12 Eylül Cunta düzeni siyasilere yasaklar getirmişti...1982 Anayasası büyük bir çoğunlukla halk tarafından onaylanmıştı...
Özal'ın ANAP'ı yapılan ilk seçimde iktidar olmuştu. Askerlerde şaşmıştı bu işe...
Özal serbest piyasacıydı. Yasaklara karşıydı.
İlk defa onunla özel radyolar ve Renkli TV'lerle tanıştı Türkiye.
Dünya değişiyordu...
Türkiye üzerine baskılar artıyordu...
Turgut Özal karar aldı. Siyasi Yasaklar, referanduma gidecekti...
Taraflar belliydi.
Yasaklar kalkmasın diyen ANAP'ın ÖZAL'ı.
Yasaklar kalksın diyenler Demirel, Ecevit, Erbakan hoca, Deniz Baykal...
Yasaklar! Türkiye ye hiç yakışmıyordu...
Askeri vesayet dönemi kısmen de olsa sona ermek üzere...
Tek bir hamlesi almıştı. Yasakların kalkması. İstenilseydi Meclis'te kaldırabilinirdi.
Hayır, öyle olmadı. Özal halkın kendi yanında olacağını, halkın yasakları kaldırılması yönüne oy kullanmayacağını hesap ediyordu...
Çevresini saran Yalaka danışmanları kendisini ikna ettiler...
Dediler ki, bu oylamada kesin 'hayır' çıkacak!..
Demirel yasakların kalkması yönünde Ecevit-Erbakan hoca-Baykal ile birlikte hareket etmişti.
Meydanlara çıkan Demirel fötr şapkasını sallayarak 'konuşan Türkiye' diyordu...
'Böyük Türkiye' diyordu.
Her şey Türkiye için diyordu...
Ecevit, Yasaklara karşı 'Ne ezen ne ezilen insanca hakça bir düzen' deyip DEMOKRATİK Türkiye'yi savunuyordu...
Erbakan Hoca adil düzen diyordu, Adalet diyordu...
Özal yalnız kalmıştı. Mitinglerde şunu gördü. Keşke bunu mecliste halletseydik...
Yanında da yalaka bir bakanı vardı...
Güneş Taner…
Türkçeyi bırakmış, hayır anlamına gelen 'NO' tişörtleri giymişti. Seçim otobüslerinin üzerine çıkıp çeşitli 'akrobatik' gösteriler yapıyordu...
Demokratikleşmeye karşı çıkan bir 'liberal'!…
Ercan Vuralhan'da öyle... MSB'nı... Soytarının, düzenbazın, dolandırıcının, rüşvetçinin teki..
Sonuç. 'HAYIR' oyları burun farkıyla çıktı ve liderlerin siyaset yapma yasakları kaldırıldı...
Demirel muradına ermişti...
Yasaksız bir Türkiye...
Ağzı olan olmayan... Türkiye' de herkes konuşmaya başlamıştı...
İnsanlar o kadar çok susturulmuştu ki!
Konuşan Türkiye'de insanlar konuştukça gerçekler görülmeye başlandı. ÖZAL döneminin yolsuzlukları bir bir işportaya döküldü. Yüce divana gidenler oldu...
TARİKATLAR, Cemaatler en çok bu dönemde rağbet gördü. Fetullah Gülen de bu dönemde palazlandırıldı..
Demokrasi yarım yamalakta olsa çalışmaya başlamıştı...
Şimdi, konuşan TÜRKİYE 'ye hasretiz!..
Adalet istiyoruz diyen 'vatan haini' oluyor. Amma, ihale yolsuzluğu yapanlar, tarikatlara, vakıflara Milletin mallarını peşkeş çekenler nedense vatan haini olmuyorlar?
Şimdi geldiğimiz duruma bakın!..
O günden bugüne demokrasi yönünde hep yerimizde saydık. Hoş görümüzü kaybettik...
Particilik, futbol takımı tutar gibi oldu...
Şucu, bucu, ocu...
Karşıysan tablo belli. İktidar sahipleri standart 'yaftayı' hazırlamıştır...
Ya, FETÖ'cüsün, ya da terörist, ya da vatan haini. Yandan çarklı gazeteciler, yazarlar seni hemen infaz ederler...
Bunlar, sözde gazeteci-yazar kisvesi altında tetikçilerdir.
Bunları biz biliriz...
Konuşan Türkiye'den insanları düşüncelerinden dolayı iftira atılan Türkiye ye geldik...
Mesela, Erdoğan seçim bildirgesinde diyor ki; 'Demokrasi de üst lige çıkacağız'!
Bağımsız yargı güçlendirilecekmiş...
Demek ki, yargı bağımsız değilmiş ki güçlendirilme ihtiyacı duyulmuş
Hedef bu...
Orasını karıştırma. Diyorlar.
Reis! bilir diyorlar...
Konuşan Türkiye'den susan, susturulan TÜRKİYE' ye nasıl getirildik?..
Susturucuları kim nasıl taktı?
Ahmet SEVER...
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde yanında çalışan bir isim
Aslında dünya görüşü itibarıyla sosyal demokrat olarak bilinir... Dürüst bir gazeteci...
Gül'ün basın baş danışmanlığı görevini yürüttü. Sever, Görevden ayrıldıktan sonra kaleme aldığı 'Abdullah Gül ile 12 Yıl' büyük yankı uyandırdı. Sever, piyasaya çıkan 'Kapalı Kapılar Ardındaki Siyasi Sırlar – İçimde Kalmasın - Tanıklığımdır' kitaplarını yazdı.
Kitaplarında, yaşadıklarına da yer vermiş.
Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan röportajı nedeniyle kendisi hakkında dava açılıyor... SEVER, uzun uzun anlatıyor... İddiaları, gündem de yer alınca da Erdoğan, SEVER' e çok kızıyor...
İddialara göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan Sever için 'bu hala konuşuyor mu ya? SUSTURUN şunu dediği iddia ediliyor...
Kitap yayımlandı. Yasaklanmadı da. Tanıklığını yaptığı bir döneme ışık tutuyor...
Sonuçta bir iddia. Eğer böyleyse durumumuz çok vahim...
Konuşan Türkiye'den 'susturun şunu Türkiye'sine evrildik'...
Geçen dönem 'ileri demokrasi' vardı... Gerçekleşmedi. Şimdi de Demokrasi Liginde Bir üste çıkmak için 'manifestomuz' var!..
Yersen!
Cengiz Çandar kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim. Filistin'e gidip onların yanında İsrail'e karşı savaşmış... Gazeteci...
Özal'ı ve Erdoğan'ı hep desteklemişti...
Sever kitabında, Cengiz Çandar'ın görüşlerini de yer vermiş. Cengiz Çandar Çandar'ın ilginç tespitleri var...
Diyor ki;
Doğrusu, benim gibi bir insana bunları söyletmeyi başardıkları için, durup düşünmek lazım. Duyduğum, ne pişmanlık, ne aldatılmışlık, ne de kullanılmışlık. Peki, ne? diye sorulursa, kısaca söyleyeceğim şu: Büyük bir hayal kırıklığı…
Bugün Türkiye'nin başında bulunan bazı insanlara ve en başta 'Tek Adam' olarak ortaya çıkan şahsa dair yanılgılar yaşamış olduğum da bir gerçek. Mevcut iktidar mensuplarının, 'derin devlet' denilen ve ömrüm boyunca karşısında mücadele etmeye çalıştığım yapıya bu kadar kolay teslim olabileceğini, onun bir parçası haline geleceğini, açıkçası, düşünemedim. Zalim olma kapasitelerini fark etmedim.
Müslümanlığın asgari ahlak ölçülerine sahip olmak gerektiğini varsaydığım için akıl almaz derecede yalancı olabileceklerini aklıma getirmedim!
Bazen böyle olur itiraflar... Susturuverilirler...
TERS YÖN…
Laz ters yöne girmiş 'polis anons yapmış 'araç sürücüleri dikkat! ters yönde giden bir araç var' Laz demiş ki; 'ne birisi hepi su hepi su' !