Sözüm oy veren seçmene değil. Onun rey’ ine saygılıyım.
Türkiye, ya Ortadoğulu olacak. Yâda evrensel normlarda her şeyi ile demokratik bir Türkiye olacak.
Arası yok.
++++
Artık yeni bir dönemin başlangıcındayız. Türkiye Ortadoğu çemberine, yavaş yavaş kaydırıldı. Sandığı ortaya getirin..
Demokrasiyi aparat olarak kullanarak, sandık “oy” unu ile insanlar nasıl kandırılır?
CHP’ de durum farklı değildir.
CHP’DE DÜZENİN BİR PARÇASI OLMUŞTUR
Hangi genel başkanı incelersen incele, hiç fark etmiyor. Hiçbir siyasi parti genel başkanı, bu güne kadar parti programında ve tüzükte yazılan hiçbir kurala uymadı ki? bundan sonrada uysun!
Şunu söyleyebilirsiniz.
Partiyi tüzük bağlar. Tüzük partinin ANAYASASI’ dır. Elbette öyledir ama eksiksiz uygulanırsa. Yoksa tüzüğü bir kere delmekle bir şey olmaz diyebilen bir zihniyet var.
Uygulanmadığı zaman kim denetleyecek? Genel merkez ve Partili değil mi?

ADI! PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Neymiş efendim..
Parti içinde ön seçim olmalıymış?
Peki olsun.
Bu sesler, 30 seneden beri var.
Ne oldu.
Deniz Baykal döneminde ön seçim mi oldu?
Elbette hayır!
Tüzüğü neden uygulamıyorsunuz diye sorulduğunda cevap hazır.
Şimdi zamanı değil.
Neden?
Konjonktür müsait değilmiş.
Bir sonraki seçim gelir çatar, o bilindik “ön seçim olmalı” yurttan sesler korosunun sesleri yükselir.
CHP genel merkezde bilindik ayni tere naneyi anlatır.
Söz vermiştiniz ama?
Cevap hazırdır. “Türkiye’nin koşulları ön seçime müsait değildir”!
Şimdi zamanı değil.
Yaaa..
Neymiş efendim? Tüzük.
Her ön seçim talebine bir bahane bulunur..
Peki, tüzük ne olacak? Aslında CHP’ li lerin hemen hepsi bilirler… Tüzük birkaç defa çiğnenmekle bir şey olmaz.
Yani büzülme olur.
Bugüne kadar hep bu gerekçe öne sürdürülmüştür.
Öyle ya. Eskişehir’in toplasan 6 tane milletvekili var. Hadi diyelim önümüzdeki seçimlerde 7 tane olsun.
Elimizdeki simülasyona göre, maksimum çıkartacağı vekil sayısı 4. Çünkü D-HONT seçim sistemi uygulanacak..
Esas olan yürütme kısmı. Bu nedense pek dillendirilmiyor.. % 50+1’ alan Üsküdar’ı geçmiş olacak. Yani iktidar. İktidar olmaz iseniz bu sistemde garnitür oluyorsunuz. Milletvekilleri göstermelik..
CHP’ liler bunu nedense göz ardı ediyor. Benzer yazıları bu gün yazmış değiliz ki… Yıllardan beri evirip çevirip yazıyoruz. Parlamenter sistem de milletvekilliği çok önemli değildi. O sistemde sanki milletvekilleri “ön” seçimle mi belirlenmişti?
İl genel meclis üyeleri de öyle..
Kesin bildiğim bir şey var..
Bakın 1999 seçimlerinde seçilen il genel ve belediye meclis üyelerine?
Partiye uğramamış olan, ne kadar okuryazar belgesi olan doldurulmuştu listelere.
Belediye başkanları ön seçimle mi belirlenmişti.
Elbette hayır.
Örgütün kurucu gücü bir gecede tasfiye edilmiş, yeni yönetimler ve adaylar da tombaladan tepeden çakma getirilmişti.
İşin ilginç tarafı hiç birinin yasal üyelikleri bile yoktu.
Milletvekilleri de tombala.
DSP’ nin şarkısı şöyleydi. Demokratik soldayız, en sağlıklı yoldayız. Güçlendikçe DSP halkın yüzü gülecek..
Bu palavra çok gitmedi..2002 seçimlerinde güm. Ecevitlerin iflası.
CHP STRATEJİK HATALAR YAPMASIN YETER..
2’ li bir strateji uygulaması lazım. Maalesef şunu görüyorum. Bütün sorumluluk Özgür’ in sırtına yüklenilmiş.
DEMOKRASİLERDE İMTİYAZLI ADAY OLMAZ...
Bir de şunu düşünün. CHP genel merkezinin kontenjan kullandığını düşünün.
1. Sıra genel merkez.
2. sırada örgüt denetiminde yapılan temayül yoklaması. 3.sırayada bir kadın aday.
4.sırayada genç bir isim.
Peki, geriye kalanlar ne olacak?
Efendim fermuar sistemi. Bizde demokrasi böyle. İşine gelirse.
Demokrasi bu. İster fermuar, ister merkez yoklaması. İşine nasıl gelirse.
Demokrasi CHP’ den sorulur. Peki, sizin AKP’ den farkınız ne?
NE DEĞİŞECEK?
CHP’ seçim dönemine girildiğinde yayınladığı aday olma ve uygulama yönerge ve genelgeler vardı. İlk başta bakınca genelgenin içeriği doğruydu.
Dillerden hiç düşmeyen demokratız? Hâlbuki CHP 12 Eylül sonrasında hiçbir döneminde demokrat olmadı ki?
Daha doğrusu söylemlerinden öte gitmedi. Pratikte genel merkez kimi uygun gördüyse onlar aday gösterildi. Çünkü siyasal sistem genel merkez yetkilerinin güçlendirmişti..
Onun için adaylar sık sık genel merkezleri tavaf ederek görünür oldular. Genel merkezler adeta siyasi tarikat merkezi gibi oldular..
15 günde bir yapılan ziyaretlerin amacı buydu. Genel başkanların bu durum hoşlarına gidiyordu. Tabiri yerindeyse yalakalık yapmanın bir başka türüydü.
İl ve ilçe başkanlarını takan bile yoktu.
Mesaj şuydu. Parti bizden sorulur!
Ama uygulanmada öyle olmadı hiçbir zaman.
Kendi imzaladıkları genelgeyi çiğnediler. Kim çiğnedi? Genelgenin altında imzası olanlar.
CHP’ ye oy veren ve seçmeni çantada keklik gören bir zihniyet o günlerde işgal etmişti CHP’ yi. Sandığa tıpış tıpış gidecekler demişlerdi.
Ön seçim olsun, adayları üyeler belirlesin diye sesler yükseldiğinde, şimdi zamanı değil diyorlardı.
Hatta örgüt o kadar dışlanmıştı ki, genel başkan Eskişehir’e geldiğinde örgütten daha ziyade, başka yerleri tavaf ediyordu.
GENEL MERKEZDE PATRON NE DERSE O OLUYORDU
Parti meclisin ve alınan kararlar bile, yok hükmündeydi. Sonra milletin karşısına çıkıp bu AKP var ya diye başlarlar nutuk atmaya..
Bunlar anayasayı çiğniyorlar.
Kendi imzaladıkları genelgelerini çiğniyorlar.
Sonra diyorlar ki, millet bize neden oy vermiyor?
Patron kim?
Birde şu parti içindeki eğitimlerden söz etmiyorlar mı?
Bayılıyorum bu laflara. Sonra sınav yapılıyor mu? Liyâkati neyle ölçümlediniz beyler?
Şehrin imtiyazlıları. Porsuğun simonları! Bu memleketin kremasını yiyenler. Patronaj kılıklı goy goycular..
KİM BUNLAR?
Hiçbir politik diyet ödemeden, hampacı bir takım. Paramotor ile aday yapılanlar. Onlar illâ bir şey olmalılar. Hatta muhakkak olmalıdır.
Seçim döneminde ortaya mantar gibi çıkarlar ve şömüş başları başlarlar kazanı karıştırmaya.
Lafı dolandırmadan söyleyeyim.
Kısacası, CHP’nin bu kez ısrarla ve inatla partinin tüzüğünü uygulama zamanı geldi. Verilen böyük sözler var. Hiçbir Mazeretleri artık yok.
Tek cümle yeter. Hâkim gözetiminde ön seçim. Başka söze gerek yok.
Gerisi dolgu malzemesi.
Yapay zeka..