Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değil; aynı zamanda gönüllerin arındığı, kalplerin yumuşadığı ve aile bağlarının güç kazandığı müstesna bir mevsimdir. Bu mübarek ay, bireysel ibadetlerin ötesinde aile içi huzuru yeniden inşa etmek için büyük bir fırsat sunar. Günümüzün hızlı yaşam temposu içinde zayıflayan aile ilişkileri, Ramazan ikliminde yeniden canlanır, evler manevi bir atmosfere bürünür.
Modern hayatın koşuşturması, iş yoğunluğu ve teknolojinin aşırı kullanımı aile bireylerini çoğu zaman birbirinden uzaklaştırmaktadır. Ortak sofralar azalmakta, birlikte geçirilen nitelikli zaman giderek kısalmaktadır. Ramazan ise bu kopukluğu onarmak için adeta bir köprü görevi görür. İftar ve sahur sofralarında bir araya gelen aile fertleri, günün yorgunluğunu geride bırakarak sohbet etme, paylaşma ve birbirini dinleme imkânı bulur.
Ailede huzur varsa o ev, adeta cennetten bir köşe gibidir. Ramazan ayı, bu huzuru pekiştiren pek çok manevi güzelliği beraberinde getirir. Birlikte edilen dualar, teravih namazına ailece katılmak, Kur’an okumak ve manevi sohbetler yapmak, aile bireyleri arasında güçlü bağlar oluşturur. Aynı sofrayı paylaşmak sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal bir buluşmadır.
Ramazan’ın gelişiyle evlerde yaşanan tatlı telaş, özellikle çocuklar için ayrı bir önem taşır. Bu atmosfer, onların Ramazan bilincini kazanmasına yardımcı olur. Çocuklar merak ederek, severek ve isteyerek bu manevi iklime dâhil edilmelidir. Birlikte yapılan alışverişler, iftar hazırlıkları, küçük sürprizler ve hediyeler, Ramazan’ı onların gözünde unutulmaz kılar. Böylece çocuklar, bu ayı sadece yemek ve içmekten uzak durmak olarak değil; paylaşmak, yardımlaşmak ve iyilik yapmak olarak öğrenir.
Aile içi iletişimi güçlendirmek için Ramazan ayı bilinçli şekilde değerlendirilmelidir. Ailece küçük planlamalar
yapmak, teravih namazlarını birlikte kılmak, belirli günlerde Kur’an okumak, akraba ve komşularla iftar sofralarında buluşmak aile bağlarını kuvvetlendirir. Ayrıca ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, hayır faaliyetlerine katılmak gibi ortak projeler, aile fertlerini aynı amaç etrafında birleştirir ve dayanışma ruhunu canlı tutar.
Ramazan aynı zamanda kırgınlıkların giderildiği bir barış mevsimidir. Eşler arasında eski defterlerin kapatıldığı, hataların affedildiği, gönüllerin onarıldığı özel bir zaman dilimidir. Bu ayda öfkeyi büyütmek yerine merhameti çoğaltmak gerekir. Güzel söz söylemek, sabırla dinlemek, anlayışlı olmak aile huzurunun temelini oluşturur. Ramazan, eşler arasında sevginin ve saygının tazelendiği bir yeniden başlangıç fırsatıdır.
Günümüzde aile içi iletişimi en çok zedeleyen unsurlardan biri de kontrolsüz teknoloji kullanımıdır. Ramazan ayı, dijital alışkanlıkları gözden geçirmek ve ekranlardan uzaklaşıp aile bireyleriyle daha fazla yüz yüze vakit geçirmek için önemli bir imkândır. Sofralarda telefonların değil, samimi muhabbetlerin yer alması bu ayın ruhuna en uygun davranıştır.
Bu mübarek ay, aynı zamanda şükretmeyi, paylaşmayı ve empati kurmayı öğretir. Oruç sayesinde nimetlerin kıymeti daha iyi anlaşılır, yardımlaşma duygusu güçlenir. İftar sofralarında yapılan küçük ikramlar, komşularla paylaşılan bir tabak yemek bile aileler arasındaki muhabbeti artırır. Böylece Ramazan, toplumsal huzurun da en güçlü destekçisi haline gelir.
Unutmamak gerekir ki Ramazan bir eğitim mektebidir. Bu mektepte kazandığımız sabır, şükür, merhamet ve paylaşma gibi güzel hasletleri yalnızca bu aya mahsus bırakmamalıyız. Huzurlu aileler, huzurlu toplumların temelidir. Ramazan’ın bereketiyle evlerimizde sevgi çoğalsın, gönüllerimizde muhabbet artsın, sofralarımızda birlik ve beraberlik daim olsun. Bu mübarek ay, aile huzurunun yeniden filizlendiği kutlu bir mevsim olarak hayatımızda kalıcı izler bıraksın...
Dr. Tuba Kevser ŞAHİN/Uzman Vaiz
MEAL OKUYORUM
Sadakalar (zekât gelirleri) ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, sadakaların toplanmasında görevli olanlar, kalpleri kazanılacak olanlar, âzat edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda (çalışanlar) ve yolda kalmışlar. İşte Allah’ın kesin buyruğu budur. Allah bilmekte ve hikmetle yönetmektedir. (Tevbe 9/60)
HER GÜNE BİR HADİS
“Dikkat edin! Yalancılıktan kaçının. Çünkü ister ciddi olsun, isterse şaka yollu olsun yalan söylemek Müslüman’a yakışmaz. Sakın kimse yerine getirmeyeceği bir şeyi küçük yaştaki çocuğuna (bile) vaat etmesin (bu davranış da yalancılığa girer).” (İbn Mâce, Sünnet, 7)
GÜNÜN DUASI
“Allah’ım! Ben gerçekten nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Beni katından bir mağfiret
ile bağışla, bana merhamet et. Şüphesiz sen çok bağışlayansın, çok merhametli olansın.” (Buhârî, Ezân 149)
BİR SORU-BİR CEVAP
Babası ile birlikte oturan kimse zekât ile mükellef midir? İslam’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekâtla yükümlü olur. (Fetvalar,DİB Yay.syf.238)