Hüseyin Güven
Türk mitolojisinde Ayaz Ata isminde bir figür olup olmadığına dair tartışmalar vardır. Bu mitolojik inancın özellikle Hunlar ve öncesinde Gök Tanrı inancı ile alakalı olduğunu söyleyebiliriz. Türkler'de günümüzde özellikle Orta Asya'da ve Sibirya'daki Türk topluluklarında Ayaz Ata ve Kar Kız/Ayaz Kız kültürü vardır. Bazı uzmanlar bu kültürün Rus kültüründen geçtiğini iddia ediyorlarsa da tam tersi Türk kültürünün Rusları etkilediğini söyleyebiliriz…
Ayaz Ata adının Rusça'daki Ded Maroz (Ayaz/Soğuk Dede/Ata) ile Sneguroçka (Kar Kız) sözcüklerinin çevirisi olması araştırmacıları yanıltmaktadır… Rusya'da özellikle Sovyetler Birliği döneminde Ded Maroz geleneğinin yaygınlaşmasıyla bu kültürün Sovyetler sebebiyle Türkler'e geçtiğine dair yanlış bir algı vardır…
Türkler'de kış dönümü Hunlar döneminde kutlanan bir gelenektir…
Türk mitolojisinde hayat ağacının kutsallığı, Gök Tanrı'nın en yüksek tepede yaşadığına inanılması ve özel günlerde hediyeler sunulması bir gelenektir…
Ruslarda Ded Maroz kutlaması Stalin'in yakın arkadaşı Pavel Postyshev tarafından ortaya atılmıştır… Pravda gazetesinin 1935 yılındaki bir baskısında ilk defa Ded Maroz'dan bahsedilmiştir. Pavel Postyshev, Ded Maroz'u kurgularken Türklerin o tarihlerde zaten kutladığı Ayaz Ata'dan faydalanmıştır. Hatta ilk kurgulanan Ded Maroz'a da Türkçe Ayaz Pavloviç Atayev ismi verilmiştir. Ded Maroz'a eşlik etmesi için de Akşeker ya da Karkızı figürü Türk mitolojisinden faydalanılarak kurgulanmıştır…
Ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un 'Gün Olur Asra Bedel' adlı romanında Ayaz Ata geleneği Türklerin mitolojik kahramanı olarak işlenmektedir…
Rusların Ded Maroz'u kurgularken Türk mitolojisindeki Nardugan Bayramı'nı örnek alması, sanki bu geleneğin Ruslardan Türklere geçtiği gibi algılansa da, tam tersi bir durum söz konusudur…
Ayaz Ata geleneği, Türklerde özellikle Sibirya ve Altay Dağları çevresinde yaşayan Türkler'de yaygın olarak kutlanmıştır. Kuzey Türkleri özellikle Şaman/Kamları kullanarak kış dönümünü kutlamışlardır. Türkler'de Şamanlar en bilge ve tanrıya ulaşılması için başvurulan bir varlık olarak görüldüğünden Ayaz Ata olarak görev de onlara verilmiştir. Ayaz Ata geleneği, genelde Kuzey Türkleri için vardır. Güney Türkleri olarak kabul edilen Oğuzlar'da bu gelenek, daha çok Nevruz olarak kutlanmıştır…
Yakın dönemde özellikle Kazakistan'da Ayaz Ata geleneği oldukça yaygınlaşmıştır. Kazak şairi Abay Kunanbayev'in Ayaz Ata'yı tanımladığı şiiri şöyledir:
'Ak giyimli gövdeli, aksakallı/Kör ve sağır tanımaz diri canlı/Üstü başı ak kır, rengi soğuk/Bastığı yeri gıcırdatıp, gelip kaldı./Nefesi tipi, ayazla kar/İhtiyar baba: Kış, gelip hüzün saldı./Uçmaz külahını ok gibi dimdik yapıp/Ayazla kızarıp parladı./Bulut gibi kaşları kapamış iki gözün/Başını silkse kar yağdırıp seni zorladı.'
'Bu gelenek, Ruslardan da, Hristiyanlardan da eskiye dayanmaktadır'
Peki / İslamiyete geçiş sonrası bu gelenekler nasıl bir forma büründü?
Kuzey Türkleri, İslamiyet'i kabul ettikten sonra Ayaz Ata da kimsesizlere, yolda kalanlara, zorda kalanlara yardım eden evliya rolüne bürünmüştür...
İslam inanç kültüründeki 'Hızır' kimliğini, İslam öncesi Türklerde Ayaz Ata üstlenmiştir…
Kazak Türklerinde kışın karşılanması Soğumbası adlı törenle kutlanmaktadır...
Eski Türk mitolojisinde yel (rüzgar), evreni döndüren, şekillendiren bir güçtür. Ayaz aslında yel sayesinde oluşur...
YEL ATA…
Efsaneye göre, Ülker burcunun altı yıldızı, göğün altı deliğidir…
Bu deliklerden yeryüzüne soğuk hava üfler ve kış oluşur... Ayaz Ata ise bu soğukta darda kalanlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım eden bir kişidir... Eski Türkler ilk zamanlarda Ayaz Ata kültürünü Yel Ana olarak da tanımlamışlardır…
Yel Ana kültürü zamanla Yel Ata olmuştur…
Türkler, Yel Ata kültürünü zamanla Ayaz Ata olarak adlandırmaya başlamışlardır…
Türk topluluklarında Kutsal Baba, Çam Baba olarak da anılan Ayaz Ata kültürüne zamanla ona iyiliklerinde yardım ve eşlik eden kızı, bazı hikayelere göre de torunu eklenmiştir. Ayaz Ata, Özbekçe Ayoz Bobo veya Ayaz Ota, Kırgızca Ayaz Ata, Kazakça Ayaz Ata olarak nitelendirilmektedir...
Bazı Türkler ise Ak Ayas olarak isimlendirmektedir…
Başkurt lehçesinde Ayaz Ata, Kış Babası olarak yer alır… Torunu ise Kar Güzeli adıyla anılır…
Tatar kültüründe ise Qış Babay (Kış Babası), torunu ise Kar Kızı olarak tanımlanmaktadır…
Sonuç itibarıyla Türklerde 21 Aralık günü veya ilk karın düştüğü gün kutlanan kış döngüsü, Hristiyanlık ve İslamiyet'in inanç sisteminde kendisine yer bulmakta zorlanmıştır. Hristiyanların bir kısmı Hazreti İsa'nın doğumunu 25 Aralık'ta kutlamaktadır.
Fener Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Rus Kilisesi İsa'nın doğumunu 6 Ocak'ta kutlamaktadır.
Bu haliyle Türklerin geleneksel akçam ağacı kutlamaları veya Ayaz Ata kültürü, diğer semavi dinlerin inanç sistemi içerisinde kendisine yer bulamamıştır. Türk kültüründeki Ayaz Ata veya Nardugan Bayramı, ya Hristiyanlıkla veya Rus gelenekleriyle özdeşleştirerek sanki Türklere ait değilmiş gibi sunuluyorsa da Türklerdeki bu gelenek, Ruslardan da, Hristiyanlardan da eskiye dayanmaktadır.
Nardugan, Türklerde yeni yıl bayramıdır.
Ayaz Ata ise bu bayramın simgesidir.
Ayaz Ata, her yıl 22 Aralık'tan sonra gelen ilk dolunayda ortaya çıkar ve 1 Şubat'a kadar kutlamalar devam eder. Kuzey Türklerinde 21 Aralık'an sonra ilk dolunayın çıktığı ilk gün, yeni yılın ilk günüdür. Akçam ağacı ise tanrı ile kurulan bağlantının simgesidir. Türklerin işlediği halı, kilim ve diğer motiflerde hem akçam ağacı hem de Ayaz Ata motifleri bulunmaktadır…
Türk kültüründeki Ayaz Ata geleneği, Hristiyanlık'taki Noel Baba veya Ruslar'daki Ded Maroz mitolojisiyle alakalı değil, tam tersi onlardan çok eskiye dayanan mitolojik bir gelenektir…
Ayaz Ata, Ayaz Han olarak da bilinen bu soğuk beyi Ruslar'daki gibi kötülüğü temsil etmemektedir…
Rus mitolojisinde Ded Maroz, soğuk getiren bir kötü ruhtur. Fakat Türklerdeki Ayaz Ata, soğukların bitmesine neden olan iyi bir ruhtur. Türklerde Ayaz Ata'nın bindiği kızaktaki altı ayak ise Ülker burcunun altı yıldızı ve göğün altı deliğini temsil etmektedir. Ayaz Ata, Türklerde Ay Tanrısı ile iletişim kurarak soğukların bitmesi için aracılık etmektedir. Ay Tanrısı'nın, soğuk havaya karşı Türkleri koruması için Ayaz Han'ı gönderdiğine inanılır…
SAFSATADAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL!
Bu görüş ise 'Nardugan ve Ayaz Ata yok' diyen Kadim Türklere yönelik en kapsamlı araştırmalara imza atan Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl…
Bir gazete 'ye vermiş olduğu röportajında Muazzez İlmiye Çığ Hanım'a itafen 'Muazzez Hanım Türklerde çam ağacının kutsal olduğunu söyleyip, bu tezi ortaya attı... Kadim Türklerde kayın ağacı kutsal kabul edilirdi… Ağaç süsleme Friglerden Batı'ya geçti. Türklerin tarihinde Ayaz Ata diye bir şahsiyet yok... Ülgen ise Altay Türklerinde 'Tanrı' olarak kabul ediliyor…
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl 23 yıldır Çin, Moğol, Rus ve Türk Cumhuriyetleri'ndeki arşivleri birinci kaynaktan incelediği çalışmaları ile biliniyor…
Nardugan veya Nardoğan kelimelerinin metinlerde geçmediğini, Moğolların Şubat'ın 21'inde büyük beyaz bayram adını verdiklerini, bu kutlamaların ise Çin'de Budist geleneği olan Guonien Bayramı'ndan alıntı olduğunu ifade ediyor…
En dikkat çeken söylemi ise;
Türkler, konargöçer bir millet. Asya bozkırlarında hava eksi 30 derece... Hava kapalı, yaşam şartları ağır... En kısa gün, en uzun gece gibi bir hesaplama modelleri yok… Ortaya atılan görüşler, her şeyi Türklüğe bağlamayı marifet sananların safsatalarından başka bir şey değil.' Demesi…
DOÇ. DR. MUSTAFA AKSOY…
Doç. Dr. Mustafa Aksoy Türk tarih sosyolojisi üzerine araştırma yapan Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Bölümü'nden…
'Türkler, sadece Mayıs ayının ilk haftasını bahar bayramı olarak, ekim ayının sonunu ise kışlaklara çekilmeden önce gök tanrı inancına uygun şekilde kutlardı… Tataristan ve Çuvaşistan'daki Hıristiyan Türkler, Farslardan etkilenerek 21 Aralık tarihini gün dönümü olarak kutlar... Konargöçer Türklerde 'Nardugan' diye bir kutlama hiçbir zaman olmadı… Nardugan uydurma, safsata.'
Derleyen: Güvence I Hüseyin Güven
Kaynakça;
-Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi, Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı (RUSEN) Prof. Dr. Salih Yılmaz...
-Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nden Prof. Dr. Nurullah Çetin...
- Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl…
- Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Bölümü Doç. Dr. Mustafa Aksoy