Merhaba Değerli Okurlar;
Bu hafta yasal mal rejiminden ve sona erme hallerinden bahsedip daha sonra eşin ölümü halinde nasıl olacağını kanun ve yargıtay kararlarıyla inceleyeceğiz.
EŞLER ARASINDAKİ YASAL MAL REJİMİ
TMK MADDE 202’ye göre “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.”
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN SONA ERMESİ
TMK MADDE 2252’e göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
EŞİN ÖLÜMÜ HALİNDE EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN SONA ERMESİ GENEL OLARAK
Eşlerden birisi öldüğünde hayatta kalan eş bir taraftan ölen eşinin mirasçısı olurken, bir taraftan da evlilik birliği esnasında hayatta olan eşiyle birlikte edindiği mallara katkısı nedeniyle evlilik esnasında edinilmiş mallar üzerinde hak sahibi olmaktadır.
EŞİN MİRASÇILIĞI
Hukukumuzda miras payı belirlenirken zümre sistemi dikkate alınır. Yasal mirasçı olmak için zümreye dahil olmak gerekir ve bir önceki zümrede mirasçı bulunması, bir sonraki zümrenin mirasçılığını engeller.
Zümre sisteminde eşin özel bir yeri vardır. Eş zümre mirasçısı olmamasına rağmen, her zümre ile birlikte yasal mirasçı olur.
Tasfiye Süreci: Önce Mal Rejimi, Sonra Miras
Eşlerden birinin ölümüyle birlikte, hem aile hukukundan kaynaklanan mal rejiminin tasfiyesi hem de miras hukukundan kaynaklanan mirasın tasfiyesi gündeme gelir. Hukuki olarak doğru olan sıralama, öncelikle eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilmesi, bu tasfiye sonucunda sağ kalan eşin katılma alacağının belirlenip ödenmesi ve ancak bundan sonra geriye kalan net terekenin yasal mirasçılar arasında miras payları oranında paylaştırılmasıdır. Bu iki aşamalı sürece doktrinde ve uygulamada "çifte tasfiye" adı verilmektedir.
Yargıtay 8. HD; 06.03.2019 tarih, 2017/11454 E. 2019/2315 K.; Taraflarca, mirasçılardan herhangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 Sayılı TMK 511 vd., 578 vd., 605 vd. maddeleri) iddia edilip kanıtlanmamıştır. …Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Buna göre, hüküm altına alınan tereke borcundan davacının da miras payı oranında sorumlu olduğu gözetilerek, mirasçı davalılardan tahsiline karar verilecek miktarın hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır
Yarg8. HD 13.03.2019 tarih, 2017/14831 E. , 2019/2605 K
…Her ne kadar, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de;davacı da dahil davanın tarafları, ortak miras bırakan ... mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK mad. 499) alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eşte kısmen birleşmiştir. ….,”

Türk hukuk sistemi, eşlerden birinin vefatı halinde sağ kalan eşi önemli ölçüde koruyan düzenlemeler içermektedir. Sağ kalan eş, bir yandan vefat eden eşinin yasal mirasçısı sıfatıyla tereke üzerinden miras payı alma hakkına sahip olurken; diğer yandan, özellikle 01 Ocak 2002 sonrası evliliklerde yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve evlilik birliği içindeki ekonomik değerlerin üzerinden hesaplanan katılma alacağı hakkına da sahiptir. Bu iki temel hak, sağ kalan eşin, ölüm sonrası mali güvencesini artırmayı ve yaşam standartlarını korumayı hedeflemektedir.