AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerine karne vermiş.

Notu da kırık:

“Karneleri oldukça zayıf.”

İyi de…

Bir dakika!

Bu karneyi kim veriyor?

Belediyeleri elbette eleştirebilirsiniz. Kamu kaynaklarının hesabını sorabilirsiniz. İddiaları gündeme getirebilirsiniz. Yanlış gördüğünüz her uygulamayı sorgulayabilirsiniz.

Bunda hiçbir sorun yok.

Sorun, karne dağıtanın kendi karnesini masanın altına saklamasında.

Çünkü Eskişehir’de karneyi AK Parti İl Başkanlığı vermiyor.

Karneyi sandık veriyor.

Hem de öyle kapalı devre toplantılarda değil.

Beş yılda bir milyonlarca seçmenin önüne konulan sandıkta…

Eskişehirli, AK Parti’nin adaylarını yeterli bulsaydı oyunu verirdi.

Vermedi.

O halde önce şu soruyu sormak gerekmez mi?

AK Parti Eskişehir’de neden yıllardır seçim kazanamıyor?

Belki de teşkilat, cevabı kendi toplantılarında değil, seçmenin hayatında aramalıdır.

Çünkü Eskişehir’in de Ankara’ya soracağı birkaç soru var.

Ankara-İzmir YHT hattı neden Eskişehir’den geçirilmedi?

Bursa-Eskişehir YHT neden yıllardır tamamlanamadı?

Gemlik-Eskişehir demiryolu bağlantısı neden çeyrek asırdır bekliyor?

Eskişehir’in transit ulaşımını rahatlatacak otoban bağlantısı neden 25 yıldır bitmeyen bir hikâyeye dönüştü?

Tıp Fakültesi Hastanesi neden çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yenilenemedi?

Afet riski taşıyan alanlarda merkezi yönetimin desteği neden istenen düzeye ulaşmadı?

Sanayisi, üniversiteleri, nitelikli insan gücü ve ihracat potansiyeliyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olan Eskişehir’de neden yıllardır güçlü bir ihtisas organize sanayi hamlesi ortaya konulamadı?

Bunların faturası da belediyelere mi kesilecek?

Yoksa Ankara’nın karnesine de birkaç soru işareti koymak gerekmiyor mu?

Üstelik mesele yalnızca AK Parti’ye de özgü değil.

Siyasetin genel hastalığı bu:

Kendi karnesine bakmadan başkasına not vermek.

Oysa seçmen artık broşürlere değil, sonuçlara bakıyor.

Yol istiyor.

Ulaşım istiyor.

Hastane istiyor.

Sanayi istiyor.

İstihdam istiyor.

Depreme hazırlık istiyor.

Çocuğunun geleceğini istiyor.

Ve doğal olarak şunu soruyor:

“Bunca yıl iktidarda kaldınız, benim kentimde neyi değiştirdiniz?”

Kapalı salonlarda toplanıp birbirine başarı hikâyeleri anlatmak kolay.

Kendi teşkilatına kendi projelerini anlatmak kolay.

Kendi aralarında konuşup kendi aralarında alkışlamak da kolay.

Ama sokağa çıkıp esnafa, sanayiciye, öğrenciye, emekliye, deprem korkusuyla yaşayan yurttaşa sormak zor:

“Sizce biz başarılı mıyız?”

İşte gerçek karne orada.

Belediyeler hesap vermeli.

Ama Ankara da hesap vermeli.

Çünkü kamu yönetiminde hesap sormak tek yönlü bir yol değildir.

Hesap soruyorsanız, hesap vermeye de hazır olacaksınız.

Şair Eşref bugün yaşasaydı belki şöyle derdi:

Karne dağıtmak kolaydır beyler; asıl mesele, kendi karnenizi millete okutabilmektir.

Eskişehirli o karneleri yıllardır okuyor.

Notunu da sandıkta veriyor.

Üstelik kırmızı kalemle!