Ziyaretlerimiz her gün azalıyor. Bunun değişik sebeplerini hepimiz, kendimize göre yorumluyoruz. Teknolojik gelişmelere paralel olarak ziyaret ya da haberleşmek kolaylaşsa da yüz yüze ziyaretin sıcaklığını hiçbir şeyin karşılamayacağını da hepimiz biliyoruz. Ziyaretlerin azalması, zamanla insanların birbirinden uzaklaşmasına yol açabiliyor.

Ailelerin birbirini ziyaret etmesi akrabalık bağlarını güçlendiriyor. Dostların ve arkadaşların görüşmesi dostluğu diri tutuyor. Komşuların birbirine gidip gelmesi toplumsal dayanışmayı artırıyor.

Ziyaret, sadece bir eve/mekâna gitmek değildir. Ziyaret, gönül almaktır. Hastalıkta, düğünde, bayramda, cenazede ve zor günlerde ziyaretleşmek insanlığın gereğidir. Ziyaret, muhatabın sevincine ortak, sıkıntısına destek olmaktır.

Ne kadar kalabalıkların içinde bulunursak bulunalım, gönlümüze dokunan insanlara ihtiyaç duyarız. Bir dostun kapısını çalmak, bir akrabanın hâlini hatırını sormak, komşuya uğrayıp bir fincan çayını içmek görünüşte sıradan davranışlar gibi olsa da aslında insan ilişkilerinin temel taşlarıdır.

Kitle iletişim araçları ile irtibat halinde olmak elbette güzel. Böyle iletişimin hiçbir anı, aynı sofraya oturmanın hazzını vermez. Böyle iletişimin hiçbiri, beraber içilen bir çayın sıcaklığındaki hazzı yaşatamaz. Böyle hiçbir iletişim, göz göze bakma sevincini yaşatamaz.

Aynı mekânda olmak çok önemlidir. İnsan, sadece sesini değil varlığını da paylaşmak ister. Bazen bir insanın yanında sessizce oturmak bile uzun cümlelerden daha değerlidir.

Bir gönül kırıklığı, samimi bir ziyaretle onarılabilir. Çünkü yüz yüze gelmek, insanı insana yaklaştırır. Araya giren mesafeleri kaldırır, unutulmaya yüz tutmuş bağları yeniden güçlendirir.

Çocuklar büyüklerini ziyaret ederek yalnızca akrabalarını görmekle kalmaz aynı zamanda aile bağlarının, vefanın, saygının ve paylaşmanın ne olduğunu öğrenirler. Büyükler evlatlarını, torunlarını, kardeşlerini ve dostlarını yanlarında gördüklerinde kendilerini daha değerli hissederler. Bu yönüyle ziyaret, sadece bugünü değil gelecek kuşakların insan ilişkilerini de şekillendirir.

Dostluklar ziyaretle beslenir. Dostluk, yalnızca güzel günlerde yan yana olmak değil hayatın yükünü paylaşmaktır. İyi günde ziyaret eden çok olabilir. Önemli olan, zor günde kapıyı çalabilmektir.

İnsan ilişkileri kendiliğinden devam etmez. İlgi, emek ve vefa ister.

Çalınan her kapı, aslında bir gönül kapısıdır. O kapılar daha az çalındıkça insanlar birbirinden uzaklaşır. Bu da birbirine yabancılaşmış toplum demek olur.

Gelin, telefonlarımızdaki isimleri sadece aramak için değil ziyaret etmek için de hatırlayalım. Unutmayalım.

Bazen bir fincan çay, birkaç dakikalık sohbet ve samimi bir “Nasılsın?” sözü, bir insanın bütün gününü, hatta bütün hayatını güzelleştirebilir.