Üniversite tercih sonuçları açıklandı.
Eskişehir’deki üç üniversiteye de on binlerce genç, hayallerini gerçekleştirmek, iyi bir eğitim almak ve kendilerine daha iyi bir gelecek kurmak umuduyla gelecek.
Fakat bu hayalin bir de görünmeyen tarafı var: Geçim.
Ailesinin ekonomik durumu eğitim ve yaşam masraflarını karşılamaya yeten gençler elbette var. Ancak Türkiye’de milyonlarca insanın yoksulluk sınırının, hatta açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği bir ortamda, üniversite öğrencilerinin önemli bir bölümünün de bu ailelerin çocukları olduğunu tahmin etmek zor değil.
İşte bu gençler, eğitim hayatlarını sürdürebilmek için Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun burs ve kredilerine umut bağlıyor.
2026 yılı için KYK tarafından belirlenen burs ve kredi tutarı 4 bin lira. Peki bu 4 bin lira bugün bir öğrencinin hangi ihtiyacını karşılayabilir?
Barınma mı? Beslenme mi?
Ulaşım mı? Kitap ve kırtasiye mi?
Sosyal hayat mı? Memleketine gidip ailesini görmek mi?
Aslında cevap çok açık: Hiçbiri.
4 bin lira, bir öğrencinin bırakın bir aylık ihtiyaçlarını karşılamayı, bir haftalık temel beslenme giderlerini bile karşılamakta yetersiz kalıyor. Üniversiteye yeni başlayacak bir gencin daha ilk günden karşısına bir geçim duvarı çıkıyor.
İşçinin, memurun, emeklinin, esnafın geçim mücadelesi verdiği bir Türkiye’de, çocuğu şehir dışında üniversite kazanan bir aile sevinmek yerine kaygılanmaya başlıyor. Gün geliyor anne baba çocuğuna harçlık gönderemiyor ve kendini mahcup hissediyor.
Oysa bugünün şartlarında evladına tahsil imkanı için yeterli imkan sağlayamayan hiçbir aile mahcup olmamalı.
Çünkü burada utanması gereken, çocuğunu okutmaya çalışan aileler değil; gençlerine insanca yaşam ve eğitim görme imkanı sunmayan düzeni yönetenlerdir.
Daha da kötüsü, ekonomik sıkıntılar gençleri yanlış tercihlere de sürükleyebiliyor. Borçlanma, kredi kartları, kolay para arayışı ve yasa dışı bahis gibi tehlikeler, ekonomik özgürlüğü olmayan gençler için giderek daha büyük bir risk haline geliyor.
Gençlere ‘’Okuyun, çalışın, geleceğinizi kurun, kötülüklerden uzak durun’’ demek elbet kolay. Fakat bu büyük büyük lafları eden memleketin sözde ‘’büyükleri’’, onlar için gerekli ekonomik zemini oluşturmak zorundalar…