Eskişehir'de termik santral konusu hala gündemin ilk sırasını koruyor. Eskişehir'de neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek şekilde bulunan termik santral savunucuları sırf hükümet yatırımı diye termik santrali adeta göklere çıkarmak için fırsat kolluyor. Ortaya koyacakları hiçbir bilimsel veri olmadığı için de ya ekonomik zayıflığımızı ya enerjide dışa bağımlılığımızı ya da milli kaynakların ziyanlığını gerekçe gösteriyorlar. Sanki termik santrale karşı olanlar tüm bunları savunuyormuş gibi bu söylemler komik kalıyor. Karşılığı kalmıyor.
Tüm bunların yanında bunlara şimdi de sırf CHP'li belediye başkanları Büyükerşen, Ataç ve Kurt karşı çıkıyor diye savunanlar da katıldı ki bence en tehlikeli olanlar da onlar. Termik santrali nasıl anlatırız, nasıl savunuruz diye gizli toplantılar yapılıyor.
Buna benzer bir toplantının yapıldığını 30 Aralık 2017 tarihinde Arif Anbar'ın köşesinden öğrendik. Arif'i bu gazetecilik başarısından dolayı kutluyorum. Toplantıda konuşulanları okuyunca açıkçası ülkenin içinde bulunduğu durum, siyasal kutuplaşma ve net şekilde ifade ediyorum ki desteksiz sallamalar karşısında nutkum tutuldu.

Mesela İşsizlik ile korkut
'Gençlik kolları başkanı arkadaşım, cevval arkadaşım, iki tane üniversitedeki öğrenci örgütleri kuracak eylem yapacak ya. Termik santral kurulmazsa burada kaç bin tane mühendis okuyor. Jeoloji mühendisi, çevre mühendisi… Bunlara nerede iş bulacağız? Maden mühendisi, maden çıkmazsa kömür çıkmazsa nerede iş bulacak? Bin tane öğrenci mezun oluyor her yıl.'

Mesela dış güçler ile korkut...
'Bütün bu propaganda ifadelerinin hepsi yalan, hepsi paralı, paralı hocalı… Yani Eskişehir gibi bir şehre yedi tane büyükelçi gelip özellikle teknolojik transfer ofisini gezmek için iki kere Amerika koşulları ve kapıları zorluyorsa oturup bunun bir termik santral meselesi olmadığını bileceksiniz arkadaşlar. Bu kadar basit. Anlaştık mı?'

Mesela ekonomik fakirlikle korkut…
'Biz ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Biz şuan doğalgaz zengini değiliz, petrol zengini değiliz, elimizdeki tek zenginlik kömür. Bunu da kullanacağız. Kimse kusura bakmasın. Hiç kimse kusura bakmasın…'

Mesela halkın iradesine saygısızlık et…
'Ben bu Eskişehir'de bir Büyükerşen büyüsü görüyorum. Psikolojikmen herkes ona yenilmiş. Vay Büyükerşen iletişimciymiş de. Vay bilmem neymiş de. Adam 82 yaşında. Tünelden sonraki son ışığı görmek üzere…'
***
Dedim ya bu denli kutuplaşma karşısında ne deneceğini bilmiyorum. Oysa daha düne kadar AK Parti İl Başkanı Dündar Ünlü'nün sözleri gazete sayfalarında oldukça geniş yer almıştı. Ne demişti Dündar Başkan;
'…şu termik santral olayı bilimsel verilerle mi tartışılıyor? Hayır. Termik santral meselesini, bilimsel olarak, nasıl yapılacak, atıklar ne olacak, baca nedir, olan şeyler üzerinden tartışsınlar. Çıksınlar, termik santral ile ilgili bu bilim adamları ve onların önereceği bilim adamları termik santrali bilimsel olarak çıksın konuşsun. Termik santral hangi teknoloji ile yapılacak, argümanları nedir, bilimsel olarak tartışılsın. Şu anda tamamen siyasi zemine çekilmiş vaziyette. Bilimsel olarak tartışılsın, takdiri kamuoyuna bırakalım. Siyasi zemine çekilirse olmaz. İyi niyetlilerse bilimsel zeminde tartışılsın, takdiri kamuoyuna bırakalım.'
Dündar Başkan, her ne kadar bu açıklamasında Büyükerşen, Ataç ve Kurt'u eleştirse kendi bahçesinden yükselen sesler bunun tersini gösteriyor.
Termik santral savunucuları konuşunca siyaset olmuyor da karşıtları konuşunca mı siyaset yapılmış oluyor yoksa?