Siyasette en zor şey, kavga ederken bile hangi değeri koruyacağını unutmamaktır.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan tartışmaların merkezinde isimler var gibi görünse de, asıl mesele çok daha derin: Kişiler mi korunacak, yoksa yüz yıllık bir siyasi kurum mu?
Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’ in sunumunu yaptıkları Günaydın Eskişehir programına katılan eski il başkanı Erman Gölet’in yaptığı değerlendirmeler tam da bu noktada dikkat çekiyor.
Erman Gölet, Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun vadede yeniden partinin başında kalacağını düşünmediğini söylerken, meseleye kişisel bir pencereden bakmadığını özellikle vurguluyor.
Ve belki de en önemli cümleyi kuruyor:
“Mustafa Kemal Atatürk dışında hiçbir isim Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük değildir.”
Aslında bu söz, bugün CHP içerisindeki bütün taraflara verilmiş açık bir mesajdır.
Ne Özgür Özel’in etrafındaki kadrolar, ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında duran isimler partiyi kendi siyasi hesaplarının merkezine koyma hakkına sahiptir. Korunacak olan kişiler, makamlar veya siyasi gelecekler değil; CHP’nin kurumsal kimliği ve tarihsel mirasıdır.
Bu nedenle her iki tarafın da bir adım geri çekilip şapkayı önüne koyarak düşünmesi gerekiyor.
Çünkü kırgınlıklar büyüdükçe kazanan hiçbir taraf olmayacaktır. Kaybeden sadece Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır.
Son dönemde kamuoyunda dillendirilen “ayrı bir parti kurulsun” tartışmalarına da Gölet net bir şekilde karşı çıkıyor.
Haklı bir tespit yapıyor: CHP seçmeniyle, CHP örgütüyle kurulan bağ sıradan bir siyasi üyelik ilişkisi değildir. Bu partinin insanları, seçim hesabıyla bir gün orada bir gün burada siyaset yapanlardan farklı olarak, yılların mücadelesiyle oluşmuş bir aidiyet taşır.
Gölet’in kendi siyasi geçmişinden verdiği örnek de bunun göstergesi. Başka partilerden aday olması teklif edilmiş, hatta kazanma ihtimali yüksek görülmüş olmasına rağmen CHP’den ayrılmayı hiçbir zaman tercih etmemiş.
Çünkü bazı siyasi gelenekler sadece bir tabela değildir.
Bir hafızadır.
Bir mücadeledir.
Bir kimliktir.
Elbette bu, CHP içerisinde yaşanan sorunların üzerinin örtülmesi anlamına gelmez.
Gölet’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise belediye başkanlarının parti içerisindeki ağırlığıdır. Yerel yönetimlerde elde edilen başarıların zaman zaman bazı belediye başkanlarında, kendilerini örgütün ve partinin üzerinde görme anlayışını eleştirirken, bazı belediye başkanları zaman içinde kendilerini adeta partinin genel başkanı gibi görmeye başlıyor tespitini yapıyor.
Aslında bu yeni bir durum değil.
Eskişehir özelinde yaşanan tartışmalara girmek istemediğini söylüyor ancak “Söyleyecek çok şeyimiz var ama parti daha fazla zarar görmesin diye susuyoruz” mesajını veriyor.
İşte tam da burada siyasetin en temel sorusu ortaya çıkıyor:
Parti, kişiler için mi vardır; yoksa kişiler partiye hizmet etmek için mi?
Eğer bu soruya doğru cevap verilemezse, bugün yaşanan tartışmalar yarın başka isimlerle yeniden yaşanır.
Çünkü mesele isimler değildir.
Mesele, örgüte duyulan saygıdır.
Mesele, parti kültürüdür.
Mesele, halkın çıkarlarını kişisel hesapların önüne koyabilmektir.
Ve bugün CHP’nin önündeki en büyük sınav da budur.
Herkesin şapkayı önüne koyup düşünmesi gereken zaman tam da şimdi.