Henüz 2026’nın ilk çeyreğindeyiz… Zamların ardı arkası kesilmiyor…

Minibüs, otobüs, tramvay 40 TL oldu.

Ancak minibüsçüler tekrar zam talep ediyor.

Otobüs biletleri iyice yükseldi.

Kalabak suyun fiyatı arttı.

Servisçiler fiyatların güncellenmesini istiyor.

Ekmeğe zam geldi gelecek…

Doğalgaz, elektrik, su…

Daha bunun pazarı var, marketi var. Alışveriş torbasını doldurabilmek apayrı bir mesele.

Markete her gittiğimizde farklı bir fiyatla karşılaşır olduk.

Restoranlarda, kafelerde de durum aynı şekilde…

Fiyatı yükselmeyen ürünün de ya gramajı düşüyor ya da kalitesi…

Emeklinin, asgari ücretlinin maaşına yapılan kuş kadar zam, tüm bunların nasıl üstesinden gelecek?

Tasarruf yapmaktan, sürekli istekleri ve ihtiyaçları ertelemekten yorulduk.

Harcama yapmamak için sosyalleşmekten vazgeçen gençler, evinde en yakınını bile misafir olarak ağırlayamayan emekliler… Mesaiye kaldığında yemek masrafından kurtuldum diye sevinen işçiler…

Vatandaşı politikalar ilgilendirmiyor.

Sadece eline geçen ve cebine kalan paraya bakıyor.

2026’ya ne ara girdik, maaşlarımız nasıl bu kadar hızlı eridi bazen hayret ediyorum.

Sürekli bir zam dalgası…

Yapılan bir zammı daha tam konuşamadan hazmedemeden yeni bir haberle karşılaşıyoruz…

Artık alışmanın da ötesindeyiz bu duruma.

Daha 2026’nın başındayız. İnsan yılın geri kalanı nasıl geçecek diye düşünmeden edemiyor. Çünkü görünen o ki bu daha başlangıç…