Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı; İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışında kurulan ilk Devlet Konservatuvarı’dır. 1986 yılında Anadolu'da çağdaş anlamda, çoksesli klasik batı müziği eğitimi ile sahne sanatları eğitimi vermek üzere ülkemizdeki konservatuvarların sorunları incelenerek, yepyeni anlayış arandı ve ona göre kuruldu. Müzik ve tiyatro alanında ülkemizin önde gelen sanat eğitimcileri yer aldı. Ülke dışından da konuk olarak ünlü sanat eğitimcileri de oldu. İlk yetişen müzisyenleri görmeye başladığımızda Yaylı Çalgılar Oda Orkestrası kurulmuştu onun konserleri vermeğe başladığında öğrencilerinde yurt dışındaki etkinliklere katıldığını ve ödüllerle dönmelerini de görmeye başlandı. Yaklaşık 35 yıldır konservatuvardan yurt dışına her yıl öğrenciler gidiyor. Bu yıla kadar, bu konservatuvardan ödül ya da başarı getirmemiş öğrenciyi, ve o yılı anımsamıyorum. Onları hep basında izliyoruz. Gerçekten, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı eğitim kadrosuyla, alt yapısıyla ülkemizin en iyi konservatuvarlarından biri oldu. Bunu konservatuvara girmek için başvuran öğrenci sayılarında, mezun olduklarında önemli orkestralarda olduklarını görüyoruz.
Bir sanat eğitiminde; sanat öğrencisi, kendisine sanat eğitimi veren sanatçı, sanat eğitimcisinin dışında ne kadar çok ve büyük sanatçılarla tanışır, bilgi ve deneyimini alırsa o kadar çabuk yeteneğini ortaya çıkarıyor ve başarılı olur. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yönetimi bunun bilinçine yıllar önce varmış yaklaşık 35 yıldır da bunu gerçekleştirmek için yurt dışındaki etkinliklerine katılmalarını sağlıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde Uluslararası Keman, Flüt, Arp, Piyano Buluşmaları, Günleri, Festivalleri gibi etkinlikleri düzenleniyor. Ülkemizdeki konservatuvarlarımız da aynı organizasyonlara yapıyorlar. Anadolu Üniversitemizin Devlet Konservatuvarı da piyano alanında yapıyor ve 2020 yılında başlattığı “Uluslararası Piyano Günleri” var. Bu yıl 6’ncisini 19-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenledi. İlk açılış konserini de Devlet sanatçımız, dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay, son yıllarda yoğunlaştığı Chopin konserini verdi. İkinci günde Hülya Tarcan ve İris Şentürker masterlasslarda genç piyanistlerle beraber oldu. Ercüment Orkut Solo Caz Konseri ve Raffeele d’ Angelo resital verdiler. Üçüncü gün; Emre Dündar ve Mehmetali Uzunselvi “Boratav Project” başlıklı doğaçlama resital verdiler.Dördüncü gün: Barış Büyükyıldırım ve Sebastiano Brusco’nun resitalleri gerçekleşti. Beşinci gün; Eren Parmakerli ve Elif Naz Ertuğrul “Genç Yetenekler” de resital verdi aynı gün İnci Yakar Birol ve Gözde Yaşar viyolonsel ve piyano resitali gerçekleştirdiler. 6. Uluslararası Piyano Günleri’ndeki en önemli söyleşiyi Erdem Çöloğlu ve Onur Dülger “21. Yüzyıl Müziği” başlıklı söyleşiyle gerçekleştirdiler. Kapanış konserini İspanyol Carles Lama ve Sofia Piano Duo’nun sahne alarak dört el piyano repertuvarından eserini seslendirdiler.
“6. Uluslararası Piyano Günleri”2000’li yıllarda sanatın her alanında öne çıkar Eskişehir’in müzik eğitimimizde, hem de konserleri ve Piyano Günleri gibi etkinlikleri başlatması ve sürdürmesiyle yurt içinde ve yurt dışındaki müzik çevrelerinin gözünde önemli şehirlerden biri olmasında önemli yere getirmişdir.
Müzisyenlerimizin gelişmeleri için onları başka ülkelere gönderdiğimiz gibi bizim de başka ülkelerin müzisyenlerini konuk edecek festivaller, etkinlikler düzenlememiz gerekir. Bu sadece sanatçılarımız, sanat öğrencilerimizin yurt dışında deneyimlerini artırmak değil, ülkemizi tanıtmak için de düzenlemeliyiz. Almanya’da bir festival açılışında Belediye Başkanı’nın konuşmasında“Tüm dünya sanatçılarını şehrimizde sizin dünya ile kaynaşmanız, dünya barışını gerçekleştirmemiz, kültürümüzü tanıtmak ve sizin kültür olarak zenginleşmeniz için festivaller düzenliyoruz” dediğini anımsıyorum. Festivallerin çok yönlü kazanımları var. Festivallere bunca emek ve harçama boşuna değildir...
YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR