Ayhan Aydıner…
Çok yıllar öncesinden beri tanırım. O zaman muhabirlik yapıyordu. Belediye meclislerini yakından takip ederdi. Meclis'te neler oluyor gelir izlerdi. Anlayamadığını, ayrıntıları gelip bizlere sorardı. O zamanlar Belediye meclisleri, ilgiyle gazeteciler tarafından izlenirdi. Gazetecilik o zaman çok farklıydı. Muhabirlik gazeteciliğin
ana nüvesiydi... Köşe yazarı olup yorum yapabilme yeteneklerine sahip birkaç isim vardı.
O dönemlerin gazetecileri, okuyan araştıran soran kimselerdi. Zaten bu özellikleri olmayanlar sahneden silinip gittiler.
Kimler? Geldi kimler gelip geçtiler!
Bilgisayarların, akıllı telefonların olmadığı dönemler. Masada
OLIVETTI'
F klavye' ... Gerisi uzunhikaye...
Şimdi her şey hazır
lop. Haber ajansına üye ol. Koşturmaca, araştırmayok. Aynı
menüyü tekrarla dur. Kendiniyenileyeme. Değirmenci beygiri kendi ekseninde dön dur..
Hey gidi günler hey!
İşte, Ayhan Aydıner
gazetecilik yapmaya çalışan, ayakta kalan önemli birkaç isimden biridir. Sakarya Gazetesi'nde beraber yoldaşlığımız vardır. Yaptığı haberleri ve köşesini ilgiyle takip ettiğim mesleğine tutkuyla bağlı bir gazeteci olarak notlarımda yer almıştır…
Esgroup bünyesindeki gazetelerden
Sonhaber'de çok güzel yazılarına tanık oldum…
O zaman ben,
YENİGÜN gazetesinde haftanın 5-6 günü '
politik-analiz'siyasetin diğer ucu köşemde yazıyordum.
Zordur yazmak.
Bilirim..
Ayhan, daha yerel ve haberleri köşesine taşıyordu..
Yılların verdiği deneyimi, konulara hakimiyeti, konulardaki birikimi ile yerel basının önemli isimleri arasında yer aldı…
İki yıl önce
Sonhaber'den ayrılarak,
Haberes adında aylık bir dergi çıkarmaya başladı. Dergicilik çok zordur. Bizler denedik başaramadık. Başarılı olan birkaç arkadaşımız var... Onların da Eskişehir'in
fikri hayatına çok büyük katkıları var.
Adeta, bu şehrin önemli
bellekleridir.
Bazı sayılarını okudum. Baskı ve kağıt kalitesini bir tarafa koyuyorum, iş dünyasından tutun sosyal yaşama, kültür ve sanattan tutun siyasette, yerel etkinliklere, edebiyata hatta spora kadar hemen her şey bu dergide yer alıyor...
Büyük emekler verdiği besbelli.
'Nuray Akçasoy, İsmet Beceriklican, Tarık Sayer, Sedat Halaç, Ferit Oktaş, Av. Duygu Akçardak, Ayça Arslan Ballı, Cem Aksu, Ekrem Borazan ve Osman Cemoğlu' gibi kendi branşlarında ihtisas sahibi olan isimler dergiye önemli katkı veriyor…
Her sayısında farkındalığını daha ileri taşıyan ve ikinci yılına girmek üzere olan Heberes Dergisi'nin 22'ncisi yani
şubat sayısı elime geçti. Bir solukta okudum desem hiç abartmış olmam…
Şehrimizde görsel ya da yazılı medyanın ne kadar etkili olduğunu öteden beri hep savunmuşumdur.
Şahsi düşüncelerimizin ve toplumun sesinin en demokratik en özgür şekilde ifade edildiği mecranın yani basının sesi ne kadar güçlü çıkarsa orada demokrasinin yaşadığına ve yaşatıldığına yürekten inanırım…
Demem o ki; Heberes Dergisi'nin bu başarılı ilerleyişi yerel basının geldiği yeri göstermesi bakımından da son derece çarpıcı bir örnek…
Özetle bu dergiye emek veren başta
'Ayhan Aydıner' kardeşim olmak üzere
emeği geçen hemen herkesi kutluyor,
matbuat hayatında uzun ömürler diliyorum…
Kolay gelsin kardeşim Ayhan..
ESES'İN ENLERİ VE İLKLERİ
Haberes dergisinin şubat sayısının içindeki özgün konulardan biri de
OsmanCemoğlu'nun köşesinde yer alan '
Eskişehirspor'un İlkleri, Enleri ve İlginç Notlar' adlı çalışması…
Eskişehirspor'la ilgili böyle ilginç bir çalışmayı daha önce hiç görmedim…
Uzun zamandır görsel ve yazılı medyanın içindeyim. Her ne kadar spor yazmasam da, yüreğimde
Siyah-Kırmızı renklerden başkasına yer yok…
Yani bulunduğu lige bakmam, içimdeki
Eskişehirsporsevdası hiç bitmez…
Ve Osman Cemoğlu, bu çalışmasıyla içimdeki bu
yangını tekrar
körükledi
Bir zamanlar yetkili olduğum zamanlar Diğer Büyükşehir Meclis üyeleri ile birlikte imzalarımızın olduğu kararlara imza atmış adeta Eskişehir spora maddi olanaklarımızı yağdırmıştık..
Beni aldı,
Eskişehirspor'un o zirvelerde estiği yıllara götürdü. Okudukça hatırladım. Hatırladıkça,
nostaljinin bütün ılık esintilerini
benliğimde hissettim…
Eskişehirspor bugün o başarılı yılları tekzip eder gibi bir alt lige (3. Lig) adeta
doludizgin gidiyor...
Tabi bu durum şimdiki yöneticilerin suçu değil…
Bu kötü gidişi bir iki kişiye yüklemek de en azından haksızlık olur…
Ancak son yıllarda göreve gelen bütün başkanların bütün
liyakatsiz,
ehliyetsiz, beceriksiz yöneticilerin bu karanlık tabloda
payı var…
Fakat ne kadar büyük bir marka ki; ne kadar başarısız olursa olsun taraftarın içindeki sevda azalacağına, artarak çoğalıyor…
Eskişehirspor'un diğer takımlardan farkı da
büyüklüğü de bu olsa gerek…
İşte Eskişehirspor dendiğinde aklıma gelen birkaç isimden biri olan
Osman Cemoğlu, bizlere o şaşaalı dönemleri tekrar hatırlatırken, genç
kuşaklara da Kırmızı şimşeklerin, İstanbul hegemonyasını nasıl yıktığını, futboldaki
Anadolu devriminikısa kısa notlarla aktarmaya çalışmış…
Hafiza-i beşer nisyan ile malûldür' diyerek özgün çalışmasını kağıda dökmüş.
Bence Eskişehir tarihinin sayfalarına not düşmüş. Çok da önemli iş yapmış…
Ben Eskişehirsporluyum diyen herkese seslenmiş…
Ne diyeyim?
'Kalemine, yüreğine sağlık Osman abi...'
*****
Günün sözü
Biz kimseyi yarı yolda bırakmadık. Herkes menfaatinin bittiği yolda indi..