Kurşunlu Külliyesi’nde yaşananlar, ilk bakışta Odunpazarı Belediyesi ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasındaki bir kullanım ve tahliye meselesi gibi görünebilir. Oysa mesele bundan çok daha büyük. Çünkü söz konusu olan yalnızca tarihî bir yapı değil; yıllar içinde müzeleriyle, atölyeleriyle, festivalleriyle, sanatçılarıyla, esnafıyla ve ziyaretçileriyle yaşayan bir kültür merkezi hâline gelmiş bir değer.
Şimdi bu birikimin geleceği belirsizliğe sürükleniyor.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un son açıklamaları, meselenin ulaştığı noktayı bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Belediyeye 3 Kasım 2026’da tahliye için tebligat gönderildiğini belirten Kurt, hukuki girişimlerin sürdüğünü, ancak külliyedeki yılların emeğinin ve kültürel birikiminin tehlikeye girdiğini ifade ediyor.
Kurt’un sözleri arasında özellikle üzerinde durulması gereken bir cümle var: “Takdir Eskişehirlilerin, vicdan tüm Türkiye’nindir.”
Ben bu cümleyi, 2016 yılında yaşanan benzer bir süreçte etkili bir direniş ortaya koyarak bu alanı Eskişehir’e ve Odunpazarı’na kazandıran Kazım Kurt’un, kentin tüm aktörlerine yönelik bir çağrısı olarak okuyorum: Eskişehir için siz de elinizi taşın altına koyun.
Çünkü bu kez göz ardı edemeyeceğimiz gerçekler var. Aradan geçen on yılda Türkiye’de siyaset sertleşti; iktidar, antidemokratik uygulamalarla muhalefetin hareket alanını daralttı. Eleştirilere ve toplumsal taleplere kulaklar daha fazla tıkandı. Muhalif belediyeler, “silkeleme” söylemiyle baskı altına alındı ve siyasi çekişmelerin hedefi hâline getirildi.
Böyle bir ortamda, on yıl önce sonuç alınmasına katkı sağlayan bir direnişin bugün aynı sonucu doğuracağını varsayamayız.
Bu kez yalnızca bir belediye başkanının itirazına ya da bir siyasi partinin protestosuna bel bağlamak yeterli olmayabilir. Üstelik uluslararası nitelik taşıyan ahşap eserleri küçümseyerek “tahta parçası” olarak gören bir anlayışla ortak bir zeminde buluşmak da kolay değil.
Ancak bütün bunlar, Kurşunlu Külliyesi’nin geleceğini kendi hâline bırakmak için gerekçe olamaz. Tam tersine, daha geniş bir dayanışmaya ihtiyacımız olduğunu gösterir.
Kazım Kurt, siyaseti yalnızca söz söylemekten ibaret görmeyen, gerektiğinde sahaya çıkan, itiraz eden ve mücadele eden bir eylem adamı. Bugün de elindeki hukuki imkânlarla mücadele ediyor. Fakat bu mücadelenin sonuç alabilmesi için kentin çok daha geniş bir kesiminin desteğine ihtiyaç var.
Eskişehir’in bütün bileşenlerine sorumluluk düşüyor. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sendikalar, mahalle muhtarları, kent konseyleri, esnaf temsilcileri, turizmciler, sanatçılar, akademisyenler ve siyasi partiler bu meseleyi kendi meseleleri olarak görmeli. Şehrini seven, kamu yararını gözeten bürokratlar da tarihî mirasın, sanatın ve kültürün korunması için sorumluluk üstlenmeli.
Bugün yapılması gereken, Kazım Kurt’un başlattığı itirazı bütün Eskişehir’e yaymak ve ortak bir kamuoyu oluşturmaktır.
Kurşunlu Külliyesi bir belediye başkanının değil, Eskişehir’in ortak değeridir. Bu nedenle mücadele de bir kişinin ya da partinin sınırlarını aşmalıdır. Şehir Derya Parkı’ndan Hatboyu’na, Millet Bahçesi’nden Kurşunlu Külliyesi’ne uzanan tartışmalarda aynı kayıpları yeniden yaşamak istemiyorsak bugün sesimizi birlikte yükseltmeliyiz.
Çünkü bir kentin değerlerine sahip çıkmak, o kentte yaşayan herkesin sorumluluğudur. Kurşunlu Külliyesi için şimdi Eskişehir’in birlikte hareket etme zamanıdır.
YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR