Bir kentin afetlere karşı gücü yalnızca sağlam binalarla ölçülmez. Afet anında kimin ne yapacağını, yardımın nereden dağıtılacağını, gıdanın nasıl ulaştırılacağını ve bütün kurumların nasıl koordine edileceğini önceden planlamak da hayat kurtarır.
Eskişehir’de açılan Afet Koordinasyon ve Lojistik Merkezi bu nedenle sıradan bir belediye yatırımı değil, kentin geleceğine yapılmış önemli bir hazırlıktır.
Afetler önceden haber vermiyor.
Deprem bir anda geliyor. Sel, birkaç saat içerisinde kentin yaşamını felç edebiliyor. Şiddetli yağış yolları kapatıyor, heyelan ulaşımı kesiyor, orman yangınları yerleşim alanlarını tehdit ediyor.
Afet anında ise zaman, bütün hesapların önüne geçiyor.
İşte tam da bu nedenle Eskişehir’de hizmete giren Afet Koordinasyon ve Lojistik Merkezi, kentin geleceği açısından son derece önemli.
Çünkü afet yönetiminde yalnızca kurtarma ekiplerinin gücü yetmez. Asıl mesele, afetin ilk dakikalarından itibaren koordinasyonu sağlayabilmek, doğru malzemeyi doğru yere ulaştırabilmek ve insanların temel ihtiyaçlarını kesintisiz karşılayabilmektir.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2026 Eskişehir Yılı kapsamında yaklaşık 200 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen merkez, işte bu ihtiyaca cevap vermek üzere tasarlanmış.
Üstelik merkez yalnızca deprem düşünülerek oluşturulmamış.
Bugün iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte aşırı yağışlar, ani seller, taşkınlar, kuraklık, orman yangınları ve heyelanlar kentlerin karşı karşıya olduğu riskleri artırıyor.
Dolayısıyla afet yönetimi artık yalnızca “deprem olursa ne yapacağız?” sorusuna indirgenemez.
Asıl soru şu:
Her türlü afette Eskişehir nasıl ayakta kalacak?
Bu merkezin önemi de burada ortaya çıkıyor.
5 bin 540 metrekare kapalı alana sahip merkezde 4 bin 200 metrekarelik depolama alanı bulunuyor. Arama-kurtarma ekipmanlarından acil yardım malzemelerine, afet sonrasında kurulacak yaşam alanlarının ihtiyaçlarından gıda stoklarına kadar pek çok malzeme burada hazır tutulabilecek.
Daha önemlisi, afet anında farklı kurumların ve belediyelerin lojistik gücünün tek merkezden koordine edilmesi hedefleniyor.
Çünkü afetlerde en büyük sorunlardan biri yalnızca malzeme eksikliği değildir.
Bazen malzeme vardır ama doğru yerde değildir.
Bazen yardım gelir ama nereye gönderileceği bilinmez.
Bazen yüzlerce insan gönüllü olarak yardıma koşar ama koordinasyon olmadığı için ortaya büyük bir karmaşa çıkar.
Afet yönetimi, işte bu karmaşayı önleme sanatıdır.
Bu açıdan bakıldığında merkez, Eskişehir’in afet anındaki sistem merkezi olacaktır.
Valilik ve AFAD koordinasyonunda çalışacak sistem sayesinde yardım malzemelerinin sevkiyatı, lojistik planlama, haberleşme ve ihtiyaçların karşılanması daha hızlı gerçekleştirilebilecek.
Ve afetlerde bazen birkaç saat, birkaç dakika hatta birkaç saniye bile hayati önem taşıyor.
Merkezin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Sofra 26 Yemek Fabrikası.
Günlük 3 bin 500 kişilik yemek üretme kapasitesine sahip tesis, afet halinde yalnızca 6 saat içerisinde 15 bin kişilik yemek üretme kapasitesine ulaşabilecek.
Bu rakam basit bir kapasite hesabı değildir.
Büyük bir deprem sonrasında binlerce insanın evine giremediğini düşünün.
Elektrik kesilmiş.
Su şebekesi zarar görmüş.
Marketler kapalı.
Mutfaklar kullanılamıyor.
İnsanların o anda ihtiyaç duyduğu en temel şeylerden biri sıcak yemektir.
İşte böyle bir durumda 15 bin kişiye yemek üretebilecek bir altyapının hazır bulunması, afet yönetiminin en kritik unsurlarından biridir.
Halk Ekmek Fabrikası da bu sistemin önemli parçalarından biri olacak.
Ancak burada başka bir noktaya da dikkat çekmek gerekiyor.
Afet merkezi açmak, afet hazırlığının tamamlandığı anlamına gelmez.
Tam tersine, bu merkez Eskişehir’in afet hazırlığı açısından daha büyük bir sürecin başlangıcı olmalıdır.
Çünkü Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin de dikkat çektiği gibi, kentte yaklaşık 10 bin riskli yapı bulunduğu, bunların yaklaşık 5 bininin acil dönüşüm ihtiyacı taşıdığı belirtiliyor.
O halde mesele yalnızca afet olduğunda ne yapılacağı değildir.
Asıl mesele, afet olmadan önce ne yapılacağıdır.
Bir kentte dünyanın en modern afet koordinasyon merkezi bulunabilir.
Ama riskli binalar yerinde duruyorsa, dere yatakları ve taşkın alanları doğru yönetilmiyorsa, altyapı yeterince güçlü değilse, toplanma alanları yetersizse, afet eğitimi toplumun tamamına ulaştırılamıyorsa hazırlığın bir ayağı eksik kalır.
Afet yönetimi bir bütün olarak düşünülmelidir.
Sağlam yapı + doğru şehircilik + güçlü altyapı + bilinçli toplum + hızlı koordinasyon + güçlü lojistik.
Bunların herhangi biri eksik olduğunda sistemin bütünü zayıflar.
Bu nedenle Eskişehir’de açılan merkeze yalnızca bir bina olarak bakmamak gerekiyor.
Bu merkez, aynı zamanda Eskişehir’in “afetlere rağmen ayakta kalabilen kent” olma hedefinin önemli araçlarından biridir.
Dileğimiz elbette bu merkezin hiçbir zaman gerçek bir afet nedeniyle çalışmak zorunda kalmamasıdır.
Ama afetler dilekle önlenmiyor.
Deprem olduğunda, sel bastığında, heyelan meydana geldiğinde veya yangın kenti tehdit ettiğinde artık hazırlık yapacak zaman kalmıyor.
Hazırlık, afet gelmeden yapılır.
İşte Eskişehir’in yeni Afet Koordinasyon ve Lojistik Merkezi tam da bu nedenle önemlidir.
Çünkü bazı yatırımlar bir kentin bugününü değil, yarın hayatta kalabilme kapasitesini güçlendirir.
Afet merkezi de bunlardan biridir.
Umarız kapıları yalnızca eğitim, tatbikat ve lojistik hazırlıklar için açılır.
Ama günün birinde sirenler çalarsa da Eskişehir şunu bilmelidir:
Bu kent afetin ne zaman geleceğini bilmiyor olabilir; ama geldiğinde ne yapacağını bilmek zorundadır.