Siyasette bazı insanlarla yol yürümek size sadece görev vermez; bir refleks, bir bakış açısı ve bir sorumluluk duygusu da kazandırır. Benim için bu isim, 2018 yılından bu yana birlikte yol yürüdüğüm Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt.

Kazım Kurt’la siyaset yapmanın hem büyük bir konforu hem de ciddi bir zorluğu var.

Konforu; neyin doğru olduğuna dair pusulanızın şaşmamasıdır. Zorluğu ise o pusulanın gösterdiği yere yetişebilmek zorunda hissetmenizdir.

Çünkü onun çalışma temposuna tanıklık ettiğinizde ister istemez kendinizi sorgularsınız. Kırk yılı aşkın siyasi tecrübesine rağmen gelen her telefona cevap veren, her mahalleye, her köye yetişmeye çalışan, yalnızca Odunpazarı’nın değil Eskişehir’in her sorunuyla ilgilenen, gerektiğinde Türkiye’nin herhangi bir yerindeki haksızlığa da ilk tepkiyi veren bir siyasetçi görürsünüz.

Kimse size “Böyle yapacaksın.” demez. Ama onu gördükçe en azından onun yarısı kadar çalışmanız gerektiğini düşünürsünüz. Bu, talimatla değil, örnek olarak verilen bir siyaset dersidir.

Bir başka özelliği ise tavır alma biçimidir. Hızlı davranır ama acele etmez. Karar verir ama dinlemeden vermez. Profesyonel siyasetçiliğin belki de en önemli tarafı olan zamanı doğru kullanmayı bilir.

Yıllar içinde bunun birçok örneğine şahit oldum.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, henüz CHP’nin adayı belli değilken kendisine, “Kemal Kılıçdaroğlu aday olursa seçimi kazanamaz. Bunun için bir şey yaptınız mı?” diye sormuştum.

Bana verdiği cevap hâlâ aklımdadır.

Bu düşüncesini Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzüne söylediğini, elinden gelen gayreti gösterdiğini, hatta bu konuyu görüşmek üzere Erdoğan Toprak’a yönlendirildiğini anlatmıştı.

Sonrasında parti adayını belirledi. Kazım Kurt da disiplinli bir partili olarak adayını destekledi. Ama seçim, öngördüğü gibi sonuçlandı.

O günlerde milyonlarca insan gibi benim de siyasete olan umudum ciddi şekilde sarsılmıştı. Tam o dönemde bu kez değişim tartışmaları başladı.

Kazım Kurt, değişimin ilk savunucularından biri oldu. Hatta Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı olması nedeniyle genel başkan adayının Özgür Özel olması gerektiğini kamuoyunda ilk dillendiren isimlerden biriydi.

O günlerde bu tavır kolay değildi.

Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Eskişehir’de de mevcut genel başkanı destekleyen güçlü bir siyasi iklim vardı. Birçoğu da CHP’de seçimle genel başkanın değişemeyeceği öğretisine güveniyor, siyasi kariyerini garanti altına alıyordu. Pek çok kişi tarafını gelecekteki siyasi hesabına göre belirlerken, Kazım Kurt doğru bildiğini söylemeyi tercih etti.

Kurultay yapıldı ve Özgür Özel genel başkan seçildi. Ardından CHP, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Bir kez daha haklı çıkan tarafta duruyordu.

Geçtiğimiz günlerde ise bir başka tarihi karar alındı. Kazım Kurt, birlikte siyaset yaptığı meclis grubuyla CHP’den ayrılarak yeni siyasi harekete katıldığını açıkladı. Böylece Türkiye’de bu kararı ilan eden ilk belediye başkanı ve belediye meclis grubu oldu. Yine ‘’ilk o fırladı lüverden’’.

Kimileri buna risk diye bakar. Ben ise sekiz yıldır yakından, son üç yıldır ise çok daha yakından gözlemlediğim bir siyasetçinin yine inandığı yolda yürüdüğünü görüyorum.

Elbette siyasette hiçbir kararın sonucu bugünden kesin olarak bilinmez. Zaman, alınan kararların doğruluğunu gösteren en önemli ölçüttür. Ancak bugüne kadar tanıklık ettiğim şey şudur: Kazım Kurt, siyasi rüzgârlara göre yön değiştiren değil, inandığı doğruların arkasında duran bir siyasetçi oldu.

Belki de onunla siyaset yapmanın en büyük konforu budur. Siyasette herkesin bir pusulası vardır. Ben, yıllar içinde o pusulanın çoğu zaman doğru yönü gösterdiğine tanıklık ettim.