Esneklik çoğu zaman yalnızca ayağımıza dokunabilmek ya da zor pozları yapabilmek olarak düşünülür. Aslında beden esnekliği, günlük yaşamın kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir sağlık göstergesidir. Hareketsiz yaşam, uzun saatler masa başında oturmak ve tekrarlayan hareketler zamanla kasların, bağ dokularının ve eklemlerin hareket kapasitesini azaltabilir.
Bunun sonucunda yalnızca hareket etmek zorlaşmaz; duruş bozuklukları, bel ve boyun ağrıları, yüzeysel nefes alma ve kronik gerginlik de daha sık görülmeye başlar. Düzenli esneme çalışmaları ise kasların doğal uzunluğunu korumaya, dolaşımı desteklemeye ve eklemlerin daha rahat hareket etmesine yardımcı olur.
Psikoloji alanında yapılan çalışmalar da beden ile zihin arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeker. Kendimizi güvende hissetmediğimizde kaslarımız farkında olmadan kasılır. Beden gevşemeye başladığında ise sinir sistemi de bu değişime uyum sağlar. Bu nedenle bazen zihni sakinleştirmenin yolu bedene biraz daha fazla hareket alanı tanımaktan geçer. Kadim yoga öğretilerinde de beden, yaşam enerjisinin özgürce dolaştığı bir araç olarak kabul edilirdi.
Amaç yalnızca daha esnek olmak değil; bedende oluşan gereksiz dirençleri azaltarak nefesin yani yaşam enerjisinin daha rahat akmasına alan açmaktı. Esneklik, yalnızca kaslarımızın değil; hayata, değişime ve kendimize karşı gösterebildiğimiz açıklığın da bir yansımasıdır.