Belli zamanlarda gönlümüz kararıyor. İç dünyamız sıkıntı, üzüntü veya umutsuzlukla kaplanıyor.
Neşemiz, umudumuz, sevgimiz, iyilik duygularımız azalıyor. Kederimiz, kırgınlığımız, karamsarlığımız artıyor. İç huzurumuz kayboluyor. Kalbimiz katılaşıyor.
Hayata olumsuz bakıyoruz. İyilik yapma isteğimiz kayboluyor. Kırgınlık ve nefret duyguları ağır basıyor.
Gönlümüz bulanıyor.
Gönül darlığı yaşıyoruz.
İç huzursuzluğumuz, hoşgörüsüzlüğümüz artıyor. Kıskançlığımız artıyor. Öfkemizi kontrol edemiyoruz. Sabırsızlığımız artıyor.
Canımız sıkılıyor. Üzüntümüz, tasamız, kaygımız, kederimiz artıyor.
Sıkıntıda kalıveriyoruz özetle. Sıkıntı basıyor her yanımızı. Sıkıntı çekiyoruz. Çevremize sıkıntı veriyoruz ya da bize sıkıntı veriyorlar. Sıkıntıya gelemiyoruz çoğu zaman.
Bir günde, birden olmuyor tabi bunlar. İnsanın gönlü bir günde kararmıyor.
Yavaş yavaş kararıyor gönlümüz. Fark etmeden, fark edilmeden kararıyor gönlümüz.
En çok da kendi içimize kulak vermeyi bıraktığımızda başlıyor bu kararma.
‘İyiyim’ desek de iyi olamıyoruz. ‘Geçer’ desek de geçtiğini fark edemiyoruz. Geçmiyor da iyi olmuyor da. Biriktikçe birikiyorlar, birikiyorlar işte.
Karşılık bulmayan, karşılık bulamayan iyiliklerle yoruluyor gönlümüz.
Emeğimiz görülmeyince kararıyor gönlümüz.
Sevip sevip önemsenmedikçe, anlaşılmayı bekleyip suskunlukla karşılaştıkça kararıyor gönlümüz.
İzi kalıyor bunların hep. İzler biriktikçe kolaylar zor oluyor. Kararıyor gönlümüz böylelikle.
Anlamı kayboluyor çok şeyin. Niçin yaşadığımızı unutuyoruz neredeyse. Angaryadan öteye geçmiyor sanki yaşananlar.
Günler geçiyor. Günler geçtikçe artması gerekenler azalıyor hep. Gönül, yönünü kaybediyor ve kararıyor işte.
Başkalarının hayatına bakıp kendi hayatımızı değersiz gördüğümüzde de kararıyor gönlümüz. Kıyas, karartıyor gönlümüzü. Kanaatle ferahlayacak gönlümüz, kıyasla kararıveriyor işte.
En çok merhametle aydınlanacak gönlümüz, hasetle kararıveriyor.
Niçin yaratıldığımızı, nereden gelip nereye gittiğimizi düşünemez olduğumuzda kararır gönlümüz.
Kötülüğün gölgesinde dolaştığımızda, kalp kırıp gönül incittiğimizde kararır gönlümüz.
Ne olursa olsun gönül ferah gerek. Gönül huzuru gerek. Gönlümüzü hoş etmek gerek. Gönül aydınlığı (iç huzuru, umut, sevgi, merhamet) gerek.
Hem kendimize hem çevremize ışık olmak gerek.
Kalbimizi kirleten gafletten, paslandıran kötülüklerden uzak durmak gerek.
Kalbimizi yumuşatmak, ruhumuza esenlik vermek gerek.
Riyanın, gösterişin, hırsın, tamahın, öfkenin, şiddetin esiri olmamak gerek.
Eşimize ve çocuklarımıza güler yüz göstermek, anne ve babamıza hürmet etmek, komşumuzun hakkına riayet etmek, yaşlılara ilgi göstermek, hastaları ziyaret etmek, yetim ve öksüze kol kanat germek gerek.
Çok şey gerekmiyor aslında.
Biraz çaba gerek biraz çaba…
Çabalayalım. Çabalayalım da gönlümüz kararmasın.