Karadeniz’in hırçın dalgaları, Trabzon’un dik yamaçlarına ve sarp kayalıklarına büyük bir gürültüyle çarpıp köpürürken, bu kadim şehirde rüzgâr bile bir başka eser: Bordo ve mavi...
Dağların kucağında denize yaslanan, yağmurun toprağa düştüğü her an yeşilin binbir tonunu sergileyen, insanının samimiyeti ve öfkesi aynı derecede sahici olan bu şehirde futbol, hiçbir zaman sadece 90 dakikalık bir oyun olmamıştır. Sokak aralarında koşturan çocukların terli formalarında, esnaf lokantalarında kaynayan çay kazanlarının etrafında, balıkçı barınaklarında ve hayatın aktığı her damarda Trabzonspor vardır.
Trabzon’da sabah güneşi doğduğunda, demli bir çayın yanında konuşulan ilk mesele çoğu zaman Trabzonspor’un dünü, bugünü ve yarınıdır. Çünkü bu kulüp, tıpkı Anadolu’nun bağrında atan Eskişehir ve Eskişehirspor sevdası gibi, bir aidiyetin, bir duruşun ve boyun eğmezliğin en somut simgesidir.
Türkiye’de futbol denildiğinde yıllarca medya ve belirli kesimler “Üç Büyükler” hegemonyasını dayatmaya çalıştı. Oysa Anadolu’nun futbol tarihine şöyle bir uzaktan bakıldığında, Eskişehirspor’un ve Trabzonspor’un İstanbul şatafatına karşı yükselttiği o isyan bayrağının ne kadar onurlu, ne kadar gür olduğu görülür.
Bordo-mavi renkler, Anadolu’nun futbol sahnesindeki en kararlı ihtilalidir.
Ben de bir Karadenizli refleksiyle, bu asi ve onurlu ruha, komşu ilimiz Trabzon’un takımına gönül verenlerdenim. Yakın çevremde, hatta ailemin tam merkezinde İstanbul takımlarını tutan, o renklerin peşinden giden birçok kişi var.
Aile toplantılarında, dost meclislerinde çoğu zaman azınlıkta kalıyorum. Ama bulunduğum hiçbir ortamda, bordo-mavi sevdamı haykırmaktan, o formanın ağırlığını savunmaktan bir an olsun çekinmedim.
Anlayacağınız, ben dalgalara karşı durmayı seven, bordo-maviye adanmış bir taraftarım. Şimdilerde evimizde bu sevda yalnızca benim omuzlarımda değil. Küçük oğlum Haktan Hasan da kalbini Trabzonspor’a kaptırdı.
Dolayısıyla bugünlerde bizim evin tek bir gündemi var: Dünya futbolunu sarsan o tarihi imza, yılın hatta on yılın transferi Muhammed Salah!
Peki, nasıl olmasın? Trabzonspor’un gerçekleştirdiği bu sarsıcı transferi, yalnızca yetenekli bir futbolcunun kadroya katılması gibi sığ bir çerçeveden değerlendiremeyiz.
Bu hamle, Trabzonspor’un küresel futbol arenasındaki iddiasını, vizyonunu ve o bitmek bilmeyen fırtınasının şiddetini tüm dünyaya ilan eden devasa bir gövde gösterisidir.
Yıllarca Premier Lig’in o baş döndürücü temposunda, Liverpool’un efsanevi çimlerinde Muhammed Salah’ı, yani "Mısır Kralı"nı hayranlıkla takip eden bizler, şimdi o sihirli sol ayağın Karadeniz’in fırtınalı havasında raks edişini izleyeceğiz.
Türkiye topraklarına geçmişte de büyük yıldızlar, şöhretli kramponlar ayak bastı. Ancak kariyerinin zirvesine yakın, küresel çapta bir ikon haline gelmiş böylesine dev bir ismin yarattığı heyecan tsunamisi, futbolun sınırlarını çoktan aşıp ülkenin sosyolojik bir gerçeği haline geldi.
İmza töreninde stadyumu hınca hınç dolduran binlerce insanın tek bir ağızdan yeri göğü inleterek söylediği “Allah… Allah Muhammet Salah” tezahüratları, bu şehirdeki tutkunun ateşle buluştuğu andı. Salah’ın kıvrak çalımları, jeneriklik golleri ve sahadaki o lider duruşu artık sosyal medya manşetlerini Trabzonspor armasıyla süsleyecek.
Bu transferin şehre dokunuşu sadece yeşil sahayla sınırlı kalmayacak. Salah, dünya çapında tanınan bir marka. Onun Trabzonspor forması giymesi, milyonlarca futbolseverin, uluslararası spor medyasının ve global sponsorların gözünü doğrudan Trabzon’a çevirecek.
Daha ilk haftadan kulüp tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir hızla tükenen kombine biletleri, mağazalarda yok satan formalar, yaklaşan ekonomik sıçramanın ilk müjdecileridir.
Dünyanın dört bir yanından Salah’ı izlemeye gelecek turistler sayesinde Trabzon’un tarihi dokusu, Uzungöl’ü, Sümela’sı ve eşsiz doğası hak ettiği küresel tanıtıma kavuşacaktır.
Trabzon’u ve Trabzonspor’u birkaç paragrafa sığdırmak imkânsızdır. Bu şehir, takımı kazandığında sokaklarında bayram havası esen, insanının gözlerinin içi gülen; kaybettiğinde ise üstüne ağır, gri bir sessizlik çöken bir şehirdir.
Bize göre bordo-mavi forma sadece sahada değil; çocukların umutlarında, yaşlıların hatıralarında taşınır. Şimdi bu eşsiz kalp atışına, dünya futbolunun en büyük yıldızlarından biri eşlik ediyor. Bu rüyayı gerçeğe dönüştüren, vizyonuyla şehri kanatlandıran Trabzonspor yönetimini yürekten kutluyorum.
Karadeniz’in hırçın dalgalarına artık Salah’ın coşkusu karışıyor. Bordo-mavi sevdamız şimdi çok daha küresel, çok daha güçlü.
Ve bizim evde maç saatleri, oğlum ile birlikte artık çok daha heyecanlı geçecek!
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)