Demokrasinin en temel kuralıdır: Oy arttıkça temsil gücü artar.
Seçmen size daha fazla oy veriyorsa daha fazla belediye, daha fazla milletvekili, daha fazla meclis üyesi kazanırsınız.
Peki Türkiye’de bugün ne oluyor?
Tam tersi…
İktidarın oyu anketlerde her geçen gün düşüyor ama elindeki belediye sayısı, milletvekili sayısı artıyor.
Sandıkta kaybedilen belediyeler, siyasi transferlerle, görevden almalarla, tutuklamalarla, başkanvekili seçimleriyle ve yargı süreçleriyle birer birer el değiştiriyor.
Bunun adı demokrasi olamaz. Hele hele buna ‘’başarı hikayesi’’ demek hiç mümkün değildir. Çünkü demokrasi, sandıkta kazanmayanın başka yollarla kazandığı bir sistem değildir.
2024 yerel seçimlerinde seçmen önemli bir mesaj verdi. CHP, Türkiye genelinde birinci parti oldu. Yıllardır AK Parti yönetiminde bulunan çok sayıda belediye muhalefete geçti.
Seçmen iradesini ortaya koydu. Fakat seçimlerin üzerinden geçen zaman içerisinde başka bir tablo oluşmaya başladı. Cumhurbaşkanı’nın belediyeleri silkeleyin talimatıyla, muhalif belediyelere operasyonlar başladı. Yetmedi sıra CHP’nin kurumsal kimliğine geldi. Sonrası malum…
Bu süreçte partilerinden istifa edip AK Parti’ye katılan belediye başkanları olduğu gibi, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden uzaklaştırılması sonrasından el değiştiren belediye yönetimleri de oldu.
Bursa’da Mustafa Bozbey’in yerine Ak Partili başkanvekili seçildi. Yüreğir’de iki kez başkanvekilliği seçimi yapıldı, ikisi de mahkeme kararıyla iptal edilerek yargı kararıyla Ak Partili Tarık Özünal’a başkanlık verildi.
Şimdi de Üsküdar…
2024’te seçmenin iradesiyle belediye başkanı seçilen Sinem Dedetaş tutuklandı ve görevden uzaklaştırıldı. Ardından yapılan başkanvekilliği seçimi mahkeme kararıyla iptal edildi. Yenilenen seçimden önce Yeni Partili meclis üyeleri tutuklandı, transferler yapıldı, baskı, tehdit, müdahalelerle 500 bin Üsküdarlının iradesi hiçe sayılarak belediye yönetimi iktidar partisine verildi.
Bugün ortaya çıkan tablo gerçekten düşündürücü. İktidarın oy oranı düşüyor fakat iktidarın yönettiği belediye sayısı artıyor.
Türkiye’nin demokrasi açısından tartışması gereken mesele budur. Çünkü bir ülkede iktidar, seçmenin desteğini kaybettiği halde siyasi gücünü artırıyorsa burada demokrasiden bahsetmek artık mümkün değil. Siyasetin matematiği böyle çalışmaz. Demokrasinin matematiği hiç böyle çalışmaz.
Oy düşüyorsa temsil düşer. Bunun dışındaki her denklem, demokrasi açısından çok ciddi bir alarmdır. Ve bugün zafer çığlıkları atanlara da hatırlatmak gerekir; Vatandaşın iradesini yok sayarak kazanılan her siyasi avantajın bir bedeli olur…
(Yenigün Gazetesi'nden alıntıdır.)