Türkiye’nin gündemi son günlerde tek bir başlık etrafında şekilleniyor: Milli Dayanışma ve Toplumsam Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi.

Günlerdir tartışılan bu çerçeve yasa, elbette destekleyenler için de karşı duruş sergileyenler için de çok kritik ve önemli. Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir çözüm bekleyen bir meselesinden söz ediyoruz. Adına Kürt meselesi, terör sorunu, toplumsal bütünleşme sorunu ya da başka bir şey deyin; hangi pencereden bakarsanız bakın, Türkiye’nin önemli sorunlardan biri olduğu gerçeği değişmiyor.

Ancak burada başka bir soruyu da sormamız gerekiyor:

Siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi aynı mı?

Bugün yazılı medya, görsel medya, sosyal medya ve siyaset dünyası büyük ölçüde bu yasayı konuşuyor. Türkiye sanki bütün sorunlarını bir kenara bırakmış ve yalnızca bu başlığa kitlenmiş durumda.

İktidar açısından bunu anlaşılabilir bir tarafı var. Çünkü ekonomi konuşulmadığı sürece iktidarın işi daha kolay. Oysa sokakta hayat devam ediyor.

Pazara çıkan vatandaş, elindeki parayla filesini doldurup dolduramayacağını düşünüyor. Çocuğunun beslenme çantasını nasıl hazırlayacağını hesaplıyor. Kirayı, faturayı, kredi kartını, okul masraflarını düşünüyor.

Pazarda evine birkaç parça meyve ve sebze almak için elini cebine atan annenin gündeminde bu yasa yok.

Üniversiteyi bitirdiği halde yıllarca iş bulamayan gencin gündeminde de bu yasa ilk sırada değil.

KPSS’ye hazırlanıp sınavı kazandığı halde mülakatta elenen genç, bu ruh haliyle toplumsal bütünleşmeyi gündemine alamıyor.

Emekli, ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

Türkiye’nin siyaseti başka bir yerde, Türkiye’nin vatandaşı başka bir yerde duruyor.

Elbette ‘’Çerçeve Yasa’’ gibi hem lehtarlarının hem aleyhtarlarının çok kritik gördüğü böyle bir konunun konuşulması çok doğal. Fakat bir sorunla ilgilenmek, diğer sorunları görmezden gelmek anlamına gelmemeli.

Özellikle muhalefetin burada çok önemli bir sorumluluğu var. İktidarın konuşulmasını istemediği yere, yani vatandaşın gerçek gündemine siyasetin yeniden dönmesi gerekiyor. Muhalefet, Türkiye’nin gündemini yalnızca meclisteki tartışmalara teslim etmemeli. Sokağın sesini siyasetin merkezine taşımalı.

Çünkü vatandaş siyasetçinin kendisinden kopmasını istemiyor. Vatandaş, kendi yaşadığı hayatın siyasete konu olmasını istiyor. Bu beklentinin aksine bugün siyasetin en büyük yanılgısı, kendi gündemini toplumun gündemi sanmak olabilir.

Tam da bu yüzden muhalefetin acilen ve mümkünse sandığın geldiği güne kadar, Türkiye’nin gündemini ekonomiye, geçime ve hayat pahalılığına çevirmesi şart. Yani halkın gerçek gündemine…