Bir düşüncenin, duygunun, bilginin, fikrin … nasıl ifade edildiğine genel anlamda ‘üslup’ diyoruz.
Kurulan cümle yapısı, hitap şekli, kelime seçimi, nezaket ve ölçü, ses tonu … üslubun bütünüdür.
İletişimde esas olan üsluptur. Muhatabımız neyi söylediğimizden çok onu nasıl söylediğimizle ilgileniyor. Biz de öyleyiz tabi. Bu yüzden Neyi söylediğimizden çok o şeyi nasıl söylediğimiz önemli.
İşletişimde doğru söz yetmez. Doğru olan, doğru üslupla söylenmelidir.
Günümüzde iletişim çatışmalarının temelinde çoğu zaman üslup eksikliği vardır. Bu yüzden söz, ağızdan çıkmadan önce kalpten geçmelidir.
Aşağıdaki anonim kıssa bizi bu konuda yeterince uyarıyor:
Köprüde dilenen kör dilenci, şairin dikkatini çeker.
Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar. Dilenci sekiz dolar kadar olduğunu söyler.
Şair, dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek bir şeyler yazar. ‘Şimdi buraya senin kazancını arttıracak bir şeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin.’ deyip oradan ayrılır.
Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca dilenci ‘Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katladı. Çok merak ediyorum. Tabelaya neler yazdınız?’
Şair gülümseyerek ‘Tabelada doğuştan körüm, yardım edin.’ yazıyordu. Ben ‘Bahar gelecek ama ben yine göremeyeceğim’ diye yazdım.’ der.
…
Evet, “üslup” konusunda çoğumuzun bildiği anonim kıssadaki rüyayı siz nasıl yorumlardınız:
“Bir padişah bir gece rüyasında, bütün dişlerinin birer birer döküldüğünü görür. Sabah olunca rüyadan çok etkilenir ve sarayına en meşhur rüya tabircilerini çağırır.
İlk rüya tabircisi rüyayı dinler ve hiç düşünmeden şöyle der:
‘Hünkârım, bu rüya hayra yorulmaz. Siz, bütün yakınlarınızın ölümüne şahit olacaksınız.’
Padişah bu sözlere çok öfkelenir. Söz doğru olsa bile acı, sert ve incitici bulunur. Tabirciyi huzurdan kovdurur, hatta cezalandırıldığı rivayet edilir.
Ardından ikinci bir rüya tabircisi çağrılır. O da rüyayı dinler ve şöyle der:
‘Sultanım, bu rüya uzun ömürlü olacağınıza işarettir. Ömrünüz, bütün akrabalarınızdan daha uzun olacaktır.’
Padişah bu yorumu beğenir, tabirciyi ödüllendirir.
Saraydakiler şaşırır; çünkü iki tabirin özü aynıdır. Bunun üzerine padişah şöyle der:
‘Söylenen söz değil, söyleniş biçimi insanı incitir ya da memnun eder.’”