Bir zamanlar Türkiye futbolunun ezberini bozan bir takım vardı.
Adı yalnızca bir futbol kulübünü değil; Anadolu’nun başkaldırısını, emeğin gururunu ve bir kentin onurunu temsil ediyordu: Eskişehirspor.
O yıllarda İstanbul’un kibirli devleri Eskişehir deplasmanına gelirken sadece rakip bir takımla değil, tribünleriyle, coşkusuyla ve sarsılmaz inancıyla ayağa kalkmış bir halkla karşılaşırdı.
Çünkü Eskişehirspor, sıradan bir futbol takımı değildi.
Eskişehirspor, Anadolu’nun futboldaki kutsal isyanıydı.
TRİBÜNLERDE YAZILAN DEVRİM
Amigo Orhan’ın tek bir işaretiyle on binler ayağa kalkar, tribünler bir senfoniye dönüşürdü.
Bugün Türkiye’de “tribün kültürü” denilen ne varsa, köklerinde Eskişehir’in o asi ruhu vardır.
Eskişehirspor yalnızca maç kazanmadı.
Bir kente özgüven kazandırdı.
Bir kuşağa “Biz de başarabiliriz” duygusunu öğretti.
BUGÜN SAHALARDA DEĞİL, VİCDANLARDA KANAYAN BİR YARA
Ve bugün…
Bir zamanların efsane çınarı, alt liglerde yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.
Bu yalnızca sportif bir düşüş değildir.
Bu, bir kentin hafızasının aşınmasıdır.
Bu, ortak bir kültürün göz göre göre tüketilmesidir.
Bu, Eskişehir’in en büyük markasının yıllar içinde hoyratça yıpratılmasıdır.
ESKİŞEHİRSPOR’U SEVENLERLE, ONDAN GEÇİNENLER AYNI DEĞİLDİR
Eskişehirspor’u gerçekten sevenlerle, yıllarca bu kulübün gölgesinde kendine alan açanları ayırmak gerekir.
Kulüp zirvedeyken fotoğraf karelerine girmek için yarışanlar, zor günlerde ortadan kayboldu.
Kaymağını yiyenler sessizce çekildi.
Borçlar kaldı.
Yük taraftarın omzuna kaldı.
Ve ne yazık ki, birçok kişi dönüp geriye dönük bir hesap verme sorumluluğu hissetmedi.
Eskişehirspor’un kasası boşaldı.
Ama kulübün manevi mirasını taşıyanların vicdanı hâlâ dimdik ayakta.
BU KENTİN TAKIMI, BU KENTE YABANCILAŞTIRILMAMALI
Eskişehirspor’un gerçek sermayesi para değil, aidiyet duygusudur.
Bu kentin çocukları formayı yalnızca bir spor kıyafeti olarak değil, kimliklerinin bir parçası olarak giydi.
Aidiyet zayıfladığında, forma bir kumaşa dönüşür.
Aidiyet güçlendiğinde ise o forma bir bayrak olur.
ZOR GÜNDE KİM ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYDU?
Konuşmak kolaydır.
Asıl mesele, kulübün en zor dönemlerinde somut katkı sunabilmektir.
Bu süreçte Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehirspor’a yalnızca sözle değil, fiilen destek veren isimlerden biri oldu.
Kongrelere katıldı, deplasmanlarda takımın yanında yer aldı ve yasal sınırlar içinde kulübe kaynak yaratmak için çaba gösterdi.
Bu desteği nedeniyle eleştirildi.
Ancak geri adım atmadı.
Çünkü bazı insanlar için Eskişehirspor, günlük siyasi hesapların ötesinde bir kent meselesidir.
KATKI SUNMADAN ELEŞTİRMEK KOLAYDIR
Eskişehirspor’a hiçbir somut katkı sunmadan en yüksek perdeden konuşmak, ne yazık ki çok tanıdık bir tutumdur.
Emek vermeden hüküm vermek kolaydır.
Fedakârlık yapmadan ahkâm kesmek kolaydır.
Zor olan, sorumluluk üstlenmektir.
HAKEM KARARLARI VE ADALET TARTIŞMALARI
Bu sezon yaşanan tartışmalar, Türk futbolunda adalet duygusunun ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sahada alın teri vardı.
Tribünde büyük bir inanç vardı.
Ve her tartışmalı karar, taraftarın yüreğinde derin bir iz bıraktı.
35 BİN KİŞİLİK SADAKAT
Ayvalık maçında tribünleri dolduran 35 bin kişi, sadece bir karşılaşmayı izlemedi.
Onlar umutlarını, hayallerini ve yıllardır taşıdıkları bağlılığı sahaya taşıdı.
Atkısını aldı.
Formasını giydi.
Biletini aldı.
Takımının arkasında dimdik durdu.
Taraftar görevini yaptı.
Bu kulübün asıl gücü de işte budur
ESKİŞEHİRSPOR VİTRİN MALZEMESİ DEĞİLDİR
Eskişehirspor, fotoğraf çektirme kulübü değildir.
Eskişehirspor, bu kentin ortak vicdanıdır.
Bu kulübe hizmet etmek, yalnızca başarı günlerinde görünmekle değil; en zor günlerde de sorumluluk almaktır.
YENİDEN DOĞUŞ MÜMKÜN
Eskişehirspor geçmişte defalarca küllerinden doğdu.
Yine doğabilir.
Ama bunun için samimiyet gerekir.
Aidiyet gerekir.
Şeffaflık gerekir.
Hesap verebilirlik gerekir.
Ve her şeyden önce, bu kulübü gerçekten seven insanların ortak iradesi gerekir.
Eskişehirspor düşebilir.
Yaralanabilir.
Yalnız bırakılabilir.
Ama bu kentin vicdanından silinmez.
Çünkü bazı kulüpler kupalarla değil, halkın kalbinde kurdukları tahtla büyür.
Eskişehirspor işte böyle bir efsanedir.
Bir futbol kulübünden fazlasıdır.
Bir duruştur.
Bir ahlaktır.
Bir isyandır.
Kazım Kurt’un hakemlere isyanı bu yüzden. Bu federasyonla bu hakemlerle bağımsız bir futbol olmaz demesi bu yüzden. Bunlar bağımlı. Kime bağımlı? Tek adama bağımlı. Bunlar iktidarın emrettiği takımı şampiyon yapıyorlar demesi bu yüzden.
Takım ligden çekilsin demesi bu yüzden.
Ve hâlâ bu kentin karanlığını aydınlatan en güçlü meşalelerden biridir. Bu kutsal isyanın ahlakın meşalesini Kazım Kurt taşıyor.