TÜİK Şubat enflasyon rakamlarını önceki gün açıkladı. Buna göre Şubat enflasyonu yüzde 2,96 oldu… Şubat ayında tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 2,96 arttı. Aynı dönemde yıllık enflasyon Tüketici Fiyat Endeksine göre (TÜFE) yüzde 31,53 oldu.
TÜİK “2.96” İTO “3.85” ENAG “4.01” DEDİ
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 27,56 arttı, aylık yüzde 2,43,
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 31,53 arttı…
Ocak ayında beklentilerin üzerinde gelen TÜFE’nin ardından, yılın ikinci ayında daha sınırlı bir artış kaydedildi…
Bu veriyle birlikte yılbaşından bu yana birikimli enflasyon yüzde 7,95 olurken, Merkez Bankası’nın yıl sonu ara hedefi yüzde 16 seviyesinde bulunuyor. Merkez Bankası, son Enflasyon Raporu toplantısında söz konusu veriyi yakından izleyeceğini belirtmişti.
2026 Şubat ayı enflasyonu
İTO’ya göre %3,85 ENAG’a göre %4,01 olarak açıklandı. Bu farklılık, enflasyon hesaplama yöntemlerindeki yaklaşım farkını onlarca kez gözler önüne sermiştir, sermeye de devam ederek memuru enflasyona ezdirmektedir. Özellikle kamu kurumu ve STK’ların (TÜİK, İTO ve ENAG) verileri arasındaki belirgin fark, kamuoyunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirmekte…
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %31,53 arttı. TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre %2,96 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,95 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,53 artış ve on iki aylık ortalamalara %33,39 artış olarak gerçekleşti…
Aralık ayı enflasyon rakamları ocak 2026’nın ocak ayında açıklandı. Aralık ayı enflasyon rakamını milyonlarca kişi özellikle de emekliler sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü 2026 yılının ilk 6 ayında alacakları zam oranı belli olacaktı. Aralık 2025 enflasyon oranı açıklanınca herkes şok oldu! Ekim, kasım aylarındaki enflasyonun çok altında çıktı…
TÜİK, Aralık 2025'te TÜFE’yi 0,89, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 0,75 açıkladı. Nedense aralık ayında enflasyon düşüvermiş!
Oysaki Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise bunları sırasıyla %2,11 ve %56,14 olarak hesaplamıştı. Demek ki ENAG hesap bilmiyor!
İstanbul Ticaret Odası da kentteki enflasyonu Aralık için %1,23, 2025 için de %37,68 olarak ölçmüştü. İTO’da herhalde hesap bilmiyor! Demek ki bir tek TÜİK hesap yapmayı biliyor!
Aralık ayında 0,89 olan Tüketici Fiyat Endeksi nedense ocak 2026’da 4,84’e çıkıvermiş. Şaşırdım mı? Hiçte şaşırmadım. Çünkü böyle çıkacağını tahmin ediyordum. Aralık ayındaki verileri ocak rakamlarına eklediler. Emekliler ile çalışanların maaş zamları aralık ayı rakamlarına göre hesaplanmıştı…
Nasıl olsa aralık ayı geçti ya. Ocak, şubat’ta enflasyon yüksek çıksa da önemli değil…
BU KEZ YİNE HAVA ŞARTLARI İLE İSRAİL-ABD VE İRAN SAVAŞI BAHANE
Türkiye'de son dönemde yüksek gelen enflasyonun hangi mevsim olursa olsun kış geldi, yağmur yağdı gibi "hava şartlarına" bağlandı ve hemen her yıl yaşanan geçici faktörler bahane olarak gösterildi. Tüketici "Gelecek ay (Mart) sırada ne var?" diye soruyor…
Her fırsatta vaad edilen tek haneli enflasyon gene bir başka bahara kaldı…
* * *
Ekonomistler şubat ayı enflasyon rakamını şöyle yorumladılar:
Nişantaşı Üniversitesi'nden iktisatçı Doç. Dr. Caner Özdurak, gıda enflasyonunun izaha muhtaç olduğunu söyledi…
Özdurak "Kuraklık, deprem, savaş gibi bahaneler üreterek geçiştirilebilecek ezbere dezenflasyon masalı anlatacak noktada değiliz artık" dedi ve ekledi:
"Belli ki eş güdülemiyor ekonomi. TÜİK madde sepetini açıp rasyonel bir analizle kamuoyunu yönlendirmediği sürece 2026 enflasyon beklentilerinin önü alınamaz artık."
Bluebay Varlık Yönetimi'nden Tim Ash, Şubat enflasyonunun hayal kırıklığı yarattığını söyledi ve İran krizi nedeniyle petrolde yaşanacak her 10 dolarlık artışın Türkiye'deki enflasyona %1,2'lik artış olarak yansıyacağını belirtti…
Ash, "Artık Merkez Bankası'nın faiz indirmesini beklemek zor" dedi.
Bloomberg Türkiye Ekonomisti Selva Bahar Baziki de Merkez Bankası'nın 12 Mart'taki toplantısında faiz indirimi beklemediğini belirtti.
Yılın ilk iki ayında %7,94 olarak gelen enflasyonun, yılsonu hedefi olan %16'yı tutturması için önümüzdeki 10 ayda toplam enflasyonun %7,46'yla sınırlı kalması gerekiyor…
Bunu hatırlatan Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Emre Alkin de TÜİK verilerinin Merkez Bankası'na "sahayı doğru okuyamıyorsun" mesajı verdiğini belirtti ve şöyle devam etti:
"Daha ilk iki ayda TÜFE hedefinin yarısını tüketen yanlış kurgulanmış dezenflasyon reçetesinin acilen sonlandırılması gerekiyor. Bu işkence sona ersin ve gerçekten rasyonel zemine geri dönülsün. Böyle enflasyonla mücadele olmaz."
ŞİMŞEK: “ENFLASYON DÜŞÜŞE GEÇTİ”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek açıklanan şubat ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi…
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamaları da şu şekilde:
"Şubatta aylık enflasyon yüzde 2,96 gerçekleşti. Gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artması, yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden oldu. Temel mal enflasyonu yüzde 16,6’ya geriledi. Katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonu ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40’ın altına indi. Bu görünüm enflasyonda aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret ediyor.”
Bakanın bu sözleri bana şu atasözünü hatırlattı:
(Ölme eşeğim, ölme, yaza yonca bitecek...)
“Atasözünün TDK Anlamı Ne Demek?” diye sözlüğe baktım…
Cevap: Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.
Eğer işimiz hava şartlarına ve İran’daki savaşa kaldıysa ben enflasyon hedefinin bu yılda tutmayacağı endişesi taşıyorum…
Yüksek enflasyonun cenderesinde olan hep dar gelirlilere, emeklilere ve küçük esnafa oluyor. Elbette sanayici, üretici de etkileniyor. Ancak onlar enflasyon farkını, ürettikleri ürünlerin üzerine koyarak ciddi sıkıntı yaşamıyorlar…
Yükselen fiyatlar tüketicinin alım gücünü zayıflatıyor, üretim artmış olmasına rağmen satış gerçekleşmediği için stok oluşturuyor. Bu da ister istemez üreticinin üretim kısıtlamasına neden oluyor.
KRİSTOF KOLOMB'UN YUMURTASI!
Son olarak şu nostaljik anekdotu da hatırlatarak yazımı bitirmek istiyorum:
Türkiye siyasi tarihinin en önemli isimlerinden Süleyman Demirel 1987 bütçe görüşmelerinde iktidar partisi Anavatan Partisi’ni eleştirirken adeta bugün yaşanan enflasyon sorununu da ilginç bir tanımlama ile ortaya koydu…
Demirel’in işte o sözleri:
“Gelir dağılımı şudur; 1'inci 10 milyon kişi 200 dolar, 2'nci 10 milyon 400 dolar, 3'üncü 10 milyon 600 dolar, 4'üncü 10 milyon bin dolar, 5'inci 10 milyon 3 bin doların üstünde. Hindistan gibi kazan, Belçika gibi yaşa... Götüremezsiniz bunu…"
Demirel'in tarihe geçen sözleri şu şekilde:
"Türkiye'nin meselesi enflasyondur. Durdurun bu enflasyonu. Nasıl durduralım? Aşırı enflasyonun bulunduğu her ülkede enflasyon dar gelirlinin aleyhine mi gelişmiştir? Evet gelişmiştir. Bu doğru. Bu doğru ise...
O zaman Türkiye'de siz hem aşırı enflasyon olacak, hem dar gelirli ezilmemiş olacak... Buna ‘Kristof Kolomb'un yumurtası derler. Böyle şey olmaz. Enflasyonu yüzde 10'un altına düşürmedikçe gelir dağılımını dengeleyemeyiz…"
KOLOMB''UN YUMURTASI NEDİR?
Kristof Kolomb’un yumurtası (egg of columbus) adıyla bilinen bu olay, farklı düşünmenin önemini temsil ederken terim olarak her dilde kendine yer edinmiştir. Kolomb''un yumurtası, görünüşte büyük zorluklar içeren ancak ardındaki triği öğrenince kolaylaşan şeyler olarak tanımlanıyor. Bir nevi gerçekleşmesi basit ama daha önce kimsenin gerçekleştiremediği fikirleri betimlemek için kullanılıyor…
Başka bir tanımla görünüşte imkansız bir görevi ifade eder. Bu ifade, en az 16. yüzyıla dayanan, Kristof Kolomb'un yeni bir ticaret yolu bulmanın kaçınılmaz ve büyük bir başarı olmadığı söyledikten sonra eleştirmenlerine bir yumurtayı dik durdurmaları için meydan okuduğu apokrif bir hikayeye dayanır. Meydan okuyanlar pes ettikten sonra, Kolomb yumurtanın ucunu düzleştirmek için masaya vurarak bunu kendisi başarır...
* * *