Eskişehir…
Türkiye’de “örnek şehir” diye anlatılır.
Düzeniyle, kültürüyle, yaşam kalitesiyle…
Ama gelin bir de işin görünmeyen tarafına bakalım.
Çünkü vitrin ile gerçek her zaman aynı değil.
*****
Artık kimse kimseyi kandırmasın.
CHP’nin Eskişehir’deki sorunu seçim kazanmak değil.
Sorun, kazandığı düzeni değiştirmemek.
Yıllardır aynı yapı, aynı refleks, aynı yöntem:
Liste yukarıda yapılır.
Aşağıya bildirilir.
Adına da “örgüt iradesi” denir.
Peki, dillerinden düşürmedikleri örgüt nerede?
Sahada mı?
Hayır.
Sadece fotoğraflarda.
******
Eskişehir’de siyaset, uzun zamandır isimler üzerinden yürüyen bir sisteme dönüştü.
Liyakat ikinci planda.
Sadakat birinci kriter.
Kim aday olur?
Çalışan mı?
Keşke.
Yakın olan.
Uyumlu olan.
Sessiz olan.
******
Bir de “değişim” söylemi var.
En çok da yıllardır koltukta oturanlardan duyarsınız.
25 yıl…
30 yıl…
Aynı isimler.
Ama en yüksek sesle onlar konuşur:
“Değişim şart!”
Evet…
Ama bir şartla:
“Kendileri değişmeden.”
******
Eskişehir’de “eğitim” adı altında yürütülen bir başka vitrin daha var.
Eğitim var…
Ama ölçme yok.
Değerlendirme yok.
Kriter yok.
Ama fotoğraflar var.
Sosyal medyada paylaşılan gülümsemeler…
Billboardlarda verilen pozlar…
Ve sonuç?
Yine aynı kadrolar.
******
Ön seçim meselesi mi?
En çok konuşulan, en az uygulanan konu.
Gerçek ön seçim nedir?
Üyenin karar verdiği, kimsenin müdahale edemediği, şeffaf ve denetlenebilir süreçtir.
Peki, Eskişehir’de ne oluyor? Bol bol adaylık papatya fallarına bakıyorlar..
Fallardan çıkan hiç olmadı ki!
Karar yukarıda veriliyor.
Aşağıda onaylanıyor.
Buna da “demokrasi” deniyor.
*****
Anketler mi?
Yeni dönemin en kullanışlı aracı.
Ama kim yaptırıyor?
Kim yorumluyor?
Cevap belli.
Sonuç?
Hiç değişmiyor.
Ve en kritik mesele:
Seçmen artık görüyor.
Özellikle gençler…
Eskisi gibi değil.
Sloganlara değil, sürece bakıyorlar.
Sözlere değil, uygulamaya bakıyorlar.
Ve şu soruyu soruyorlar:
“Eskişehir’de kendi içinde demokrat olmayan bir yapı, ülke için nasıl bir demokrasi vaat ediyor?”
Gerçek şu:
Eskişehir’de CHP bir süredir seçim kazanıyor…
Ama kendini kaybediyor.
Çünkü değişmeyen yapı, zamanla kendini tekrar eder.
Sonra da kendine inanır.
En tehlikelisi budur.
Yarın yine yeni isimler çıkacak.
Yeni yüzler, yeni sloganlar…
Ama düzen aynı kaldıkça, sonuç değişmeyecek.
Kısacası:
Eskişehir’de mesele seçim değil.
Mesele samimiyet.
Artık insanlar şunu soruyor: “Kendi içinde demokrat olmayan bir yapı, ülkeyi nasıl yönetecek?”
İşte CHP’nin asıl krizi burada.
Ve bu kriz çözülmeden, ne söylem değişir ne sonuç.
Kısacası:
CHP’nin sorunu iktidar değil.
CHP’nin sorunu samimiyet.
Ve o samimiyet olmadıkça, en güçlü görünen yapı bile
içten içe zayıflar…
Her yapının sosyolojik bir ömrü vardır.
Yapılacak seçimler Türkiye’nin beka sorunudur. CHP bunun neresinde olacak?
Bütün mesele bu?