Yeni Parti’de ilçe başkanlıkları için gerçekleştirilecek ön seçimlere artık saatler kaldı.
Son günlerde bu köşede üye iradesinden, ön seçimlerden, emekten ve parti içi demokratik süreçlerden söz ettim. Farklı görüşler dile getirildi, eleştiriler yapıldı. Bunların tamamı siyasi hayatın doğal parçası.
Şimdi ise bütün bunların tamamlayıcısı olan başka bir başlığa dikkat çekmek gerekiyor: Sandığa ve üyenin iradesine güven.
Demokrasinin en temel şartlarından biri, insanların kullandıkları oyun güven içinde olduğunu bilmeleridir. Hele ki yöneticilerini kendi üyelerinin oylarıyla belirlemeyi tercih eden bir siyasi yapıda, bu güven daha da önemlidir.
Bu nedenle seçim güvenliği konusunda üstü kapalı da olsa şüphe yaratacak ifadelerin, imaların veya tartışmaların Yeni Parti’de karşılık bulmaması gerekir.
Çünkü sandık sonucuna güvenmek, yalnızca sonuç istediğimiz gibi olduğunda gösterilecek bir tutum değildir. Sandığa güvenmek, üyeye güvenmek ve çıkan sonuca saygı duymaktır.
Elbette herkesin seçim sürecine ilişkin soru sorma, itiraz etme ve varsa somut bir usulsüzlüğü dile getirme hakkı vardır. Demokratik süreçlerin güvencesi de zaten budur. Ancak somut bir dayanak ortaya koymadan seçim güvenliği üzerinden kuşku oluşturmak, en başta üyelerin iradesine haksızlık olur.
Burada unutulmaması gereken önemli bir ayrıntı var. Bu seçim, partinin kendi üyelerinin oy kullandığı bir ön seçim. Her adayın sandıklarda görevlendireceği gözlemciler olacak ve oyların kullanılması, sayılması ve sonuçların belirlenmesi bu kişiler tarafından takip edilecek.
Üstelik sandıkların başında bulunacak insanlar, farklı adayların gözlemcisi olarak bulunsalar da birbirlerine yabancı değiller. Bu insanların önemli bir bölümü yıllardır aynı siyasi mücadelede yan yana, kol kola siyaset yapan insanlar.
Bunun yanında genel başkanın şehrimizdeki temsilcisi olan il başkanı, genel merkezden gelecek temsilciler ve seçim sırasında orada bulunacak parti yöneticileri de sürecin sağlıklı işlemesine katkı sunacak.
Böyle bir ortamda, Yeni Parti’nin ilk demokrasi şöleni olması gereken bir seçime daha gerçekleşmeden kuşkuyla yaklaşmak, bu partinin kuruluşuna giden yolla ve ortaya koyduğu iddiayla çok da uyuşmuyor.
Sonuç ne olursa olsun, pazartesi günü artık hepimizin önünde aynı görev olacak: Yeni Parti’nin kuruluş amacı doğrultusunda, iktidar olma mücadelesine kenetlenerek devam etmek.
Bugün farklı adayları destekleyebilir, farklı fikirleri savunabiliriz. Ancak seçim bittiğinde hepimiz aynı çatının ve aynı mücadelenin parçasıyız.
Pazar günü herkes kendi tercihini yapacak. Pazartesi günü ise hepimizin önünde aynı yol olacak.
Sandıkta yarışacağız, sandıktan sonra birlikte yürüyeceğiz.
Sandığa güvenelim, üyeye güvenelim. Sonuç ne olursa olsun, birbirimize güvenimizi kaybetmeyelim.