Eskişehir’in en önemli sağlık kuruluşlarından biri olan Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, yalnızca Eskişehir’e değil, çevre illere de hizmet veriyor.
Afyonkarahisar’dan Kütahya’ya, Bilecik’ten çevre ilçelere kadar binlerce insan, sağlık hizmeti almak için her gün bu hastanenin kapısından giriyor. Hastalar, refakatçiler, doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları günün önemli bir bölümünü burada geçiriyor.
Ancak ortada göz ardı edilemeyecek kadar ciddi bir sorun var.
Hastanenin temeli 1976 yılında atıldı ve yapımı yaklaşık 15 yıl sonra tamamlandı. Yani bugün kullanılan yapı, yaklaşık yarım asır önceki yapı standartlarının ve deprem yönetmeliklerinin ürünü.
Bugün Türkiye’nin deprem gerçeğini hepimiz biliyoruz.
Eskişehir’in de deprem riski açısından tartışılması gereken bir şehir olduğu ortada. Böyle bir tabloda, binlerce insanın her gün bulunduğu bir hastanenin depreme dayanıklılığı konusunda soru işaretlerinin bulunması kabul edilebilir değildir.
Üstelik bu konu bugün ortaya çıkmış bir mesele de değil.
Yıllardır hastanenin güçlendirilmesi gerektiği konuşuluyor. İktidar temsilcileri zaman zaman hastanenin güçlendirileceğini, zaman zaman ise yeni bir hastane binası yapılacağını ifade etti.
Hatta AK Parti Eskişehir İl Başkanı tarafından da rektörlüğün bu konuda bir planlama yaptığı açıklanmıştı.
Peki bugün geldiğimiz noktada ne var?
Ne kapsamlı bir güçlendirme çalışması var ne de yeni hastane binasının yükseldiğini görüyoruz.
Oysa sağlık hizmetinde “bekleyelim, görelim” denilebilecek bir alan yoktur.
Bir hastanenin deprem güvenliği, herhangi bir kamu binasının güvenliğinden çok daha kritik bir meseledir. Çünkü deprem anında insanların en çok ihtiyaç duyacağı yerlerden biri yine hastaneler olacaktır.
Daha da önemlisi, deprem sırasında hastanede bulunan insanların önemli bir bölümü zaten hareket kabiliyeti kısıtlı hastalardır. Yoğun bakımda bulunanlar, ameliyat olmuş hastalar, sedyeyle taşınanlar, yaşlılar ve çocuklar için bir tahliye sürecinin ne kadar zor olabileceğini düşünmek bile yeterli.
Bu nedenle mesele yalnızca bir binanın dayanıklılığı değildir.
Mesele, binanın içinde bulunan binlerce insanın can güvenliğidir.
Kimsenin bir deprem yaşandıktan sonra “Biz bunu biliyorduk” deme lüksü yok.
Türkiye’de geçmişte yaşanan depremler bize çok acı bir gerçeği defalarca gösterdi: Riskleri önceden tespit etmek yetmez. Tespit edilen riskleri ortadan kaldırmak gerekir.
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi için de artık somut bir yol haritası açıklanmalıdır.
Bina gerçekten güçlendirilecekse; ne zaman başlanacağı, hangi kapsamda yapılacağı ve ne kadar sürede tamamlanacağı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Yeni bir hastane yapılacaksa; projesi, finansmanı, yeri ve takvimi ortaya konulmalıdır.
Çünkü Eskişehir’in artık yeni bir açıklamaya değil, somut bir çalışmaya ihtiyacı var.
Bir deprem olduktan sonra tedbir almak mümkün değildir.
Bugün atılmayan her adım, yarının riskini büyütür.
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde her gün binlerce insanın hayatı devam ediyor. Hastalar tedavi oluyor, doktorlar ameliyat yapıyor, hemşireler görev yapıyor, refakatçiler yakınlarının başında bekliyor.
Onların güvenliği ertelenebilecek bir mesele değildir.
Felaket kapıyı çalmadan önce önlem almak zorundayız.
Eskişehir’in yetkililerinden beklentimiz çok açık:
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin deprem güvenliği konusunda artık söz değil, somut adım atılsın.
Çünkü burada mesele siyaset değil.
Burada mesele insan hayatı.
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)