Hayatta bazı anlar vardır ki ne fotoğraf karelerine sığar ne de kelimeler onları tam anlamıyla anlatabilir. O anlar, insanın ömrü boyunca yüreğinde taşıdığı en kıymetli hatıralara dönüşür.

Bir baba için bu fani dünyadaki en büyük zenginlik; bana göre evladının makam sahibi olması değil, önce iyi bir insan olarak yetişmesi, ahlaklı olması, vatanını ve milletini sevmesi, topluma faydalı bir birey olarak hayata hazırlanmasıdır.

Başarı, işte o sağlam karakterin üzerine inşa edildiğinde gerçek anlamını bulur.

Biz de yıllarca bunun hayalini kurduk.

Evladımız Emre'nin çocukluğundan itibaren verdiği mücadeleyi doğal olarak en yakından yaşayanlardan biri oldum. Arkadaşları gezerken, tatiller yaparken, uzun yaz akşamlarının tadını çıkarırken o masasının başındaydı.

Nice uykusuz geceler... Nice fedakârlıklar... Nice vazgeçişler...

Bugün elde ettiği diplomanın arkasında yalnızca yedi yıllık tıp eğitimi değil, çocuk yaşlardan itibaren verilen büyük bir emek, sabır ve alın teri vardır.

Hiç unutmuyorum... Yıllar önceydi…

Sarıcakaya'da geçirdiğimiz bir bayramdı.

Lise üçüncü sınıfta okuyordu. Bayramın sadece ilk günü aile büyüklerini ziyaret etti, büyüklerinin ellerini öptü. Ertesi sabah ise kimse fark ettirmeden valizini hazırladı ve "Baba benim dönmem gerekiyor, ders çalışacağım." diyerek Eskişehir’e geri döndü.

O yaşta birçok genç bayram tatilinin keyfini çıkarırken, o geleceğini inşa etmeyi tercih etmişti.

İşte başarı bazen tam da böyle sessiz kararların sonucudur.

Azmi, disiplini ve çalışkanlığı onu Türkiye derecesine taşıdı. Üniversite sınavında elde ettiği büyük başarıyla yıllardır hayalini kurduğu tıp fakültesini kazandı.

Aradan geçen yedi yılın ardından bu kez ailece İstanbul'daydık...

Koç Üniversitesi'nin görkemli kampüsünde, adeta bir bilim şölenini andıran mezuniyet töreninde binlerce insan aynı heyecanı paylaşıyordu. Salonun ışıkları, akademisyenlerin cübbeleri, ailelerin umut dolu bakışları ve genç doktorların yüzlerindeki tebessüm...

Her ayrıntı unutulmayacak kadar güzeldi.

Türkiye'nin en kıymetli bilim insanlarının tevazu dolu konuşmaları, öğrencilerine duydukları güven ve verdikleri eğitimin kalitesi gerçekten her türlü takdirin üzerindeydi.

Sonra beklenen an geldi...

Genç doktorların isimleri tek tek okunup diplomalarını almak için sahneye hocalarıyla birlikte davet ediliyordu.

Her isim salonda ayrı bir alkışla karşılanıyordu.

Ve anosscu kız önce “Dr.Emre Turhan’a diplomasını vermek üzere hocası Prof.Dr.Emre Balık’ı davet ediyorum” sözleri salonda yankılandı.

İşte o an...

Yıllardır biriktirdiğim bütün duygular aynı anda yüreğimden gözlerime yürüdü.

Kirpiklerimin ardında titreyen gözyaşlarına engel olamadım. Elimde değil!

Çünkü o kürsüye yürüyen yalnızca oğlum değildi.

Onunla birlikte yılların emeği yürüyordu.

Sabahlara kadar yanan çalışma lambası yürüyordu.

Fedakârlıklar yürüyordu.

Dualar yürüyordu.

Anne ve babasının umutları yürüyordu.

Ve nihayet bir hayal….Diplomasını dünyaca ünlü cerrah Prof.Dr. Emre Balık Hoca’sının elinden alıyordu.

Tam yedi yıl önce yine aynı salondaydık.

O gün, oğlumuzu büyük umutlarla üniversiteye emanet etmenin heyecanını yaşıyorduk.

Bugün ise aynı salondan genç bir doktorun ailesi olarak ayrılıyorduk.

İki tören arasında geçen yedi yıl, aslında bir ömrün özeti gibiydi.

Bu vesileyle Emre'nin eğitim hayatında emeği geçen başta ilkokul öğretmeni Ramazan Karabıçak’a, Ortaokul ve Lise için Atayurt Okulları ailesine, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin birbirinden değerli hocalarına, başarı bursu ile ödüllendiren kişi ve kurumlara ve bugünlere gelmesinde katkısı bulunan herkese ailem adına gönülden teşekkür ediyorum.

Onlar yalnızca doktor yetiştirmediler.

Vicdan sahibi, insan hayatına dokunacak hekimler yetiştirdiler.

Rabbim bu güzel duyguyu evlatları için emek veren, gecelerini gündüzlerine katan, duaları hiç eksilmeyen bütün anne ve babalara nasip etsin.

Sevincimizi telefonlarıyla, mesajlarıyla ve samimi dualarıyla paylaşan bütün akrabalarımıza, dostlarımıza ve arkadaşlarımıza da en kalbi teşekkürlerimizi sunuyorum.

Çünkü mutluluk paylaşıldıkça büyüyor.

Ve bugün biliyorum ki...

Bir babanın eline aldığı en değerli diploma, aslında evladının elindeki diplomadır.

Allah yolunu açık, vicdanını diri, mesleğini bereketli eylesin.

Beyaz önlüğün hiç kirlenmesin oğlum...

Milletine şifa, vatanına fayda, insanlığa umut ol.

İşte o zaman, bugün döktüğümüz gözyaşları ömrümüzün en güzel duası olarak kalacaktır.