Hüseyin Güven
Araştırma yazılarımızda bugünkü durağımız Mihalıççık Karageyikli köyü (bölgesi)…Rıdvan Aras Bey'in ciddi (arşiv-kaynak) araştırmaları mevcut… Tüm bunların heba olmaması adına, bizlerin saha çalışmaları ve dahi ulaşabildiğimiz kaynak /kişilerden aldığımız bilgi, belgeleri derleyip siz değerli okuyucularımıza aktarmayı şiar edindik…
Rıdvan Bey ile neredeyse her gün istişare ediyor, araştırmaları masaya yatırıyor ve dahi değerlendirme fırsatı buluyoruz…
Nasipse bu köşe yazılarımız gün gelecek kitaba bürünecek…
Peşinen ifade ve teşekkür edeyim 'emeğin büyüğü Rıdvan Aras Bey'indir…
Bugün
*Türk Kültüründe Geyik,
*Geyikli Baba Hikayesi,
*Anıt ağaçlar,
*Kara kelimesinin anlamı,
*Şeyh Musa tekkesi, Abdullah ve gelini Fatıma Zehra,
*Arkeolojik kazılar,
*Tömbektepe ve Roma izlerine varıncaya değin hakikaten çok güzel bir araştırma yazısı sizinle olacak…
Buyurun başlayalım…
Geyik sembolü, Anadolu'da ve Türklerde önemli kültürel motiftir… Artemis avcılık ve kır tanrıçasıdır, simgesi geyiktir... Demreli Noel Baba (Snt. Nicola) Hacıbektaş yanında geyik ve aslan ile sembolize edilmiştir…
TÜRK KÜLTÜRÜNDE GEYİK…
Türk kültürünce geyik; kutsal, yaratıcı, yol gösterici bir varlık olarak karşımıza çıkar. (…) Coğrafya ve şartlar değiştikçe zaman içinde bu hikayeler de farklılaşmış, yine de günümüze kadar kültürümüzün bir parçası olarak kalmaya devam etmiştir.[i]
Alman Türkolog Wilhem Radloff'a göre, Geyik boynuzları Şamanların önemli sembollerindendir… Orta Asya sanatında, yarı insan yarı geyik halinde gösterilmiş tasvirler vardır… Mitlerde dokuz boynuzlu ya da budaklı sigun geyikler de görülür.[ii]
Anadolu halk kültüründeki geyik kültü, Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya getirdikleri önemli değerlerden biridir…
Bu gün Anadolu'da geyiği kutsallaştıran pek çok efsane ve hikaye bulunmakta hatta geyik modern edebiyata ve sanata da ilham kaynağı olmaya devam etmektedir…
Geyiğin kültürümüzdeki bu denli önemli olmasında onun antik çağlarda Türk kozmolojisinde 'Ağaç Ana' ile birlikte yaratıcı tanrıça ve soyun ata-anası olarak görülmesi gibi daha pek çok önemli değerler yüklenen bir hayvan olmasının büyük rolü olmuştur.[iii]
Geyik, dünyadaki pek çok toplumda olduğu gibi, Türk toplumlarında da hem kutsal ve insanlara yardımcı olan hem de kutsal olduğu için kötülük yapana uğursuzluk getirebileceğine inanılan bir hayvandır.[iv]
Orta Asya ve Anadolu Türk kültüründe geyik ile ilgili inanışlar, arkaik dönemlerden şekillenerek günümüze kadar gelebilen ve Orta Asya ve Anadolu arasındaki kültürel devamlılığı yansıtan en önemli değerlerden biridir…
Bu kült kırsal kesimdeki halk arasında sözlü ve yöreden yöreye değişiklik gösterirken, dini-tasavvufi inanç dairesinde ise hem şehirli hem de kırsal kesimden insanlar tarafından benimsenmiş ve yazılı olarak nesilden nesile aktarılmıştır…
Aralarında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, her iki gelenek de geyiği 'kutsal' addetmiştir…
GEYİKLİ BABA HİKÂYESİ…
Ağaç ve geyik birlikteliğine en güzel örneklerden biri de 'Geyikli Baba'[v] hikayesidir… Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda Orhan Bey'e savaşlarda yardım ettiği Osmanlı tarihi kaynaklarında bahsedilen Geyikli Baba hikayesinde sadece geyik değil, ağaç da koruyucu olarak nakledilmektedir…
1410'lu yıllara tarihlendirilen belgede şu bilgiler nakledilmektedir:
Kutbü'l-Arifîn Şeyh Geyiklü Baba Hoy'dan gelmişdir. Ulu geyiğe binüp gelmişdir. Geyikler kendüye müsahhar imiş. Gelip İnegöl'de mekan dutmuş. Merhûm Sultan Orhan padişah hazretlerinin fethinde merhûm Orhan Padişah ol kapıları feth iderken Kutbü'l-Arifîn Şeyh Geyikli Baba dahi ol canibde üç yüz altmış kapulu bir kilisa vamış Kızılkilise demekle meşhur imiş ol kilisayı kendüler feth eylemişler. Cenk eder gibi bir kestan ağacıvamış cengi eder edermiş ol kestaneye vardıkda ol kestane yarılıp babayı saklar imiş. Kafirler arar bulumazlar imiş. Sabah gene çıkup kafirlerle cenk ederdi. Erenlerle bu nev'le alınmışdır…
***
Anadolu'da pek çok geyikli baba bulunmakta ve pek çok evliya kendisine yardım eden geyik ile anılmaktadır… Yine bu hikayelerde, kutsal geyik kutsal ağaç ile birlikte yer almaktadır…
M. Üçer'in Sivas yöresi geyik inançları ile ilgili naklettiği bilgiler sadece Sivas şehrinde bile geyikli baba veya kutsal geyik ve ağaç inanışlarının olduğu on iki tane evliyadan ve/veya kutsal mekandan bahsetmektedir… Sadece bu örnekler dahi evliya, geyik ve ağaç üçlüsünün Anadolu halk kültüründeki önemini göstermektedir.[vi]
İsminde 'geyik' motifini taşıyan Karageyikli köyünde de bir tekke bulunmaktadır… Şeyh Musa Tekkesinin bulunduğu yer mezarlar hakkında anlatılan söylence, yukarıda izah edilen geyik kütüne benzemektedir…
Şöyle ki:
Bir rivayete göre zamanın birinde Tekkeşin Ali eline de balta ve bir tek öküzü ile köyün arkasındaki Sündiken Dağlarına odun kesip getirmeye gider… Ali zaman zaman dağdan odun getirirken yine bir gün köye misafir olarak gelen oruç dede ismin de ki bir zatla arkadaşına köylüler bak yine dağdan odun getirdiğini söyleyince bu misafirler bakarlar…
Bir de ne görsünler: Öküz ün yanına bir geyik koşulu olarak köye odun getiriyor... Geyik görüldüğünü hissettiğin de korkarak dağa geri kaçar ve Tekkeşin Ali bu misafirlere beddua eder ve bu misafirler o anda ölürler bunların mezarları ölümlerinin gerçekleştiği yerde köyün dağı gören üst kısmın da halen mevcuttur… Dağa geri giden bu geyik in rengi siyah olduğu için köyün adına 'KARAGEYİKLİ' ismi verilmiştir.[vii]
Görüldüğü üzere, geyikle uyum içinde olmak, onu tabi kılmak, hizmetinde istifade etmek ve kötülük yapana uğursuzluk getirmesi mitleri burada da söz konusudur...
ANIT AĞAÇ…
Diğer önemli husus ise, geyik ile birlikte anılan kutsal ağaç motifidir… Bu noktada, Anıt Ağaç kavramı akla gelmektedir… Anıt Ağaç, 'Yaş, çap ve boy itibariyle kendi türünün alışılmış ölçüleri üzerinde boyutlara sahip olan; ilginç kök, gövde ve dal formu nedeniyle izleyenlerin belleğinde kimi simgeler çağrıştıran; yöre folklöründe, kültür ve tarihinde özel yeri bulunan, geçmiş ile günümüz, günümüz ile gelecek arasında iletişim sağlayabilecek uzunlukta doğal ömre sahip olan ağaçlar anıt ağaçlardır.'[viii]
26 ANIT AĞACIN 8'İ MİHALIÇÇIK'TADIR…
Eskişehir ilinde, bugünkü bilgilerimize göre 26 adet anıt ağaç bulunmaktadır.[ix] Bunlardan 8 tanesi Mihalıççık ilçe sınırları içerisinde olup, 2 tanesi Karageyikli köyünde bulunmaktadır…
Bunlardan biri Corylus colurna L. - Türk Fındığı (Gövde çapı: 149cm, Boy: 9m, Yaş: 400), diğeri ise, Pinus nigra Arn. ssp. pallasiana (Lamb.) Holmboe. – Karaçam (Gövde çapı: 166cm, Boy: 16.5m, Yaş: 1030)
Türün normal görünümünün dışında özellikler gösteren ağaçlar, çok kıymetli ve mutlaka korunması gereken 'özellikli ağaçlar' olmakla beraber, tarihi, mistik, folklorik veya boyutsal bir özellik taşımıyorlarsa, kesinlikle 'anıt ağaç' olarak ayrılamazlar.[x]
Böylelikle, yukarıda izah ettiğimiz, geyiğin kutsiyetine ilişkin mitin önemli bir unsuru olan ağaç motifi de tamamlanmış olmaktadır…
Dolayısıyla, Anadolu'da bulunan pek çok Geyikli Baba'dan birinin de Mihalıççık dahilinde Karageyikli Köyünde bulunduğunu, Şeyh Musa'nın bunun cismani hali olduğunu söylememiz mümkündür…
Kaldı ki, Eskişehir ve Mihalıççık bölgesinin Malazgirt Zaferi sonrasındaki ilk Tük yerleşimlere sahip bir mıntıka olması, çevresinde Kayı, Doğanoğlu, Kızılbörüklü gibi Türk boy veya simgelerini taşıyan yerleşimler bulunması yanında, Bursa'daki, en bilinen Geyikli Babanın Orhan zamanında yaşamış olduğu, göz önünde bulundurulduğunda ve söylenceler değerlendirildiğinde köyün 1200'lü yıllarda Türk iskanına sahne olduğunu ifade edebiliriz…
'KARA' KELİMESİ KUZEYİ BELİRTMEKTEDİR…
Burada, diğer bir nokta Geyikli tamlamasının başında yer alan 'Kara' kelimesidir...
'KARA' kelimesi bu üç bengütaştan (Köl-Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk) Köl-Tigin abidesinde toplam olarak 5 yerde, Bilge Kağan abidesinde de 3 yerde geçmektedir.[xi] (…) 'kara' kelimesinin anlamı abideler üzerinde çalışan bilginlerce 'avam, halk, kara (renk adı)' olarak verilmektedir…
Aynı kelime Kutadgu Bilig'te 94 beyitte geçmekte, bunlardan 69 unda 'renk adı', 25 inde de 'halk' olarak manalandırılmaktadır.(…)
'Kara' kelimesi Uygur dönemi metinlerinde de renk adı ve halk anlamlarına kullanılmaktadır...
Karahanlılar devletinin ismindeki 'kara' kelimesi 'büyük ve baş' anlamlarını ihtiva etmektedir…
Ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı resmi sitesinde de yer aldığı üzere, Türkler yönleri renklerle ifade etmektedir…
Kara kuzeyi belirtmektedir (Kara-Deniz, Kuzey Denizi gibi)… Ayrıca, 'Kara' rengi kutsaldır…
Bereketli, devletli manaları vardır.[xii] Son olarak, Bilge Umar'ın kara sözcüklerinin gerçekte Luvice (ve ardılı Anadolu dillerinde) 'baş' buradan doruk, uç, vb. anlamlarına gelen kar sözcüğünden günümüze çarpıtılarak ulaştırıldığı görüşünü ekleyelim.[xiii]
Şu halde, Karageyikli köyünün isminin, 'yüksekçe yerde, uçta (veya kuzeyde) yaşayan (Kutsal) Geyikli Halkı'ndan geldiği belirtmek gerçek dışı olmayacaktır…
MİHALIÇÇIK, KARAGEYİKLİ VE ŞEYH MUSA TEKKESİ…
Yazımızı, köye ait ulaşılabilen yazılı kaynaklarda ve tespit edilen buluntularda yer alan kayıtlarla bitirelim…
Bunlardan biri, İsmail Adıgüzel'in Yüksek Lisans tezidir…
Adı geçen çalışmada, Şeyh Musa Tekkesi ile ilgili aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir:
Mihalıççık'a bağlı Karageyikli karyesinde bulunan Şeyh Musa Tekkesinin de hangi tarihte inşa edildiği konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır…
Ayrıca bu yapıya ilişkin bir vakıf kaydına da rastlayamadık…
Bununla birlikte yapının ismine ilk olarak Karageyikli karyesine ait 1844-1845 tarihli temettü'at defterinde rastlıyoruz…
Buna göre; 1844-1845 yıllarında Şeyh Musa Vakfı'nın mutasarrıflık görevini, karyede 10. hanede kayıtlı Çil Hüseyin oğlu Halil, mütevellîlik görevini ise karyede 17. hanede kayıtlı Tekelleş oğlu Mehmed yürütmektedir…
Mutasarrıf ve mütevelli olarak görev yapan bu kişilere, 600'er kuruştan toplam 1200 kuruş maaş kaydedilmiştir…
Bu tarihte tekkede, mutasarrıf ve mütevellinin olması, yapının daha önce inşa edildiğini göstermektedir…
Bununla birlikte Şemseddin Sami eserinde, XIX. yüzyılın ortalarında ayakta ve faal olduğu görülen bu yapı hakkında herhangi bir bilgi vermemektedir...
Fakat tekke, XIX. yüzyılın sonlarında bölgede bir ziyaretgah olarak kullanılmaktadır...
Şöyle ki;
H. 1300/M. 1883, H. 1309/M. 1892 ve H. 1311/M. 1894 tarihli Vilayet Salnameleri'ne1923 göre bu tekke, Mihalıççık bölgesindeki önemli ziyaretgahlar arasında yer almaktadır…
Tespit edebildiğimiz verilere göre, XIX. yüzyılın ortalarında faal olduğu görülen, yüzyılın sonlarında ise sadece ziyaretgah olarak fonksiyonu olan Şeyh Musa Tekkesi, Mihalıççık bölgesinde ayakta kalabilen nadir yapılardan birisidir…
Tekkenin içindeki bir duvar yazısında, yapının 1987 yılında yeni baştan inşa edildiği belirtilmiştir...
Ayrıca köy halkının belirttiğine göre yapı, yakın bir dönemde onarım geçirmiştir…
Tekkenin içerisinde toplam 3 sanduka bulunmaktadır…
Bunlardan birinin Şeyh Musa'ya, diğer ikisinin de oğlu (Abdullah) ve gelinine (Fatıma Zehra) ait olduğu rivayet edilmektedir...
Günümüzde sağlam ve bakımlı olan bu yapı, gerek Karageyikli köyü gerekse çevre köylerin (ör. Güce, Kızılbörklü vd.) halkı tarafından ziyaret edilen önemli dinsel kurumlardan birisidir.[xiv]
***
MİHALIÇÇIK, KARAGEYİKLİ TÖMBEKTEPE…
Diğer bir tespit ise Arkeolojik buluntulara ilişkindir:
Güce'nin 4 km. kuzeybatısındaki Karageyikli Köyü'ndeki araştırmalarda, köyün 500 m. kadar kuzeyinde, Tömbektepe olarak adlandırılan bir höyük incelenmiştir…
*10 m. yüksekliğinde, 70 m. çapındadır…
*Höyüğün üzeri ve çevresi tarla olarak sürüldüğü için tahrip olmuştur…
*Yüzeyden çok miktarda İTÇ çanak çömlek parçaları toplanmıştır… Ayrıca, etütlük nitelikte iki adet pişmiş toprak kırık ve eksik, konik ağırlık ele geçirilmiştir.[xv]
AKÇAÖREN MEVKİİ, ROMA YERLEŞİMİ VE NEKROPOLÜ…
Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 13.09.2017 tarih ve 5541 Sayılı Kararı ile Karageyikli Mahallesinde bulunan 'Akçaören Mevkii Roma Yerleşimi ve Nekropolü' adıyla 1.(Birinci) Derece Sit Alanı olarak tesciline karar verilmiştir.[xvi]
Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda, Karageyikli köyü mıntıkasının, Roma öncesinde de yerleşime sahne olduğu, Roma döneminde yerleşim alanı özelliğini koruduğunu, daha sonrasında ise, şu andaki karakteristiğini ortaya koyan Türkmen yerleşimine ev sahipliği yaptığını söylemek yanlış olmayacaktır…