teker kapatılmıştır.
Bir zamanlar Sümerbankımız vardı. Ülkemizin bir nevi sanayi mektebi Sümerbank; ülke ekonomisinin lokomotifi, halkın refah seviyesinin artmasının pistonu, ekonomik altyapının dinamosu, halk ile devlet yararına üreten, kazandıran, çalışanların sosyo-kültürel yaşam kalitelerini yükselten Sümerbank. Vasıflı eleman yetiştirmek için yaklaşık 100 yıl önce yurt içi ve yurt dışında mesleki eğitim programları hazırlayan, ekonomik açıdan da tam bağımsız olma felsefesiyle hareket eden Sümerbank ne yazık ki tarih oldu…Bu hafta da kuruluşundan kapanışına Sümerbank'ın hikayesi üzerinde duracağız.
Cumhuriyeti ilan ettiğimiz dönemde yerli fabrika ürünlerinin yurt içi tüketimi karşılama oranı pamukta %10, yünlü kumaşta %40, ipekli de ise %5'idi. Acil olarak milli üretimin artırılmasına ihtiyaç vardı. 1929 Dünya Ekonomi Buhranı da etkisiyle ekonomide bir an önce önemli adımlar atılması lazımdı. Neoliberallerin Onlar ekonomiden anlamazdı…' dedikleri Cumhuriyet kadroları ilk adımı attılar: Devlet ekonomiye hakim olacaktı… Girişimler o yönde başladı; fabrikalaşma ve milli üretimde kısa sürede büyük işler başarıldı. Dünya ekonomik buhranına rağmen elde edilen ekonomik kazanımlar dünyada da gündem oldu; Genç Cumhuriyet kalkınma hızında dünyada 3. Sırada yer alan bir ülkeydi artık. Bugün de durum çok farklı değil; dünya genelinde ekonomik buhran var; siyasi parti farkı gözetmeksizin çok sayıda politikacı devletin ekonomiye dahil olmasını, milli üretim devrimini konuşuyor. Biz de ekonomi sahasında kuruluş ayarlarımıza dönülmesini arzulayanlardanız. Neoliberalizm çökmüştür. Ülkemiz üretmeyen, ithal eden, parası değersiz, enerjiden gıdaya bağımlı bir ülke konumuna getirilmiştir. Ekonomiden çok iyi anlayan Genç Cumhuriyet kadrolarının yolunu izleme zorunluluğumuz söz konusudur; Tekeller, Sekalar, Sümerbanklar geri dönmelidir…
Atatürk'ün büyük projelerinden biri olan Sümerbank, ülkenin kısa sürede kalkınması için yapılan önemli girişimlerden biriydi. Osmanlı'dan kalan borçların ödenmesi, refah bir ülke olunması yolunda ekonomik sahada atılımlar yapılması kaçınılmazdı. İşte Sümerbank, bu zorunluluklar doğrultusunda Genç Cumhuriyetin büyük projelerinden biri olarak tarih sahnesinde yerini aldı.
Türkiye'nin 'sanayi mektebi' olarak da bilinen SÜMERBANK, 'Tüzel kişiliği ve özel kanununda belirtilen sınırlar çerçevesinde bağımsızlığı olan, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyette bulunmak üzere özel hukuka tabi, sanayi ve teknoloji bakanlığına bağlı iktisadi devlet teşekkülü' olarak tanımlandı ve bu tanım kapsamında yol haritası çizildi. Dönem itibariyle sanayileşme hamlemiz milli ihtiyaç ve menfaatlere ulaşma amacını taşıyordu. Bu nedenle verimlilik esastı, ahenkli, rasyonel, planlı çalışmaya ihtiyaç vardı. Ekonomik ve siyasal bağımsızlık bir milli strateji olarak kabul edilirken, teşekkül eden bütün kurumların etüd ve planlarının hazırlanması ve örgütlenmesi, kurulmuş ve kurulacak kurumlara kredi açılması halk ile devlet arasında kazanç buluşması, etnik fark gözetilmeksizin millet olarak kalkınma yolunda çalışılması stratejik bir yol olarak benimsendi.
Bu güzergahta sadece sanayi kuruluşu olmayan SÜMERBANK bir aydınlanma kuruluşu ve yoluydu da aynı zamanda. Ekonomik kalkınmanın lokomotifi olan SÜMERBANK'ın hikayesi İsmet İnönü'nün Sovyetler Birliği inceleme gezisiyle başladı.
Emperyalizmi dize getiren Genç Cumhuriyet, tam bağımsız oma yolunda milli sanayi kurmanın mecburiyetini kavramış, İsmet İnönü'nün Sovyetler Birliği'nden almış olduğu 8,5 Milyon liralık kredi ile kolları sıvamıştı. Bir öncü kamu kurumu olarak teşekkül eden SÜMERBANK A.Ş. Hereke Dokuma, Beykoz Deri, Uşak Şeker ve Tosya Demir Çelik Fabrikalarıyla işe başladı. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında faaliyetlere başlayan SÜMERBANK, ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını optimal düzeyde değerlendirme amacıyla şeker, dokuma, maden, kağıt/selüloz, kimya olmak üzere geniş bir yelpazede üretmeye başladı. Milli ekonomik plan kapsamında 1934'de Bakırköy Bez Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası ve Isparta Gülyağı Fabrikası, 1935'de Kayseri Bez Fabrikası, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası ve Zonguldak Antrasit Fabrikası, 1936'da İzmit Kağıt Fabrikası, 1937'de de Ereğli ve Nazilli Bez Fabrikaları işletmeye alındı. Mustafa Kemal Atatürk, SÜMERBANK Merinos Fabrikası'nı açarken açılan her fabrikanın milli sevinci artırdığına dikkat çekerken milli üretim devrimini milli bir hedef olarak koymuştu…
Kuruluşundan 2001'e kadar başta Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere eğitim elbisesi, iç çamaşırı, postal, çadır, paraşüt, çarşaf, havlu, vb. ürünler üretip ülke ihtiyacını karşılayan SÜMERBANK Arnavutluk, Bosna Hersek ordu ve emniyet teşkilatlarına ihracat yapıyordu. Milletine ve komşu milletlere yeten SÜMERBANK'ı niçin kapattınız, ne istediniz ondan, SÜMERBANK'ın neyi zorunuza gitti? Ne yazık ki, SÜMERBANK kapandıktan sonra/bugün bahsi geçen ürünlerde ithalatçı ülke konumuna gelmiş durumdayız, dışarıdan geleceklere bağımlıyız, 'Babalar gibi sattığımız için…'
1980'lerle birlikte Batı kaynaklı özelleştirme girişimlerinden SÜMERBANK da nasibini aldı, üretimden çekildi. 28 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank özelleştirildi. Planlı bir şekilde özelleştirilme sürecinde şirket yeniden yapılandırıldı, bankacılık birimi ayrıldı, sanayi sektöründe devam eden bölümü ise Sümer Holding A.Ş. adını aldı. Süreçte Türkiye Yapağı ve Tiftik A.Ş., Erhaz, Sihaz, Tümosan, Turban, Türkiye Zirai Donatım Kurumu gibi pek çok kuruluşu bünyesinde erittirilen Sümerbank; TÜPRAŞ, Erdemir, Telekom gibi son dönemde yapılan özelleştirmeler hariç, Türkiye'nin 8 milyar $ civarında olan toplam özelleştirme gelirinin 881 milyon $'lık (yaklaşık % 11'lik) bölümünü kendi bünyesinde yine kendi varlıklarını özelleştirerek yaptı..

Ekonomiyi çok iyi bildiklerini iddia eden, Cumhuriyet dönemi milli ekonomi modelini 'Hantal Ekonomi' olarak niteleyen sağ tandanslı partiler, emperyalizmin de dayatmalarıyla SÜMERBANK'ı 24 Ekim 1995'te Garipoğlu şirketler grubuna 103.4 milyon dolara satarak özelleştirdiler. Akabinde Hayyam Garipoğlu'nun Malki cinayeti ve Türkbank skandalına adının karışması nedeniyle SÜMERBANK Garipoğlu şirketler grubunun elinden alınarak 21 Aralık 1999'da TMSF'ye devredildi, akabinde 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satıldı. Böylece bir tarih daha son buldu; Cumhuriyetin önemli ekonomik kalelerinden biri daha düştü, ülke ithalat çukurunda bir adım daha yol aldı .
Özetle; milli kimliğimizin önemli yapı taşlarından biri olan SÜMERBANK'ı önce özelleştirmiş, sonra yabancı ortaklı firmalara satmıştır; çünkü SÜMERBANK ve benzeri milli kurumlar bu karenin oluşmasına ve menfaatlerine engel olan milli silahlardı; bunun için yok edilmeleri gerekiyordu. Yok edildiler; ama dünya ve ülke ekonomi realitesi işaret etmektedir ki; ülkemizin sanayide de dışa bağımlılıktan kurtulması için devletin ekonomiye el atmasıyla, devletin yönlendirmesiyle milli fabrikaların kurulması gerekiyor. İşte o zaman millet ve komşu milletler yerli ve milli üretimin nimetlerinden faydalanacak; Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyet Devleti ve komşuları kazanacaktır...
En yakın gelecekte Sümerbanklı günlere dönmek dileğiyle…