Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, bir süre önce tehdit edildiğini dile getirmişti.

Neler yaşandığını hatırlamakta fayda var…

Dökmeci’ye yönelik tehditler yaklaşık 1 yıldır sürüyor. İlk şikayetin tarihi 3 Mart 2025…

Belediye tarafından devralınan ve tadilat aşamasında olan boş bir spor kompleksine 'Biz kınaladığımız kuzuyu keseriz' şeklinde bir yazı asıldı…

Resminin bulunduğu bir otobüs durağına yönelik kurşunlu bir saldırı gerçekleştirildi…

Üstelik ailesi de tehdit altında…

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Sivrihisar ziyaretinde Dökmeci’ye koruma da verilmediğini söylemişti.

Yaşanan olaylara tarafsız baktığımızda akla gelen tek şey, failin bulunması ve hak ettiği cezayı alarak tutuklanması…

Ancak yaşananlar pek akıllardaki gibi gerçekleşmedi…

Sivrihisar Adalet Sarayı’nda davanın karar duruşması görüldü.

Dökmeci’yi Milletvekili İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da yalnız bırakmadı.

Dökmeci’ye yönelik tehdit ve hakaret davasında sanığa hapis cezası verildi ancak tutuklama kararı çıkmadı.

Mahkeme sanık hakkında tehdit suçundan 10 ay, hakaret suçundan ise zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle 1 yıl 1 ay 18 gün hapis cezası verdi.

Karardan anlayacağımız bu sanığın sokaklarda özgürce dolaşacak olması…

Dökmeci’nin Avukatı Hüseyin Akçar, adaletin tecelli etmediğini düşündüklerini dile getirdi.

Akçar, “Duruşma sırasında bile ilgili şahsın sosyal medya üzerinden açıklamalar yaparak başkanımızı tehdit etmeye devam ettiğini görüyoruz” dedi.

Bir sanığa açılmış hakaret ve tehdit davası görülürken, kişinin tehditlerine o sırada bile devam etmesi hukuka ve adalete olan güveni sarsıyor.

Demek ki bu kişi dışarıda elini kolunu sallayarak yaptığı hareketleri sürdürecek.

Tehditler, eylemler devam edecek.

Üstelik burada sadece Dökmeci’ye değil, ailesine de yönelik hareketler var.

Dökmeci de yaptığı açıklamada, “Adalete güvenmek istiyoruz” dedi.

Dökmeci’ye destek veren başkanlar ise itiraz edeceklerini vurgulayarak süreci yakından takip edeceklerini belirtti.

Evet, adalete güvenmek istiyoruz.

Suçluların cezasını çektiği, yeni faillere cesaret verilmediği bir hukuk düzeni istiyoruz.

Ne zaman ülkede “adalet yerini bulmasa” aklıma aynı şey düşüyor.

Ya benim başıma gelseydi? Ya yakınlarımdan biri aynı durumu yaşasaydı?

Demek ki bana da biri tehditte bulunsa, dışarıda gezebilecek.

Demek ki edilen hakaretler ve eylemler kişinin yanına kalacak…

Böyle bir atmosferde kendini güvende hissedebilen var mı?