Yeni Parti’nin Eskişehir merkezindeki ilçe başkanlığı ön seçimleri tamamlandı. Özellikle Odunpazarı’nda, deyim yerindeyse nefes nefese bir yarış yaşandı. Sandıktan Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı, Rahmi Çınar’ın yalnızca üç oy önünde çıkarak ilçe başkanlığına seçilme hakkını kazandı.
Öncelikle kendisini tebrik ediyor, görevinde başarılar diliyorum.
Fakat bu sonucu yalnızca bir kazanan ve bir kaybeden üzerinden okumamak gerekir. Çünkü üç oy, aslında iki taraf arasındaki mesafenin ne kadar küçük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ortaya çıkan sonuç, kazanan tarafın daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerektiriyor. Yeni yönetimin kendisine oy vermeyen üyeleri de kucaklayan, hiç kimseyi dışarıda bırakmayan bir anlayışla hareket etmesi, bu yarışın gerçek kazanımını ortaya çıkaracaktır.
Çünkü burada kaybeden yoktur.
Bir yarış yapıldı, üyeler sandığa gitti ve iradelerini ortaya koydu. Kazanan yalnızca üç oy farkla belirlendi. Bu tablo, ayrışmak için değil, daha fazla kenetlenmek için bir fırsattır.
Hatta bana göre üye, sandıkta iki tarafa da bir mesaj verdi.
Bir tarafa, “İlçe örgütünü senin yönetmeni istiyorum” dedi.
Diğer tarafa ise “Seni kaybetmek istemiyorum. Emeğini ve tecrübeni değerli buluyorum. Senin de bu örgüte katkı vermeni istiyorum” dedi.
Şimdi bu mesajı doğru okumak gerekiyor.
Odunpazarı’nda dikkat çeken bir başka nokta ise katılım oranıydı. Üyelerin yaklaşık yüzde 80’inin sandığa gitmesi, bir siyasi partinin kendi içinde gerçekleştirdiği ön seçim açısından son derece kıymetli. Elbette tartışmalar oldu, salonda zaman zaman gerilim yaşandı. Kafa kafaya giden yarışlarda bunlar yaşanabiliyor. Keşke hiç yaşanmasa. Fakat artık bunları geride bırakıp şehrin, ülkenin ve sokağın sesine kulak verme zamanı.
Bu vesileyle Rahmi Çınar’a ve yönetimine de teşekkür etmek gerekiyor. CHP döneminden başlayarak yıllarca emek veren, Yeni Parti’nin kuruluşunda kurucu ilçe başkanı olarak sorumluluk üstlenen Çınar’ın ve yönetiminin emeği ve katkısı yok sayılamaz.
Elbette kongre süreci henüz tamamlanmadı. Delegelerin ön seçim sonuçlarını tasdik etmesinin ardından il kongreleri yapılacak ve Yeni Parti’nin kuruluş sürecindeki önemli bir eşik daha geride bırakılacak.
Ancak kongreler devam ederken ülkenin gündemi de devam ediyor.
Artık Yeni Parti’nin de bütün muhalefetin de kendi içindeki yarışları geride bırakıp Türkiye’nin gerçek gündemine daha fazla yoğunlaşması gerekiyor.
Ankara’da ‘’Emekliyim, geçinemiyorum’’ diyerek yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nun sözleri hala kulaklarımızda.
Öte yandan sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler yüz binlerce insanın birikiminin ve geleceğinin nasıl etkilendiğini gösterdi. SPK’nın açıklamasına göre tasfiye sürecine alınan 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Yani dolaylı olarak 5 milyon vatandaşımızın bu krizden etkilendi. 5 milyon insanın geleceğini etkileyen bir krizde, iktidarın bakanı ve en öndeki isimlerinden Fatma Betül Sayan 2 milyar 200 bin lirayı cebine koydu. Sadece o da değil, bu krizden faydalanan onlarca bürokrat ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nde siyaset yapan kişiler var. Soruşturmalar ve hukuki süreçler devam ediyor.
Partiler kendi iç demokrasilerini kurmak zorunda. Bu süreçler tamamlanmalı, üyelerin iradesi ortaya konulmalı. Ama ülkenin meseleleri de beklemiyor.
Türkiye siyaseti, bırakın iki aylık kongre süreçlerini, bir günlük boşluğu dahi affetmeyecek kadar hızlı akıyor.
Bu nedenle kongrelerde yarışan herkesin, sonuç ne olursa olsun, sandıktan çıkan iradeyi kabullenip hızlıca aynı hedefe yönelmesi gerekiyor.
Çünkü parti içi demokrasi, iktidar mücadelesinin alternatifi değil; onu güçlendiren zemindir.
Kongreler devam ediyor. Ama memleket beklemiyor.