İnsanlar, en eski çağlardan beri bir arada olmanın kendilerine güç ve enerji verdiğine inanırlar. Birlikte yaşarken; birlikte çalışmak, birlikte oynamak, dans etmek, birlikte şarkı söylemek hep bunun içindir. Birlikte oynamayı, dans etmeyi de şarkı söylemeyi de hep müzik eşliğinde yaparlar. Bunu için İnsanlar hep müzik ile coşarlar, müzik ile birlikte hareketlerinde ve seslerinde ritim tutarlar, uyum sağlarlar, disipline olurlar. En büyük keyfi de bu birlikte şarkı söylediklerinde, oynadıklarında ve onları topluluk önünde sunduklarında yaşarlar. Korolar böyle oluşmuştur. Koroların çıkışları ise İsa’dan sonra 5. yüzyılda, dini yönlendirme amacıyla ilahiler söyleyerek başlayıp, yaygınlaşmış. Daha sonraları 12. yüzyıldan itibaren ilk sanatsal polifonik korolar , yani çoksesli ezgilerin söylenişi ortaya çıkmaya başlamış. 17. yüzyılda 100 kişilik 200 kişilik koroların konserler verdiğini müzik tarihinde okuyoruz. Günümüz Avrupa’sında korolar büyük önem taşıyor. Her yaş grubunda koro toplulukları oluşturarak, şarkılar eşliğinde sosyalleşmeler, kültürleşmeler yaşamaktadırlar. Avrupa’da kurulan ilk sivil polifonik koro derneği; 1791 yılında Berlin'de (Almanya) kurulan “Sing-Akademie zu Berlin”dir. Bugün sadece, Almanya’da 60 bin dolayında koro bulunmaktadır. Aynı şekilde İtalya İngiltere, Fransa ve ABD gibi ülkelerde aynı rakamlarda koro sayıları bulunmaktadır. Ayrıca bugün özelikle Avrupa’da binleri bulan koro şenlikleri, festivalleri ve yarışmaları düzenleniyor. Ülkemiz koro müziği Cumhuriyet’in ilk yıllarında Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmenliği Okulu) bünyesinde oluşan ilk koro toplulukları, sonrasında kurulan konservatuvar, opera koroları, Halkevlerinde oluşan koro toplulukları ve TRT’de kurulan korolardır. Daha sonrasında koro kültürü ve müziğinin devlet politikalarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşları (Dernekler) ile de etkin bir biçimde yaygınlaşmıştır. ilk olarak, 1989 yılında Ankara’da “Türkiye Polifonik Korolar Derneği” kurulmuş ve bu oluşumun takipçisi olarak Mersin ve Adana Polifonik Korolar Dernekleri olmuş, ülkemizin bir çok derneğinde varlıklarını görüyoruz. Yurt içinde ve yurt dışındaki festivallere katılıyorlar. 1996 yılından bu yana Ankara da başlayan “Türkiye Korolar Şenliği” de yaygınlaşarak Ankara, İstanbul, İzmir, Çanakkale, Mersin, Antalya, Trabzon, Muğla şehirlerimizde de Polifonik Korolar Şenlikleri ya da Festivalleri olarak düzenleniyor. Son olarak bu şenliklere Eskişehir’de katıldı. Eskişehir Polifonik Korosu, Eskişehir Atatürk Güzel Sanatlar Lisesinde müzik öğretmeni Özlem Erdoğan tarafından 2018 yılında oluşmaya başladı ve 2022 yılında “Eskişehir Polifonik Korosu Derneği” adıyla derneğe dönüştü. Kuruluşundan beri ülkemizde düzenlenen ulusal ve uluslararası polifonik koro festivallerinde Eskişehir’i başarılarıyla temsil ediyor. Koronun bünyesinde Gençlik ve Çocuk koroları da bulunuyor. Geçen yıl (2025) Eskişehir Polifonik Korosu Derneği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile “Eskişehir Polifonik Korolar Şenliği”nin başlatmışlardı ve ilkini 8 Şehir ve 18 Koro ile gerçekleştirmişdi. Bu yıl 30-31 Ekim-1 Kasım 2026 tarihlerinde yine Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Polifonik Korosu Derneği işbirliği ile “2. Eskişehir Polifonik Korolar Şenliği”ni gerçekleştirdiler. Bu yıl şenliğe ülkemizin farklı şehirlerinden ve konuk ülkelerden 37 koro yer aldı. Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür-Sanat Sarayı (Opera Binası) ve Odunpazarı Belediyesi’nin Ahşap Eserler Müzesi gibi mekanlarda gerçekleşen şenliğin sanat yönetmenliğini ünlü şef Ender Sakpınar üstlenirken, uluslararası değerlendirme kurulunda Turgay Erdener, Francesco Di Mauro, Nikos Haliassas, Özlem Erdoğan, Mete Gökçe, Çiğdem Aytepe, Atilla Çağdaş Değer, Zeynep Göknur Yıldız ve Hakan Bağcı yer aldı. Eskişehir’in de polifonik korosunun ve uluslararası koro şenliği düzenlemesinden gurur duyuyoruz. Eskişehir müziğin her türünde öne çıkar şehir oldu…
YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR