Eskişehir’de YENİ Parti’de kongre süreci başlıyor.

13 Eylül Pazar günü mahalle delegeliği seçimleri yapılacak. Ardından ilçe ve il başkanlıklarının belirlenmesinde, bütün üyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek ön seçim süreci yaşanacak.

Bu süreçle ilgili kamuoyunda bazı soruların, eleştirilerin ve çekincelerin olduğunu görüyoruz.

En çok sorulan soru ise şu:

“Üyelerin yaptığı ön seçimden çıkan sonuç, delegeler tarafından değiştirilebilir mi?”

Teknik olarak elbette değiştirilebilir.

Ancak bence asıl soru bu değil.

Asıl soru şu: Delege, üyenin iradesini değiştirmeyi mi tercih edecek, yoksa o iradeyi kongrede temsil etmeyi mi?

İşte YENİ Parti’nin yeni siyaset anlayışı tam da burada ortaya çıkacak.

Çünkü YENİ Parti’nin “yeni” olması sadece isminden kaynaklanmıyor. Yeni yüzler, yeni kadrolar, yeni yöntemler ve en önemlisi yeni bir siyaset kültürü iddiası taşıyor. Bu iddianın en önemli sınavlarından biri de parti içi demokrasi olacak.

Binlerce üye sandığa gidip özgür iradesiyle bir tercih ortaya koyacaksa, ardından delegelerin “Biz başka türlü düşünüyoruz” diyerek bu tercihi yok sayması, savunulan yeni siyaset anlayışıyla bağdaşmaz.

Ben böyle bir durumun YENİ Parti’de yaşanacağına ihtimal vermiyorum.

Tam tersine, delegenin üye iradesine sahip çıkan ve onu kongrede tescil eden noktada olacağına inanıyorum.

Zaten şu soruyu da sormak gerekiyor:

Delege, üyenin kararını neden değiştirmek istesin?

Eğer ön seçim açık, şeffaf ve demokratik biçimde yapılmışsa; üyeler özgür iradeleriyle tercihlerini ortaya koymuşsa ve demokratik meşruiyeti zedeleyen bir durum yoksa, kongrenin bu iradeyi yok sayması neden olsun?

Hiç kimse merak etmesin. YENİ Parti, eski alışkanlıkların yeni tabelası olmayacak. Yeni siyaset anlayışında parti içi demokrasi, karar süreçlerinin mümkün olduğunca geniş bir tabana yayılmasıyla güçlenecek.

Tam da bu nedenle Eskişehir’de ve Türkiye’nin dört bir yanında başlayacak kongre süreci, YENİ Parti’nin yeni siyaset anlayışının ilk ciddi sınavlarından biri olacak.

Eğer planlandığı gibi seçmenin söylediğini üye duyarsa, üyenin söylediğini delege duyarsa, örgütün söylediğini genel merkez duyarsa, işte o zaman aşağıdan yukarıya işleyen gerçek bir siyaset modeli ortaya çıkar.

Ve ben bu modelin YENİ Parti’yi iktidara taşıyacağına inanıyorum.

Çünkü Türkiye’de insanlar artık sadece seçim zamanında hatırlanmak istemiyor. Partisinin karar süreçlerinde söz sahibi olmak istiyor.

Ve bence yeni siyasetin temelinde de tam olarak bu anlayış yatıyor. Delege, üyenin iradesinin yerine geçmek için değil, o iradeyi kurumsal bir karara dönüştürmek için vardır.