Kendimize, çevremize, toplumumuza, milletimize ve insanlığa duyarlı olmak durumundayız.

Duyarlılık, kendimiz için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır.

Mutlu bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli erdemlerdendir.Sağlıklı bir toplumun vazgeçilmez temel taşlarındandır.

Duyarlılık, insanların can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.

Duyarlılık, sadece üzülmek veya tepki göstermek değildir. Doğru zamanda doğru davranışı sergileyebilmektir.

Duyarlılık; insanı insana, insanı topluma bağlayan manevi köprüdür. O köprü zayıfladığında kişi yalnızlaşır, toplum ise dayanışma gücünü kaybeder. Kalabalıklar artabilir fakat gerçek anlamda topluluk olabilmek zorlaşır.

Duyarlı insan; rahatsız etmez, iyileştirmeye çabalar. Kusur aramaz, problemi edip çözümün bir parçası olmaya çalışır.

Duyarlı insan; iyi niyetlidir, araştırır, sorumluluk alır. Empati ve sorumluluktan asla uzaklaşmaz. Duyarlı insan; ailede, kurumlarda, topluluklarda değer görür.

Duyarlı insan, vicdanın sesini dinlerler.

Duyarlılığın kaybolduğu yerde önce vicdan susar, sonra adalet zayıflar, güven sarsılır ve toplum çözülmeye başlar.

Duyarlılığın zayıflaması ve zamanla kaybolması, başlangıçta küçük bir ihmal gibi görünse de zamanla sosyal hayatta ciddi sonuçlar doğurur.

Bu sonuçların belli başlılarını şöyle sıralayabiliriz:

Adaletsizlik yaygınlaşır, ahlaki yozlaşma artar, bilgi kirliliği yayılır, çevre tahribatı hızlanır, gelecek nesillere bırakılacak miras ağır bir yara alır, güven duygusu zayıflar, olumsuz örnekler çoğalır, sosyal bağlar zayıflar, şiddet ve hoşgörüsüzlük artar, toplumsal dayanışma çözülür, toplumsal huzur bozulur, vicdanlar körelir, yalnızlaşma ve yabancılaşma artar…

Evet. Asıl mesele, duyarlılığın azalmasından çok sürekliliğini kaybetmesidir. İnsanlar anlık olarak etkileniyor, üzülüyor, tepki gösteriyor fakat bu duygu kısa sürede başka gündemlerin arasında kaybolabiliyor.

Unutmayalım.

Duyarlılık kaybolduğunda önce insanlık yara alıyor ardından medeniyet.

(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)