Siyasette makamlara atama yapılabilir, görevler verilebilir, unvanlar dağıtılabilir. Ama tek bir şey atamayla oluşturulamaz: taban.

Son günlerde Türkiye’de konuşulduğu gibi Eskişehir’de de konuşulan bir konu var. CHP’de mutlak butlan kararının ardından göreve getirilen yönetimin, büyükşehirlerden başlayarak bazı il başkanlarını ve yönetimlerini değiştireceği iddia ediliyor. Eskişehir’de de delegelerin oylarıyla iki kez seçilmiş İl Başkanı Talat Yalaz ve yönetiminin yerine Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın bir ekibin atanabileceği konuşuluyor.

Ancak asıl soru şu: Yeni il başkanının kim olacağı değil… Arkasında kim olacak?

Siyaset ekip işidir. Bir siyasi hareketin gücü, o davaya gönül veren, arkasında duran insanların emeğiyle oluşur. Ancak bugün Eskişehir’de dolaşıp sorduğunuzda, “Biz bu sürecin arkasındayız” diyerek ortaya çıkan örgütlü bir yapı göremiyorsunuz. “Biz bu göreve talibiz” ya da “Kılıçdaroğlu’nun yanındayız” diyerek yan yana duran iki kişiye bile rastlayamıyorsunuz.

Elbette bazı isimler konuşuluyor. Ancak dikkat çekici olan şu: İsmi geçenlerin hiçbiri bu sürecin siyasi sorumluluğunu açıkça üstlenemiyor. Biri bir köşede bekliyor, diğeri başka bir köşede. Kimse çıkıp da “Evet, ben bu süreci destekliyorum ve sorumluluk almaya hazırım” diyemiyor.

Hal böyleyken, diyelim ki atanmış genel merkez yönetimi tarafından Eskişehir’e bir il başkanı atandı.

Yönetimini nasıl kuracak?

İlçe başkanlarıyla nasıl çalışacak?

Belediye meclis gruplarıyla nasıl bir ilişki geliştirecek?

Parti örgütünü nasıl harekete geçirecek?

Seçim döneminde afişi kim asacak, sokağa kim çıkacak, mahalle mahalle çalışmayı kim yürütecek?

Gençlik kollarını, kadın kollarını, üniversitelileri, sandık görevlilerini ve müşahitleri kim organize edecek?

Siyasetin bütün yükünü taşıyan örgütü arkasına almadan bunların hangisini yapabilecek?

Bir siyasi partinin gerçek gücü, özellikle de CHP gibi Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden birinin gücü, genel merkez koridorlarında değil mahalle temsilciliklerinde, ilçe binalarında ve seçim günü sabahın altısında sandık başına giden gönüllüleriyle ortaya çıkar. İşte böyle bir gücü, atamayla gelen ve butlan yönetimi taraftarı bir il başkanının arkasına alması mümkün mü?

Elbette Eskişehir’e atamayla il başkanı olmaya namzet olan kişilere yönelttiğimiz bu soruların anlamlı olması için önce şu soruyu sormak gerekir:

Bu arkadaşların örgütü büyütmek, partiyi iktidara taşımak, taban, gençler, Türkiye’nin geleceği ve seçim kazanmak gibi hedefleri var mı?

Yoksa tek dertleri, yıllardır tabanın kendilerine vermediği koltuklara, Türkiye’yi demokrasi açısından çok tehlikeli bir sürece sürükleyecek bir planın parçası olmayı kabul etmek pahasına oturabilmek mi?

O koltuklara atamayla oturabilirsiniz, isminizin önüne butlan yönetimi tarafından ‘’il başkanı’’ sıfatı eklenebilir. İsterseniz ilçe başkanlarını da görevden alabilirsiniz. Fakat siyasetin en temel unsurunu atamayla oluşturamazsınız: tabanı.

Çünkü taban, genel merkezden gönderilen bir yazıyla veya bir mahkeme kararıyla oluşmaz. Bir imzayla da atanamaz. Koltuğunuz olabilir ama arkanızda bir güç yoksa o koltuk sizi taşımaz. Çünkü siyasetin gerçek meşruiyeti makamdan değil, tabandan gelir…