#KüfürsüzHayatMümkün

'Üslubu beyan ayniyle insandır.' Demiş atalarımız…

'Testide ne varsa, dışa o sızar' Yani, içinde kirli su bulunan, irin barınan bir testinin temiz su sızdırması beklenemez efendi!...

Diğer bir ifadeyle, 'Göğnümüzde ne barındırıyorsak aksediyor çevremize…'

Hazret-i Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sembolü gül düşünürsek gül kokusu yayarız etrafımıza…

'Gönlüm sana aşina, dilinden dökülenle
Ülfetin özlemişim, gül kokulu Muhammed.
Lale, sümbül ve nergis, hepsinin karışımı
Kokunu özlemişim, gül kokulu Muhammed.' Diyerek gül kokusunu yayar şiirler…

…/…

Diğer yandan demiş ya şair;

'Nefret çiçeklerimi gönderdim sana
Aldıysan haykır acını yıldızlara
Lanet olsun senin gibi insanlara
Sakın dönme bana' bir yürek içlemesinde, kan kusmuş ya nefretinden…

Eğer bu şekilde nefret çiçeklerini düşünürsek nefret tohumları serper, söver, sayar, gezeriz alemde…

Göğnümüz nasılsa, dilimizden çıkan kelamda öyledir bir nevi…

…/…

Dememiz odur ki!

Zarifse, zarif,
Naifse, naif,
Latifse, latif,
Güzelse güzeliz…

'Gülü tarife ne hacet beğim, ne çiçektir biliriz.' Der gül kokar benliğimiz…

Velakin, içi kararmışsa beşerin;

Ziftse, ziftiz,
Küskünse, küskün,
Bıkkınsa, bıkkın,
Kinliyse, kindar oluyor,

Kötüyse, irin akar oluk olur beşerden…

Tabiri caizse 'İti tarife ne hacet ne köpektir.' dediğimizde de afet olur, şer olur, buğuz ederiz bir başka gönle…

Demiştik ya sözümüzün başında…
'Üslubu beyan ayniyle insandır.' Diye…

Afeti de,
Kinide,
İrini de söyleyen beşerdir…

Zarafeti de,
Letafeti de,
Güzeli de dillendiren, yayan insan…

O yüzden dikkat etmeli beşer göğnünde barındırdığı, büyüttüğüne… Dikkat etmeli üslubuna, tavrına, tarzına…

TOPLUM BİR GÜZEL SÖZE HASRET!

Ne demek istediğimizi, yaşadığımız toplumun ne kadar naif, ne kadar zarif veyahut ne denli kaba, ne derece hesapsız, ölçüsüz olduğu ile daha net anlatabiliriz…

7'den 70'e hanelerde, sokakta, caddede, çarşıda, pazarda, dağda, bayırda, okulda, tribünde, sporda;

Sövmek, saymak, ana, aba, ebe, dede düz gitmek, maalesef iletişimin bir parçası oldu kimileri için… Gülmek için bu vb. kelimeleri kullanamayan acizler(!) ifade edemez oldu kendilerini…

Yuhlar, ohalar, çüşşler, mallar ve dahi moruklar diğer kelimelerin yanında yunmuş, arınmış kaldı… Bunun yanı sıra, hemen her hayvanın ismiyle hitaplar dolaşıyor irin akan dillerde… Argo sözler bile aranır oldu diğerlerinin yanında, normal sayıldı, ödüllendirildi…

Toplum bir güzel söze, bir güzel gönle, öze hasret kaldı…

…/…

SÖZÜN NAZİĞİ, NAZİK OLANIN SÖZÜDÜR…

Atalarımız bunu 'Kelamın kibarı kibarın kelamıdır.' Diye aksettirmişler taa günümüze dek…

Bereketimiz büyüklerimizin özlü sözü, hayat tecrübesi, fikir ve dahi düşünce zenginliğidir…

Kelam-ı kibar bir tefekkür ifadesidir…
Aklın, fikrin, basiretin, ilmin, imanın yansımasıdır…

Ezcümle;
Ulu söz, velilerin, büyüklerin özlü sözleridir…

Kelam sözdür bilinir… Hayr konuşmak, güzel sözler söylemek gül kokan gönüllerin hal hatır sormasıdır bir nevi… Geçmişten günümüze yansıyan bu güzellikleri büyüklerimizden duymak, kitaplarda okumak ne güzeldir öyle değil mi?

O güzel gönüllerin, söz ve dahi yazılarında Türkçe'mizi ana sütü bilip güzel konuşup yazan kalem ehillerinden duymak /okumak eşsiz bir duygu… Hal ehli olanlarla sukut lehçesini konuşmanın yan sıra iki dudak arası oluk oluk güzellik akan sözlerle yoğrulmak her beşere nasip olmuyor belli ki!

Sormamız, sorgulamamız gereken sanırım geçmişten günümüze bir yolculuk olsa gerek…

Biz bu hale nasıl geldik?

Rabbim cc nazik, naif, kibar, hayr ve dahi ana sütümüz Türkçe'yi dosdoğru yazan, konuşan kullarından eylesin inşallah...

TAVUS KUŞU VE KAYBEDENLER…

Bakın etrafınıza lütfen;

Konuşurken kaybedenlerle doludur nicesi Tavus kuşu misali!

O güzelim alımlı kuyruğu ile erkek tavus kuşunun havası ötünceye kadardır öyle değil mi? Ötmeye görsün, yüz çevirir beşer bu sesi duyunca!

Esnaf Sarayı esnaflarından bir ağabeyim şöyle demişti;
'Hüseyin, kuşlar başta olmak üzere her canlının erkek olanı güzeldir, alımlıdır, yaratılmışlardan sadece insanın erkeği çirkindir' demişti J elbette görece bir kavam, katılırsınız, katılmazsınız saygı duyarım… Lakin hakikaten çok ilginç bir tespit değil mi?

Yeri gelmişken önce kendimize, sonra hepimize bir kelam ediverelim…

Aman ha, uluorta konuşurken dikkat et, bir kelam etmeden dokuz defa dolandır dilini ağzında öyle sözünü söyle… Bazen sukut lehçesi değerini daha fazla gösterir deyiverelim…

Hele ki konuştuğunu sanıp sadece küfür eden mahluk durumuna düşmek ne acı!

KARGA SESLİ BAKİ!

Mademki Tavus kuşundan başladık, bir makalede okuduğum 'Karga'dan da dem vuralım…

Kargaları hemen herkes bilir… Karga üzerine birçok atasözü vardır, n bilineni ise 'Karga kahvaltısını yapmadan' denir, erken, sabahın körü manasında!

Karga sesli vb. ifadeleri de duymuşsunuzdur… Çünkü karga 'gak' sesinden dolayı birçok beşer beğenmez… Lakin karganın zekası ve uzun yaşaması dillere destandır bilinir… Ve saygı duymak elzemdir…

Peki, Baki ile Karga'nın ne alakası var?

16.yy Divan şiirinin tartışmasız en büyük ismi Baki'ye kısa boyu, kara yüzü ve bet sesinden dolayı 'Baki-i Zag' derlermiş… Net ifadeyle 'karga sesli' derlermiş…

Baki 16.yy'da da vardı, günümüzde de var… Lakin Baki'ye 'karga sesli' diyenler un ufak olup kaybolmuşlar! Hani şu her şeyi biliyor dedikleri Google amcaya da sordum tek kelam etmiyor, o bile bilmiyor kim demiş!

Baki her daim var, çünkü letafetini, zarafetini, güzelliğini, bilgisini şiirleriyle ortaya koymuş, kalitesini göstermiş kalıcı eserler bırakmıştır…

Makalede 'Onun, Kanuni Mersiyesi Sultan Süleyman'ın daha iyi bilinmesine yardımcı olmuştur.' Diyor…

İyisi mi siz siz olun, sesiyle, görüntüsüyle yargılamayın beşerleri…
Siz siz olun, sesine, görüntüsüne de kanmayın…

Hangi yaşta olursanız olun, konuşmanıza, yazmanıza dikkat edin… Küfürlü, saygısızca konuşmayın… Yanlış yazıp, yanlış konuşup cenaze namazını kıldırmayın, ölmeden gönüllerdeki mezara koydurtmayın kendinizi…

DÜNYAYI TEMİZ TURMAYA ÖNCE DİLİNDEN BAŞLA!

Anlamak isteyene gayet Türkçe… Yeter ki anlamak isteyelim…

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) birkaç ay önce seviyesiz bir vekil artığının yol açtığı bir olayın sonrasında 'Üslubu beyan, ayniyle insandır.' Diyerek #KüfürsüzHayatMümkün etiketi ile bir çalışma başlatmıştı… Sanırım birkaç yıldır devam ediyor bu etkinlik…

Terbiyesiz ve dahi küfürlü, ahlaksız söylemlere karşı dik duruş göstermişti, hepimizin olması gerektiği gibi…

Böyle bir etiket bile toplumu utandırmalı, sorgulatmalı kendini…

Bilinir ki 'Dil ne söylerse zihin de onu üretiyor.'

'Erkeğin küfredeninden tiksinmek, kadının küfredeninden utanmak' yanlış bir ifade olmasa gerek…

Bilginin, kelime dağarcığını bir nevi ahlakın yoksunluk halidir küfrün sebebi…

Cemil Meriç 'Üslûbun kimliğindir' derken Türkçe'nin, kimliğin bozulduğu, ruhun kokuştuğu, bazı kişilerin çoraklaştığını iyi ki görmedi…

Bu minvalde TRT 1'de yayınlanan, sevilen dizi bana göre hayatın ta kendisi 'Gönül Dağı' dizinde #KüfürsüzHayatMümkün kampanyasına destek verildi…

Gelin, hayatın her alanında ve sosyal medyada iyi örnekleri çoğaltalım…
Sosyal medyada salgın gibi yayılan küfür ve hakareti durdurmak için toplumsal huzuru koruyalım… Ana sütümüz Türkçe'mizin, doğru, güzel dilin tüm alanlara hakim olmasını sağlayalım…

Kampanyaya destek veren Gönül Dağı dizisini tebrik ediyorum…

Unutmayın;
Küfürle, kem sözle değil, samimi ve dahi güzel kelamla iletişimin en doruğuna varabiliriz Temiz toplum temiz insanlarla çoğalır


Küfür ruhun gıdasıdır' diyen beyin(siz)lere, Rabbim cc şafi ismiyle tez şifa versin…
Ves'selam…