Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala emeklinin bayram ikramiyesine yapılacak zam da gündem oldu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıyla boğuşan emekliye bayram ikramiyesine yapılacak zam için 'kaynak yok' diyerek kapıyı kapatması tepkilere neden oldu…
Açlık sınırının 32 bin TL’yi aştığı ortamda emekli bayram ikramiyesine zam kapısı kapanmıştı. Hükümet kanadından gelen "zam yok" açıklamalarının ardından, AK Parti ikramiye sisteminde "gelire göre destek" formülünü masaya yatırdı…
Açlık sınırının 32 bin TL’yi aştığı ortamda hayat pahalılığı emeklinin cebinde büyük delik açıyor. Alınan maaşla kirasını ödeyen emekli, temel ihtiyacını karşılayacak paraya ulaşamıyor. Maaşlardan umduğunu bulamayan emekliler ise gözünü ikramiyelere çevirdi…
Hayat pahalılığı her geçen gün emekliyi zorlarken, ikramiyelere yapılacak olan zam İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş gerilimine takıldı. AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler, Emeklinin dört gözle beklediği bayram ikramiyesi konusunda "İkramiyeye zam konusunda bir düzenlememiz yok" ifadelerini kullanmıştı…
50 bin liranın altında maaş alanlara emekli ikramiyesi verilmesi seçeneği de gündemde olduğu belirtiliyor. Ancak böyle bir düzenleme Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur…
BÜTÇE DİSİPLİNİ DEYİP ZAMMA KAPIYI KAPATTI
Geçen yılramazan ve kurban bayram ikramiyesi 4’er bin TL olarak açıklanmıştı. Şimdilerde bu 4 bin liralık rakam maaşların 3’te 1’ine bile yaklaşamıyor…
Bu yıl ki iki bayram ikramiyesinin 5 bin ile 5 bin 500 TL olması beklentisi oluşmuştu…
Ancak AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in, “Biliyorsunuz 17 milyon civarında emeklimiz var. Bu sene SGK bütçesine, Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere dörder bin liralık ikramiye için yaklaşık 150 milyar liralık kaynak aktarılacak. Yani bu sene için 150 milyar TL'lik özel bir kaynak bütçeden SGK'ya ikramiye bedelleri olarak 17 milyon civarında olan emeklimiz ödenmek üzere bu kaynaklar aktarılıyor. Tabii halihazırda kanun teklifimizde buna yönelik herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Özel bir kaynak oluşturmak gerekiyor. Zorluklarımız da ortada. Yani şu anda bölgesel manadaki savaş riskinin meydana getirdiği petrol fiyat artışları, doğalgaz fiyat artışları, diğer malum maalesef tedarik zincirinden kaynaklı birçok sıkıntılar var ekonomik ortamda. Dolayısıyla bizim orta vadeli programa uygun olarak bütçemizi, bütçe disiplinle çok dikkat etmemiz gerekiyor” demesi emeklileri çok büyük hayal kırıklığına uğrattı…
EMEKLİLER: “SANDIĞI ÖNÜMÜZE KOYUN”
Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in “Çevresel ve ekonomik şartlar nedeniyle bu dönem emekli ikramiyelerine zam yapamıyoruz” yönündeki açıklamasını eleştirdi…
Emeklilerin 2018 yılından itibaren ciddi gelir kayıpları yaşadığını da belirten Dilbaz, mevcut uygulamaların emeklileri her geçen gün daha zor koşullara sürüklediğini ifade etti…
Dilbaz, “Hükümetin kendi ekonomik ve siyasi hatalarının bedelini emekliye, çalışana ve memura ödettiği yönünde eleştiriler artıyor. Emekli, yaşadığı sıkıntıları ve uğradığı kayıpları unutmaz. Emekliler her geçen gün daha zor koşullarda yaşam mücadelesi vermektedir. Gerekli adımlar atılmazsa daha ağır tablolar ortaya çıkacaktır” diyerek emeklinin sabredecek halinin kalmadığını, emeklilerin bir an evvel sandığın önlerine konulmasını beklediğini de dikkat çekti…
“YANDAŞA, LÜKSE, ŞATAFATA KAYNAK VAR EMEKLIYE YOK!”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıyla boğuşan emekliye bayram ikramiyesi için 'kaynak yok' diyerek kapıyı kapatması tepkilere neden oldu. TBMM’de çağrıda bulunan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP’nin kara düzeninde saraya, yandaşa, lükse, şatafata kaynak var ama emekliye yok! Emeklimize bayramda bir asgari ücret ikramiye haktır! Ya bu hakkı verin ya da veremeyecekseniz getirin sandığı milletin önüne yok saydığınız o emekliler size hak ettiğiniz dersi versin” dedi.
“GETİRİN SANDIĞI MİLLETİN ÖNÜNE”
Çakırözer yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere de yer verdi: “Sözde yüksek gelirli ülke olmuşuz ama hazine tamtakır. Emeklinin bayram ikramiyesine zam verecek bir kuruş yok. 17 milyon emekli geçinemiyor. İnsanca yaşam için meydanlarda, 81 ilde yüzbinlerce imza toplandı ama bu sorumsuz iktidar emeklinin çığlığını duymuyor. Bu ülkenin her karışında alın teri olan emeklilerimiz için Cumhuriyet Halk Partisi olarak talebimiz net: Emeklimize dini bayramlarda 1 asgari ücret ikramiye haktır. Ya bu hakkı verin ya da veremeyecekseniz bırakın. Getirin sandığı milletin önüne, getirin ki yok saydığınız o emekliler size hak ettiğiniz dersi versin.”
* * *
Emeklilere verilen ikramiyenin yıllar içindeki alım gücü ciddi biçimde düştü. İlk kez verildiğinde paranın satın alma gücü vardı. Şimdi ise iki pazar bir market harcamasına ancak yetiyor…
Milyonlarca emekli 2026 yılında maaş zammından sonra bir kez daha hayal kırıklığına uğradı…
Emeklinin yıllar içinde kaybettiği alım gücünün hesabını kim verecek? Emeklinin eriyen ikramiyesi ve kaybolan değeri nerede?
Bayram ikramiyesi sembolik bir ödeme olmaktan çıkmalı, gerçek anlamda destek haline getirilmeli. Milyonlarca emekliyi yoksulluğa terk eden bu anlayış kabul edilemez…
* * *
ARIF ANBAR VE KAZIM KURT
Gazeteci kardeşim Arif Anbar’ın yazdığı, “Kazım Kurt Bir Halk Adamının Yolculuğu”kitabı okurlarla buluştu. Cumhuriyet Kitapları etiketiyle yayımlanan ve 248 sayfadan oluşan eser Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yaşam öyküsünü anlatıyor…
Siyasi liderler biyografisi ve nehir söyleşi türündeki kitap, siyasetçi Kazım Kurt’un yaşam öyküsü üzerinden Türkiye’nin çok partili dönemden bugüne uzanan siyasal ve toplumsal panoramasını ele alıyor…
Öncelikle Gazeteci-Yazar Arif Anbar’ı kutluyorum…
Köşe yazısı yazmak ve kitap yazmak çok farklı…
Köşe yazısında bir konuyu işlersin…
Kitap ise bir konuyu uzun uzadıya tüm yönleri, bazende en ufak detaylarıyla anlatılarak yazılır…
* * *
1950’li yıllarda yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya gelen Kazım Kurt’un, Cumhuriyet’in sağladığı eğitim olanaklarıyla ve fırsat eşitliğiyle siyaset sahnesine uzanan yolculuğu kitapta ayrıntılı şekilde anlatılıyor.
Kurt’un kendi kaleminden yazdığı önsözde yer alan şu ifadeler, eserin temel ruhunu ortaya koyuyor:
“Türkiye hepimizin! Bu topraklar üzerinde yaşayan halkımız, her şeyin en iyisine layık. Her ne zorluk altında olursak olalım, birlik içerisinde çağdaşlık mücadelesi verdiğimiz sürece umut hep var olacak. Ve her yurttaşımız, buna yürekten inanıyorum ki, çok yakın gelecekte, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarıyla beraber insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşacak. Bütün mücadelem, bütün mücadelemiz, bunun içindir ve bu mücadele, en şerefli mücadeledir...”
Kurt’un kaleme aldığı önsözde, birlik ve çağdaşlık vurgusu öne çıkarken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarıyla birlikte yurttaşların insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşacağına dair inancı dile getiriliyor. Kitap, aynı zamanda “doğru, dürüst ve ilkeli siyaset nasıl yapılır?” sorusuna kapsamlı bir yanıt sunmayı hedefliyor…
TÜRKIYE’NIN DEMOKRASI SERÜVENI
Arif Anbar sunuş yazısında, Türkiye’de demokrasinin tarihsel kırılma noktalarına ve son yıllarda yaşanan siyasal gelişmelere de dikkat çekiyor. Eser; Kazım Kurt’un kişisel hikâyesi üzerinden Türkiye’nin demokrasi mücadelesini, yerel ve genel siyasetin dinamiklerini ve halk odaklı siyaset anlayışını mercek altına alıyor…
1950’lerden günümüze Türkiye’nin dönüşümünü bireysel bir yaşam öyküsü üzerinden aktaran kitapta, yerel tarih ile ulusal siyaset iç içe geçiyor; Eskişehir’in sokaklarıyla Türkiye’nin büyük kırılmaları aynı anlatı zemininde buluşuyor…
Kitap; aynı zamanda “doğru siyaset nasıl yapılır?” sorusuna verilen kapsamlı bir yanıt niteliği taşıyor…
60 YILLIK SİYASİ YAŞAM 3 DÖNEM
BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Henüz kitabı alıp okuma fırsatım olmadı…
Ama Gazeteci Arif Anbar yazıp bastırıcınca, Odunpazarı Belediyesi’nde çalışması tartışmalara neden oldu…
Konu Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt olunca Birileri, “kitabın masraflarını kim üstlendi? Belediye bütçesinden mi karşılandı?” diye sorgulamışlar…
Bir gazetecinin kitap bastırmaya maddi gücü yetmez mi?
Sıradan birisi kitap bastırıp satışı için bir yayınevi ile anlaşınca kimse sorgulamıyor…
Belediye de çalışan bir gazeteci, çalıştığı belediyenin başkanın hayatını ve siyasi yaşamını kaleme alınca, “sponsoru kimdi?” diye sorguluyoruz…
Bir de, “kitaptan belediye kaç tane alacak. Sadece yayınevinden alınabilir denilen kitap kimlere dağıtılacak?” diyorlar…
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kendi cebinden 100-200 hatta 500 adet alır dağıtabilir. Buna kim karışabilir…
“KİTABIN TÜM MASRAFLARINI
CEBİMDEN KARŞILADIM”
Sorgulamalar devam ederken Arif Anbar da bir açıklama yaptı:
“Kitabın masraflarını elbette ben karşıladım. Çünkü kitabın yazarı benim. Sözleşme, adıma fatura ve dekont da elbette elimde. Dağıtım diye bir şey söz konusu değil. Okumak isteyen vatandaşlar kitap evlerinden alabilirler.”
* * *
Kazım Kurt’un siyasi yaşamının yaklaşık 40 yılını yakından biliyorum…
Uzun yıllar Verem Savaş İş Hanındaki Avukatlık Ofisi birçok siyasi gelişmelere tanıklık etti…
Bugün 3 dönemdir Odunpazarı Belediye Başkanlığını kazanıyorsa yaklaşık 60 yılı bulan siyasi tecrübesinin ve ilkeli duruşunun eseridir…
* * *