Merhaba Değerli Okurlar;

Boşanma davalarında tarafların en çok merak ettiği konulardan biri de nafakadır. Nafaka denildiğinde çoğu zaman yalnızca boşanan eşin diğer eşe ödediği para akla gelmektedir. Oysa Türk hukukunda nafakanın farklı türleri bulunmakta ve her nafakanın amacı ile şartları birbirinden farklılık göstermektedir.

Peki kimler nafaka alabilir? Nafaka hangi şartlarda bağlanır? Çocuk için ödenen nafaka ile eş için ödenen nafaka aynı mıdır? Son günlerde oldukça fazla konuşulan “süresiz nafaka” konusunda mevcut durum nedir?

Bu haftaki yazımızda bu sorulara Türk Medeni Kanunu ve Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde değineceğiz.

NAFAKA TÜRLERİ NELERDİR?

Türk Medeni Kanunu kapsamında temel olarak tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere farklı nafaka türleri bulunmaktadır.

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçimine yönelik olarak gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re'sen alır.

İştirak nafakası ise boşanma sonrasında çocuğun bakım, eğitim ve diğer giderlerine katılmak amacıyla ödenen nafakadır. TMK m.182 kapsamında düzenlenen iştirak nafakası, eşlerden ziyade çocuğun ihtiyaçları ile ilgilidir.

Yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş bakımından gündeme gelir.

Bunun yanında Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinde düzenlenen yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler bakımından belirli şartlarla söz konusu olabilir.

NAFAKA HANGİ HALLERDE SONA EREBİLİR?

Yoksulluk nafakası her durumda ve hiçbir şart altında sona ermeyen bir ödeme değildir.

TMK m.176 uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer.

Bunun yanında nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde nafakanın artırılması veya azaltılması da gündeme gelebilir.

Buradan da anlaşılacağı üzere kanun, yoksulluk nafakasını hiçbir değişiklikten etkilenmeyen mutlak ve değiştirilemez bir ödeme olarak düzenlememiştir.

SÜRESİZ NAFAKA KALKTI MI?

Gelelim son dönemin en çok konuşulan konusuna…

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine TMK m.175'te yer alan “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihinde gündemine almıştır.

Kamuoyuna yansıyan bilgiye göre Anayasa Mahkemesi, söz konusu ibarenin iptaline ve iptal hükmünün Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Ancak kararın gerekçeli metni ve kararın Resmî Gazete'deki yayımlanma süreci ayrıca önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin resmî kayıtlarında E.2025/156 sayılı başvurunun 10 Temmuz 2025 tarihinde esasının incelenmesine karar verildiği görülmektedir.

Bu nedenle bugün itibarıyla “nafaka tamamen kaldırıldı” demek doğru değildir.

Burada iptal edilen veya edilmesi gündeme gelen husus nafakanın kendisi değil, süresiz olmasına ilişkin düzenlemedir.

BUGÜN NAFAKA ÖDEYEN KİŞİ ÖDEMEYİ BIRAKABİLİR Mİ?

AYM kararına ilişkin haberlerin ardından en fazla sorulan sorulardan biri de budur.

Çünkü Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yürürlüğe girmesi ile mevcut mahkeme kararlarının kendiliğinden ortadan kalkması aynı konu değildir.

Özellikle 2026 yılındaki gelişme bakımından yeni düzenlemenin nasıl yapılacağı ve mevcut nafaka kararları açısından hangi geçiş hükümlerinin getirileceği önem taşıyacaktır.

SONUÇ OLARAK

Nafaka, tek bir başlık altında değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir konudur. Eş için ödenen yoksulluk nafakası ile çocuk için ödenen iştirak nafakasının hukuki dayanakları ve amaçları farklıdır.

Bugün itibarıyla yoksulluk nafakasına ilişkin mevcut sistemin tamamının ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. 2026 yılında yaşanan Anayasa Mahkemesi süreci ise özellikle yoksulluk nafakasının süresi bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.

Bundan sonraki süreçte asıl belirleyici olan, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ve yapılacak yeni kanuni düzenleme olacaktır.

Hukukta bazen bir kelime, bir cümle hatta tek bir ibare çok büyük sonuçlar doğurabilir. “Süresiz olarak” ifadesi etrafında yaşanan tartışma da bunun önemli örneklerinden biridir.

HUKUKLU GÜNLER

HAFTAYA GÖRÜŞMEK ÜZERE