Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2026 yılı hububat taban fiyatlarını açıkladı. TMO’nun 2026 yılı için belirlediği hububat alım fiyatları tarımsal üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldı…
TMO, 2026 hasat dönemi için ton başına ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatını 16.500 TL, arpa fiyatını ise 12.750 TL olarak duyurdu. Destek primleriyle birlikte buğday fiyatı 19.514 TL seviyesine çıkacak…
Mazot, gübre, tohum ve işçilik maliyetlerinin bu denli arttığı bir ortamda, buğdayda yüzde 22, arpada ise yüzde 16 oranında yapılan artışlar çiftçilerin beklentilerinin çok altında. Bu fiyat politikası, üreticiye 'toprağını terk et' demekle eşdeğerdir ve yerli üretimden ziyade ithalatı teşvik eden bir yaklaşımdır…
Mazotun litresini 85-86 liraya alarak tarlasını sulayan bu üreten insanlar 15-16 liraya buğdayını sattığında nasıl ayakta duracak? Devletimizi idare edenlerin bu durumu mutlaka gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum…
Buğdayda bu yıl beklenti 20 liranın üzerindeyken şu an açıklanan fiyatla enflasyonun altında kaldı…
2025 yılı ile 2026 yılı arasında üreticilerin girdileri en az yüzde 40 oranında artarken verilen rakam yüzde 22’de kaldı. Mazotta, gübrede yüzde 40 oranında artış var. Ancak üreticinin mahsule yüzde 22 zam verdiler. Çiftçinin sonu ne olacak artık Allah bilir...
ÜRÜNÜ TMO’YA BUGÜN VER
PARASINI 45 GÜN SONRA AL
Üretici açıklanan düşük taban fiyattan dolayı zaten mağdur olmuş. Ürününü tarlasından kaldırıp hemen satıp piyasaya olan borcunu kapatmak istiyor. Çünkü sonbaharda yapacağı ekim için yeniden borçlanacak…
TMO, ürünü alıyor parasını ödemek için 45 gün sonrasına gün veriyor…
Çiftçi ise ürününü biran evvel satıp paraya çevirmek istiyor…
TMO’ya verse parasını almak için 45 gün bekleyecek…
Mecburen Ticaret Borsa’sına gidip ürününü tüccarın takdir ettiği paraya satıyor…
O zamanda TMO’nun açıkladığı rakamın altında satmak zorunda kalıyor…
ÜRETİCİ BİR EKMEK ALMAK İÇİN
1 KİLO BUĞDAY SATMAK ZORUNDA
Üretici şehre gelip kahvehanede bir bardak çay içmek veya fırından bir ekmek alabilmesi için bir kilo buğday parası ödemesi gerekiyor…
Tarlasına ektiği buğday ve arpasına bir yıl boyunca herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için adeta gözü gibi bakıyor. Suluyor, çapalıyor, gübre atıyor. Sulama için ya elektrik ya da mazot kullanıyor. Bunların hepsi ayrı ayrı maliyet. Bunun karşılığında ise TMO’nun verdiği bir kg buğday veya arpa parasıyla ancak bir bardak çay içiliyor…
Şayet kahve içmek isterse 3 kg buğday parasını gözden çıkarmak zorunda…
Bir kilo buğday bir bardak çay, bir ekmek parası…
Bir kilo arpa parasıyla bir bardak çay içilemiyor, bir ekmek alınamıyor…
Bu da hububat alım fiyatlarının tarımsal üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığının çok açık göstergesi…
Mevcut ekonomik koşullarda açıklanan rakamlar giderek çiftçinin tarlaya dönmesini zorlaştıracak. Hatta çoğunun atadan, babadan kalan kalan çiftçilik mesleğini bırakmasına bile neden olacak...
GENÇLER KÖYÜ TERK EDİYOR
Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticiler giderek artan maliyetler nedeniyle zor günlerden geçiyor…
Mazot, gübre, yem ve enerji maliyetleri üreticiyi ciddi anlamda etkiliyor…
Kırsalda yaşayan vatandaşların üretime devam edebilmesi için daha güçlü destek enstrümanlarına ihtiyaç duyuyor…
Köylü üretim yapıyor, istihdam oluşturuyor ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Ancak hak ettiği desteği göremiyor. Tarım girdilerindeki maliyet artışları çiftçimizin belini bükmüş durumda. Üreticinin desteklenmediği bir ortamda kırsal kalkınmadan söz etmek akılla, mantıkla, bilimle bağdaşmaz...
Kırsaldaki nüfus giderek azalıyor. Ekonomik ve sosyal imkânların yetersizliği gençleri şehirlere göç etmeye zorluyor...
Köylerimiz yaşlanıyor. Genç nüfus her geçen yıl azalıyor. Bunun temel nedeni iş imkânlarının yetersizliği ve kırsalda yaşamı cazip kılacak projelerin hayata geçirilememesi. Gençlerimizin doğdukları topraklarda kalabilmeleri için üretimi teşvik eden, gelir artıran ve sosyal yaşamı güçlendiren yatırımlara ivedilikle ihtiyaç var…
Artık kırsalda yetişen genç kalmadığını ve kendilerinden sonra arazilerinin akıbetinin ne olacağını bilmediklerini söyleyen yaşları 60 ve üzerindeki üreticiler, kırsal mahallelerde artan göç ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasıyla tarımın geleceğine ilişkin büyük endişe duyuyorlar...
Özellikle köylerde yaşayan genç nüfusun azalması ve yaşlı nüfusunun artması, tarımda çalışacak iş gücünün azalmasına da yol açmaktadır. Eleman sıkıntısı yaşanan tarlalarda, ne yazık ki hasat edilemeyen ürünler yalnızlığa terk ediliyor. Bu durum, ciddi anlamda milli servetin zarar görmesine neden oluyor. Ekonomik değer kazanamayan ürünlerin yok olmasıyla yeterli miktara ulaşamayan oldukça az üretilebilen ürünler sofralara ulasşana kadar geçen süreçte ciddi anlamda pahalı oluyor. Üretim ve tüketim dengesi arasında bir uçurum oluşuyor...
Kentten köye dönüş
Teşvik edilmeli
Son yıllarda, Türkiye nüfusunun yüzde 90'ı büyük şehirlerde ve ilçelerde yaşamayı tercih ederken, geri kalan kısmı köylerde yaşamayı tercih etmekte. Bu yüzden kentten köye dönüşü teşvik etmek adına çalışmalar yapılmalıdır... Köy hayatının desteklenmesi için ekonomik, sosyal ve eğitim olanaklarının artırılması gerekmekte. Bu şekilde, tarım sektöründeki iş gücü sorununa kalıcı çözümler bulunabilir ve tarımda ekonomik büyüme sağlanabilir…
Yoksa çok değil 5 ya da en fazla 10 yıl sonra ülkemiz tarımda tamamen dışa bağımlı bir hale gelebilir...
* * *