Yılın belirli aylarına sıkıştırılan önemli günlerden en afili olanı geldi.
Yarın 14 Şubat Sevgililer günü...
Şahsıma, 'Günümüzde size en çok uzak gelen kavramlardan birisi nedir' diye sorsalar, hiç düşünmeden 'sevgi' derdim.
Zira toplumda her geçen gün artış gösteren, kavga, gürültü, taciz ve cinayetler sevgiden, hoşgörüden uzaklaştığımızı işaret ediyor.
Öfke ve nefret duyguları ile hareket ederek sevgi yoksulluğu yaşayanlar, sevgiyle bakanların hayatını söndürüyor.
Peki, 14 Şubat'ta sevgiden nasibimizi alabilecek miyiz?
Sevgiden uzak kalanlar sevginin ne denli büyük bir güç olduğunu anlayabilecek mi?
14 Şubat'ta sevgi mi kutsanacak, tüketim mi?
Bu önemli günün tüketimden geçtiğini ve kapitalizmin bir oyunu olduğunu biliyoruz.
Hediyeler, kutlamalar, akşam yemekleri vesaire...
Tüketimin sevginin önüne geçtiği sıradan bir gün işte (!)
Eleştiriyorum fakat karşı da değilim...
Şu dönemde kadına bakış açısının ne hale geldiğini gördükçe utanıyor ve sevginin de yerlerde olduğunu gözlemliyoru(m)z.
O bakımdan 14 Şubat Sevgililer gününde en azından sevginin bir tık da olsa yayılma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum.
Zira sevgisiz bir yaşam olmaz/olamaz.
Sevgi, insanın özüdür.
Yola çıkana eşlik eden tek gerçektir.
Sevgiyle yürünülen yolda aşk/a kapı aralamaktır.
Yanmadan önce atılan en önemli adımdır.
Sevgi kutsaldır ve saf sevgi ile yapılan her eylem ibadettir.
Tarifini en güzel gönül dostlarının yaptığı aşk/ı muhabbettir.
Hasılı...
Sevginin ve sevgilinin günü olmaz kardeşim!
İnsanı hayata bağlayan sevgiye/sevgimize sahip çıkalım.
Ülke'de ve Dünya'daki hadiseleri derinden yaşıyor ve yarına sağ çıkabilecek miyiz diye sorguluyoruz değil mi?
O yüzden, yarınımızın olmadığı bu hayatta kırdığımız gönülleri onaralım, kin ve nefretten uzak duralım.
He bir de, Arifler ne der;
'Aşk ile yürüyen Dünya'yı sırtında taşır, aşksız yürüyen ise beden diye bir ceset taşır!'
Bu sözün üzerine daha ne söylenir?
Sevgisiz kalmayalım! Sağlıcakla...