Eskişehir 2. derece deprem bölgesinde yer alıyor. 1999 öncesi inşa edilmiş çok sayıda bina var. Tam sayı olarak elimde veri yok ama şehirdeki yapı stokuna baktığımda çok sayıda 1999 yılında yaşanan büyük depremler öncesi inşa edilmiş yapılar mevcut…

İşte Eskişehir’de sorun olan da bu eski binalar…

2021’den bu yana sürdürülen Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi çalışmaları kapsamında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şubesi arasında yapı stoku envanterinin oluşturulması ve yapı güvenliğinin deprem riski açısından değerlendirilmesini içeren bir protokol imzalanmıştı…
Anadolu Üniversitesi, ESOGÜ ve ESTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim görevlileri tarafından, İMO 30 kişilik bir mühendis ekibine protokol esaslarına yönelik teknik eğitimler verildi. Akabinde yapılan sınav sonucunda başarılı olan 16 İnşaat Mühendisi bu yürütmek üzere işe alındı…

52 BİN YAPI İNCELENDİ
Kent merkezindeki üç belediye ile yapılan sözleşmeyle 52 mahallede toplam 51 bin 801 yapı TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ekiplerince incelendi…

İncelemeler sonucunda edinilen tespitler, coğrafi bilgi sistemleri yazılımları marifetiyle derlenerek Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi ortak çalışması ile hazırlanacak olan ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ ve Eskişehir Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğünce yürütülen ‘İl Afet Risk Azaltma Planında’ (İRAP) kullanılacak…

52 mahallede 51 bin 801 yapının incelenerek yapı stokları hakkında veriler toplandı…

Şimdi sıra geldi toplanan o veriler sonunda, yapılacak çalışmaya...

Özellikle şu sorular gündeme gelebilir...

-Depreme dayanıksız oldukları belirlenen binalar yıkılacak mı?

-Yıkılan binaların yenileri mevcut arsaların üzerine mi yapılacak?

-Arsa problemli ise nereye kaydırılacak bunlar üzerinde belediyeler ile İl Afet Acil Durum ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde çalışmalar yapılacak çalışma neticesinde belli olacaktı…

Üç belediye ile yapılan sözleşmeyle İMO’nun yaptığı çalışmanın üzerinden üç yılı aşkın süre geçti…

Ancak depreme dayanıksız oldukları belirlenen yapıların ne olacağı konusunda henüz ses seda yok…

Asıl sorumlu kim?

Belediyeler mi?

İl Afet Acil Durum ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü mü?

Yoksa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü mü?

Birinci derece sorumlu kim ise taşın altına hemen elini koymalı…

Bu çalışmalar mümkün olan en kısa zamanda tamamlanmalı…

Yarın deprem olduğunda bu binalar yıkılır, insanlar enkaz altında kalıp can verirse sorumluların hiç mi vicdanları sızlamayacak?

Bırakın artık topu bir birinize atmayı üç kurum bir araya gelerek dönüştürülmesi gereken riskli binalar ile ilgili ne yapılması gerekiyorsa zaman kaybetmeden belirlenmeli…

40 yıl önce inşa edilen zemini sağlam olmasına rağmen 40 yıl önceki inşaat teknikleriyle yapılan konutlar peyderpey hak sahiplerinin kendi girişimleri ile ‘Kentsel Dönüşüm’e girdi…

Konut sahiplerine eskiyen konutlarının yenilemeleri için teşvikler verilmeli…

Örneğin İstanbul’da olduğu gibi “yarısı bizden” uygulaması Eskişehir’de hayata geçirilmeli…

Dönüşüm masraflarını karşılayamayacağı için beklemede olan konut sahipleri bu sayede harekete geçebilir…

Büyükşehir Belediyesi ‘Kentsel Dönüşüm’ yetkisi elinde olan bakanlıktan yetkinin kendilerine devredilmesini talep etti…

Bakanlık bu yetki devrini Büyükşehir Belediyesine devrederse belediyenin önünü açmış olur…

5 bin konut tehdit altında

Bu hassas konuda görüşlerini aldığım şehrimizin değerli uzmanlarından İnşaat Yüksek Mühendisi Fesih Bingöl, kentte 250 bin konut bulunduğunu söyleyerek, yapılan teknik değerlendirmede bu konutların yüzde 2’sinin riskli olduğuna dikkat çekti…

Eskişehir’de olası 6 ila 6,5 şiddetindeki bir depremde yaklaşık 5 bin konutun etkileneceğini ve bu konutlarda yaşayan yaklaşık 15 bin kişinin doğrudan depremden zarar görebileceğini de dikkat çeken Bingöl, afet riskli alanların dışında kalan eski yapı stokunun yenilenmesi konusunda belediyelere de sorumluluk düştüğünü de vurguladı.

yapı yoğunluğu düşürülmeli

Eskişehir’de 1999 öncesi yapılan sekiz katlı, bitişik nizam yapılar yoğunlukta. Ana caddelerde sekiz katlı binalar, arkasında ise üç-dört-beş katlı yapılar bulunuyor. Uzmanlara göre deprem sırasında bu binalar doğrudan yola devrilebilir. Ön caddedeki binalar dört ya da beş katlı, arkasındaki binalar ise altı ve yedi kat olması gerekiyor. Örneğin, Yunus Emre Caddesi’ndeki sekiz katlı binalar ile arkasındaki dört katlı binalar bu şekilde bir yanlışlık oluşturuyor. Geçmişte bu planlama yapılırken yanlış yapılmış…

Kat artışı olmadan bir dönüşüm gerçekleşmez

Kentsel dönüşümde kat artışı yapılmalı. Kat artışı olmadan bir dönüşümün gerçekleşmesi zor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi imar planlarını revize ederek, ada bazlı emsal kat artışı yapmalı. Örneğin, dört katlı bir binaya iki kat daha ekleyerek altı kata çıkarılmalı. Riskli görülen binalarda belediye ve vatandaş işbirliğiyle güçlendirme yapılabilir. Bir binada yapılacak basit bir güçlendirme, deprem sırasında hayat üçgeni sayesinde insanların kurtulmasını sağlayabilir. Güçlendirenin maliyetinin bir kısmını belediye, bir kısmını da vatandaş karşılayabilir…

* * *

Eskişehir’de riskli binaların yıkılarak yenilenmesi görevi sade belediyelerin görevi değil. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da taşın altına elini koymalı…

Bakanlığın afet riskli alan ilan ettiği 56 hektarlık alanda dönüşüm sağlanması için yetki Büyükşehir Belediyesine devredilmeli…

Allah korusun, deprem meydana gelip bu binalar yıkılır, insanlar altında kalırsa bırakın bunun maddi yönünü can kayıplarının hesabını kim verecek?

Hiç mi vicdanınız sızlamayacak?

Onun için hiç vakit kaybetmeden gereken önlemler, uygulamalar ve bu konudaki tüm girişimler ivedilikle hayata geçirilmelidir...

Yoksa yarın çok geç olabilir...