Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi biraz da fikir ayrılıklarının tarihidir.

Bu partide İsmet İnönü ile Bülent Ecevit karşı karşıya gelmiştir. Deniz Baykal ile Altan Öymen farklı fikirlerde olmuştur. Kurultaylar kaybedilmiş, kurultaylar kazanılmıştır. Liste savaşları yaşanmış, sert eleştiriler yapılmış, kimi zaman aynı çatı altında siyaset yapan insanlar birbirine sert muhalefet etmiş, rakip olmuşlardır.

Çünkü CHP hiçbir zaman tek sesli bir parti olmadı.

Sosyal demokrat ve sol partilerin doğasında da bu vardır. Dünyanın her yerinde sol ve sosyal demokrat hareketler farklı görüşlerin, farklı eğilimlerin ve farklı siyasal anlayışların bir arada yaşadığı yapılardır. Tartışırlar, yarışırlar, mücadele ederler ama sonunda mutlak kararı üyeler verir, delegeler verir, sandık verir.

Bugün yaşanan süreçte ise dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı

CHP’de birbirine muhalif olan birçok isim veya farklı görüşleri, farklı gelenekleri ve farklı kuşakları temsil eden birçok kişi aynı noktada buluştu.

CHP’nin gelenekçi isimlerinden Önder Sav ile CHP’de değişim hareketinin Genel Başkanı Özgür Özel bugün yan yana. Eski kuşaklardan Hikmet Çetin ile gençliğin, yeniliğin mimarı Ekrem İmamoğlu bugün aynı noktada. Siyasi hayatının ilk gününden bugüne kadar sosyal demokrat çizgide mücadele eden, SHP’ye genel başkanlık yapmış ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Murat Karayalçın’la, bugünün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, milliyetçi gelenekten gelen Mansur Yavaş aynı otobüsün üzerinde. Özgür Özel’in Genel başkan seçilmesinin ardından, yıllar sonra baba ocağına dönen Muharrem İnce de bu tabloya ekleniyor.

Bu örnekleri Eskişehir’den de çoğaltmak mümkün. Geçmişte ve yakın dönemde kongrelerde karşı karşıya gelmiş, farklı ekiplerde siyaset yapmış pek çok isim bugün aynı noktada duruyor. Çeşitli sebeplerle aralarında kırgınlık olanlar aynı görüşte buluşuyor. Hatta geçtiğimiz günlerde 38. Kurultay delegeleri olarak Yılmaz Büyükerşen ile Kazım Kurt’un aynı gün, aynı saatte noter huzurunda kurultay taleplerini yazılı olarak genel merkeze iletmesi de bunun somut örneklerinden biri oldu.

Bugün ortaya çıkan tablo aslında CHP açısından ilginç bir siyasi sonuç doğurdu. Yıllardır farklı saflarda duran insanlar aynı cephede buluştu. Parti içi yarışlarda birbirine rakip olmuş isimler, partinin kurumsal iradesini savunmak için ortak bir zeminde bir araya geldi.

Bu nedenle mutlak butlan tartışmasının siyasi tarihte nasıl anılacağını zaman gösterecek. Ancak bugünden görünen bir gerçek var: CHP’yi yıllardır dağınık gösteren fikir farklılıkları yerli yerinde duruyor. Fakat CHP’liler, partinin ve milletin iradesine dışarıdan müdahale edildiğini düşündükleri anda, bütün o ayrılıkları bir kenara bırakabiliyorlar. Belki de bu sürecin en büyük siyasi sonucu budur.

CHP tarihinde çok kurultaylar, tartışmalar, ayrılıklar, çekişmeler yaşandı. Ama belki ilk kez bir mahkeme kararı, parti içindeki farklı kesimleri aynı noktada buluşturdu.

İronik olan şu ki; CHP’yi bölmek amacıyla başlatıldığı düşünülen bir süreç, sonucunda CHP’lileri birbirine daha da yakınlaştırdı. Kemal Kılıçdaroğlu, etrafında toplanan küçük bir grup dışında, partinin neredeyse tüm kesimlerinin Özgür Özel ve ekibi etrafında kenetlenmesine vesile oldu. Ve bu kenetlenme sadece CHP ile sınırlı kalmadı. Muhalefet cephesinde yer alan bir çok siyasi parti de bu süreçte CHP’nin seçilmiş genel başkanı ve kadrolarının yanında olduğunu deklere etti. Alanlarda, meydanlarda flamalarıyla, sloganlarıyla destek oldu. Başarısızlıkla sonuçlanan 6’lı masa projesinden sonra birbirinden uzaklaşan birçok parti, butlan kararı karşısında tek bir ses oldu.

Türkiye bu süreçte şunu gördü: Bazen yıllarca uğraşarak başarılamayan birlikteliği, bir yanlış hamle birkaç günde sağlayabiliyor. Ve bu birliktelik, müesses nizamın iktidarını sürdürmesi açısından çok daha tehlikeli bir duruma geldi bile…