Yeni Parti’de ilçe başkanlığı ön seçiminin tamamlanmasına artık sayılı günler kaldı. Tüm Eskişehir’in gözü, yarışın üç adaylı bir hale geldiği Odunpazarı’na çevrildi. Kurucu İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve Cevahir Çalıkuşu’nun ardından Mehmet Ali Evren Ertay’ın da adaylık için başvurduğu belirtiliyor.

Son sözü elbette Yeni Parti üyeleri söyleyecek.

Zaten yeni siyasetin en önemli tarafı da burada başlıyor. Yeni Parti üyesi olan belediye başkanının da, il başkanının da, parti yöneticisinin de, mahalledeki üyenin de; kısacası bu partinin çatısı altında bulunan herkesin kongrelerde kanaat belirtme, görüş açıklama, aday destekleme ve taraf olma hakkı vardır.

Peki kimler bu haklardan muaftır?

Yeni Parti üyesi olmayanlar.

CHP’de kalmayı tercih edenler.

CHP’den ayrılıp bağımsız kalanlar.

Adalet ve Kalkınma Partililer.

Ya da başka bir siyasi yapının içinde bulunup Yeni Parti kongrelerinde yön belirlemeye çalışanlar.

Elbette herkesin siyasi düşüncesini açıklama hakkı vardır. Buradaki mesele kimsenin fikrini söylemesini engellemek değil; bir siyasi partinin kendi kongresine dışarıdan yön vermeye çalışmamaktır.

Bugün atanmış genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutarak CHP’de kalan bazı isimlerin, Yeni Parti kongresinde sosyal medya hesaplarından açıkça bir aday lehine taraf olması da bu açıdan dikkat çekicidir. Aslında en büyük zararı, yine destekledikleri adaya veriyorlar. Çünkü Yeni Parti üyeleri, kimin kimi desteklediğini ve bu desteğin hangi siyasi zeminden geldiğini elbette görüyor.

Bununla da sınırlı değil. Yeni Parti’nin ilçe kongreleri hakkında başka siyasi partilere mensup kişilerin adaylar üzerinden görüş belirttiğine de şahit oluyoruz.

Ben, Yeni Parti’de örgütlere yöneticilik yapacak kişilerin öncelikle kuruluşu zorunlu kılan süreçte nerede durduklarını açıkça ortaya koymalarını beklerim. Butlan sürecine nasıl baktıklarını, o günlerde hangi siyasi tavrı aldıklarını ve bugün neden farklı siyasi yapılarda bulunan kesimlerden bu kadar yoğun destek gördüklerini de üyelerin değerlendirmesine sunmaları gerektiğini düşünüyorum.

Kaldı ki yarıştıkları isim, yani kurucu ilçe başkanı Rahmi Çınar, CHP’deki son ilçe kongresinde dört adaya karşı yarışmıştı. O gün karşısında bulunan isimlerin bugün tamamının Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’de kalmayı tercih etmiş olması da siyasi hafıza açısından önemli bir ayrıntıdır. Ve Çınar o gün kendisine oy verenlerin aslında ne kadar doğru bir tercih yaptığını butlan sürecinde aldığı tavırla misliyle ispatlamıştır.

Elbette herkes kendi siyasi tercihini yapmakta özgürdür. Kimseyi bu tercihi nedeniyle yargılamak da bize düşmez. Ancak bugün Yeni Parti üyesinin, adayların geçmişte hangi zor siyasi süreçlerde nerede durduğunu değerlendirmesi de en doğal hakkıdır.

Çünkü mesele yalnızca “Bugün ne söylüyorsun, nerede duruyorsun?” değildir.

Bence asıl mesele, şartlar yarın Yeni Parti için de ağırlaştığında, nerede duracaksın? Sorusudur.

Çünkü siyaset sadece rahat günlerde verilen sözlerden ibaret değildir. Asıl sınav, zor zamanda verilir.

Bugün Yeni Parti üyeleri yalnızca “Kim ilçe başkanı olsun?” sorusuna cevap vermeyecek. Aynı zamanda “Yarın yeniden zor bir dönem yaşanırsa, bu partinin başında nasıl bir siyasi refleks görmek istiyorum?” sorusuna da cevap verecek.

Karar üyenin.

Dışarıdakilerin değil, içeridekilerin.