Yarın 15 Temmuz...FETÖ’ye karşı kazanılan o destansı zaferin onuncu yıl dönümü. Tam on yıl geçti o karanlık gecenin üzerinden...

On yıllar, yüz yıllar geçse de vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanmak istenen kirli oyunlar hiç bitmedi, bitmeyecek de. Hâlâ düzenlenen operasyonlarla gerek kamuda gizlenmeye çalışan gerekse firari FETÖ mensuplarının zaman zaman adalete teslim edildiğine şahit oluyoruz.

Şunu aklımızdan asla çıkarmamalıyız: Bu vatan toprakları üzerinde emperyalist emeller var olduğu sürece, FETÖ gibi terör örgütlerinin ve ihanet şebekelerinin ardı arkası hiçbir zaman kesilmeyecektir. Birinin adı biter, diğeri başka bir kılıkta, başka bir maskeyle karşımıza çıkar. Bu sebeple su uyur düşman uyumaz misali, milletçe her daim çok uyanık olmak, tehlikeyi önceden sezmek zorundayız.

Hatırlayalım; o hainler, 15 Temmuz gecesi suret-i haktan görünerek istiklalimize ve istikbalimize kastettiler. Milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedef alarak kanlı bir senaryoyu sahneye koydular.

Bu noktada, “yiğidi öldür ama hakkını yeme” sözünü bir kez daha hatırladım.

FETÖ denilen bu karanlık yapının gerçek yüzünü 30 yıl önce konuşmalarıyla ve yazılarıyla ilk ortaya koyanlardan biri merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız olmuştur. O’nu bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum.

Baş Hocamız, yıllar evvel Fetullah Gülen’in misyonerlik faaliyetlerine çanak tuttuğunu, papanın ayağına gidip Müslümanları şikayet eden mektubunu, "dinler arası diyalog" aldatmacasını ve daha birçok sinsi planı açık açık ifşa etmişti. Korkmadan, son nefesine kadar anlattı. Maalesef o günlerde bu uyarılara yeterince kulak verilmedi.

Şimdi çevrenizde FETÖ’ye sövüp sayanlar çoğaldıysa, dünü unutmayın. Bir zamanlar “Ne var canım, diyalog diyor, hoşgörü diyor, hizmet ediyor” diyerek onun safında yer alanlar, güç ve menfaat peşinde koşanlar çoktu. Bu millet olarak en zayıf yönlerimizden birisi.

İşte tam da o dönemde, gerçeği haykıran birkaç vicdanlı, vatansever kalemden biriydi Haydar Hoca. Bu satırların yazarı olarak bizler de onun uyarılarıyla 30 yıl öncesinden bu zehre karşı aşılıydık.

Bu süreçte bir kez daha hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyoruz.

Yarına Not: Yeni FETÖ'ler Görmemek İçin Neler Yapmalıyız?

Bu topraklarda ihanetin kökünü kurutmak ve aynı acıları bir daha yaşamamak için devlet ve millet olarak almamız gereken hayati önlemler var:

Birkaç başlıkta bunu yazmak gerekirse;

· Liyakat Esas Alınmalı: Devletin tüm kademelerine yapılacak atamalarda sadece ehliyet, liyakat ve vatan sevgisi temel alınmalıdır. Belirli gruplara aidiyetler değil, yetkinlik ve devlete sadakat ön planda tutulmalıdır.

· Fikirlerle Mücadele Edilmeli: FETÖ ve benzeri yapıların sadece silahlı ya da finansal kollarıyla değil, fikirsel ve sosyal altyapılarıyla da köklü bir mücadele yürütülmelidir. Çarpık ve istismarcı dini yorumlara karşı, sahih dini bilgi devlet eliyle yaygınlaştırılmalıdır.

· Şeffaflık Sağlanmalı: Tüm kurumlar, vakıflar, dernekler ve sivil yapılar şeffaf olmalı, devletin denetim mekanizmaları tavizsiz bir şekilde etkin işletilmelidir.

· Toplumsal Bilinç Diri Tutulmalı: Medya ve eğitim aracılığıyla halk sürekli uyanık tutulmalıdır. “Bir daha yaşanmasın” diyorsak, unutmamalı ve kesinlikle unutturmamalıyız.

· Nesillerin İnşası ve Eğitim: En kritik nokta burasıdır. Aklını bir başkasına kiraya veren, körü körüne biat eden güruhlar yerine; fikri hür, vicdanı hür, Atatürkçü, vatanına ve bayrağına yürekten bağlı, aynı zamanda dini duyguları ve ahlaki temelleri sağlam nesiller yetiştirmek zorundayız. Böyle donanımlı bir gençlik yetiştirmek, önce her anne babanın, ardından da devletimizin en kutsal, en asli görevidir. Milli ve manevi değerlerimiz; istismar edilmeden, doğru ve temiz bir şekilde sahiplenilerek genç kuşaklara aktarılmalıdır.

Netice olarak 15 Temmuz, sadece bir gecelik bir direniş değil; asırlardır süren bağımsızlık mücadelesinin, Türk milletinin ferasetinin bugünkü yankısıdır.

Ama unutmayalım: Dünü bilmeyenler, dünden ders almayanlar, yarının ihaneti karşısında savunmasız kalır. O yüzden biz; unutmadan, unutturmadan; daima uyanık, daima bilinçli ve daima diri kalmaya devam edeceğiz.